Katkı payı ve katılma alacağı davalarında ayın (mülkiyet) istenemeyeceği-
Davacı, tapu kaydında …'nin mirasçısı olduğunun tespitini istemişse de anılan veraset ilamıyla davacının mirasçı olduğunun anlaşıldığı sözü edilen belgeyle tapuda işlem yaptırabileceği, aksi takdirde ve bir uyuşmazlık çıkması durumunda hukuki sebebi açık ve doğru şekilde belirtilmek suretiyle yeniden dava açılabileceği-
6 aylık itirazın kaldırılması davası açma süresinin itirazın alacaklıya tebliği ile başlayacağı- Borçlunun "itirazın iptali için davası açmak adına arabuluculuk süreci işleten alacaklının itirazdan haberdar olduğunu" ilişkin savunmasına itibar edilmediği-
22. HD. 13.02.2019 T. E: 2017/15509, K: 3107-
Davacının çalışma süresi, ücreti, talep edilen alacaklara hak kazanılıp kazanılamadığı, alacakların hesabı, zamanaşımı ve vekâlet ücreti-
Kamu görevlisinin idareye verdiği dilekçede kullandığı ifadelerden dolayı disiplin cezası ile cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği-
Borçlu şirketin tebligat yapılan adresi bilahare değiştirilmiş ve bu değişiklik ticaret sicil gazetesinde tebliğ tarihinden sonra ilan edilmiş olduğundan ve değişiklik, TTK. mad. 36 uyarınca, üçüncü şahıslar hakkında ticaret sicil gazetesinin yayım tarihinden sonra hüküm ifade edeceğinden, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunun kabulü ile borçlu şirketin isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-
Covid 19 salgını sonrası dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekonomik durgunluk, üretim süreçlerindeki yavaşlama sonunda fiyatlarda meydana gelen ani, orantısız yükselişle birlikte paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği- Asıl olanın malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup, malın salt muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamayacağı- Kanun koyucu aksini murat etmiş olsaydı, muhammen değerin üzerindeki satışlarda ihalelerin feshedilemeyeceğini düzenlemiş olacağı-
Taraflar arasında zorunlu deprem sigortası sözleşmesinin yazılı delili olan, dosya içerisinde bulunan poliçede sigorta bedelinin 256.360,00 TL olarak belirlendiği ve her bir hasarda %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, davalının muafiyet düşüldükten sonra kalan sigorta bedelinin tamamını davacıya ödediği, TTK 1461. maddesi ve Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları B.3.1 maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun poliçede yazılı sigorta bedeli ile sınırlı olduğu anlaşılmakla, başvurunun reddi gerektiği-
İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgilinin kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığından ve ihalenin muhammel bedelin üzerinde gerçekleşmiş olduğundan şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmadığı ve istemin reddedilmesi gerektiği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.