Mirasçı bırakmadan vefat eden kişinin mallarının Hazineye kalacağı -Bu yerler hakkında «kazandırıcı zamanaşımı» hükümlerinin uygulanamayacağı -
Dava dilekçesinde, TC vatandaşı ile yabancı devlet vatandaşının aynı kişiler olduğunun tespiti istendiğine göre; davanın nüfus davası olduğu ve davacının eldeki davayı açmadan önce idari makamlara başvuru zorunluluğunun bulunmadığı, buna göre; somut olaydaki iddia ile ilgili olarak DNA araştırması yaptırıp, alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Anlaşma belgesine konu edilen alacaklar bakımından, arabuluculuk süreci başlamadan önce taraflar arasında uyuşmazlık çıktığına yönelik herhangi bir delil bulunmadığı, ayrıca, davacının çalışmasının ... tarihine kadar kesintisiz devam ettiği, uyuşmazlık konusu anlaşma belgelerinin tamamının iş sözleşmesi devam ederken düzenlendiği ve anlaşma belgelerinin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü bağlamında geçerli birer arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı-
8. HD. 12.03.2019 T. E: 2017/11079, K: 2559-
Davalının, velayeti, boşanma kararının ardından annesine verilen davacıya reşit oluncaya kadar iştirak nafakası, reşit olduktan sonra ise yardım nafakası ödemekle yükümlü kılındığı ve bu bakım borcunun davalı tarafından yerine getirildiği- Davalı babanın çocuğu olan davacının kişilik değerlerine yönelik hukuka aykırı bir davranışta bulunduğuna ilişkin somut bir delil bulunmadığı- Davalı baba ve davacı çocuğun arasında fiili olarak duygusal ve kişisel bir ilişkinin tesis edilememesi, davalı babanın çocuğuna karşı ilgisiz kalmasının duygusal ve ahlaki değerlerle ilgili olduğu ve manevi tazminat gerektiren durumlardan olmadığı- İlk derece mahkemesi ve bölge adiye mahkemesinin manevi tazminata hükmeden kararlarının isabetli bulunmadığı-
Davacı tarafın, davalıların elektrik aboneliğinin kurulu bulunduğu yerde muvazaalı kullanım yaptıklarının ve davalı muvazaasının tespitine karar verilmesini talep etmiş ise de; eda davası (zararın tazmini) ile davalılardan hakkını talep edebilecekken, aynı zamanda işlemlerin muvazaalı olduğunun tespitini talep edilmesinde meşru ve güncel bir hukuki yarar bulunmadığı-
Davacı tarafça öncelikle sözleşmenin uyarlanması, mümkün olmadığı taktirde tazminat talep edilmiş olup, davacının ilk talebi yönünden HMK. mad. 389/1 'in koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken davacının terditli tazminat talebinin ön plana alınarak, itirazın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Alacak davası-
Haciz tarihi itibariyle taşınmaz malikinin şikâyetçi üçüncü kişi olduğu, bu taşınmaz üzerinde ilerde borçlu lehine doğacak bir hakkın haczi mümkün olmadığı, borçlu ile şikâyetçinin düzenlediği kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak, ileride koşullar tahakkuk ettiği taktirde, borçlu adına tescili yapılacak yer için haciz konulması usulsüz olduğu, şikâyetçinin tapu kaydı malikin olması nedeniyle şikâyette hukuki yararı bulunduğu mahkemece, şikâyetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi isabetli olduğu-
Şikayetçinin ihalenin feshi istemi zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddedileceğinden aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmekle beraber anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekeceği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
