Çift taraflı trafik kazası sonucu oluşan araç pert bedelinin belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı-
TMK. 712 uyarınca açılan davada mahkemece, dava konusu üzerinde imar-ihya çalışmalarına hangi tarihte başladığını tespit edeceği, ne şekilde taşınmazı imar-ihya ettiğini ve imar-ihya işlemlerini hangi tarihte tamamlandığını sorup belirleyeceği, imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar önceki zilyet M. Dere ile taşınmazı satın alarak zilyet olan davacının zilyetlik sürelerinin iktisap için yeterli olup olmadığı ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddesi hükümleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vereceği-
Menfi tespit davası-
Takipte taraf sıfatına haiz olmayan kişi ya da kişilerin, mevcudunun tespiti veya 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri niteliğinde olan bilgilerin elde edilmesi amacıyla herhangi bir araştırma, sorgulama veya inceleme yapılamayacağı-
Limited şirketin ihyası istemi-
Konkordato talep eden borçlu şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden karar verilemeyeceği-
Davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davacının 2000 yılında davalı şirkete para yatırdığı buna karşın eldeki davanın 2013 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek Mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK. 170/IV uyarınca alacaklıya para cezası verilmemiş olmasının, borçlu tarafından temyiz konusu yapılamayacağı—
Birden fazla alacaklı bulunması ve ihale bedelinin alacağı karşılamaması durumunda, İİK'nın 140. maddesi gereğince sıra cetveli yapılması gerektiği, somut olayda, icra dairesinin 08.08.2024 tarihli kararı ile satış bedeli paylaştırılan taşınmazda, satış tarihi itibariyle sadece şikayet olunanın haczi bulunup, satış bedelinden şikayet olunanın alacağı ödendikten sonra, kalan satış tutarının şikayetçi borçluya iadesine karar verildiği, icra dairesinin 08.08.2024 tarihli kararı sıra cetveli olmayıp, söz konusu işlem karar başlığında belirtildiği gibi satış sonrası paylaştırma kararı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin işlemi sıra cetveli ve derece kararı olarak nitelendirmesinin doğru olmadığı, diğer taraftan şikayetçinin, taşınmazın güncel tapu kaydındaki takyidatlar ile hacizlerin düşüp düşmediği dikkate alınarak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, şikayetçi borçlunun başkaca hacizlerin varlığı araştırılarak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiği isteminde hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle mahkemece HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğundan şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, icra dairesinin sıra cetveli düzenlemediği ve taraf sıfatının da şikayet şartı olmayıp itiraz olduğu gözetilmeden aktif husumet yokluğu nedeniyle şikayetin usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
