696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti- Toplu iş sözleşmesinden hangi tarihten itibaren yararlanabileceği, dava konusu fark ücret alacağının bulunup bulunmadığı ve dava konusu talepler bakımından somutlaştırma yükünün yerine getirilip getirilmediği ile faiz konuları-
Davalı erkeğin cevap dilekçesinde "eşinin fiziksel şiddetine maruz kaldığı" savunmasına dayanmadığı anlaşıldığı, ön inceleme aşaması tamamlanana kadar usulüne uygun bir şekilde ileri sürülmeyen ve davalı tarafça dayanılmayan bu vakıanın, mahkemece kendiliğinden hükme esas alınmasına ve davacı kadına kusur olarak yüklenmesine imkân bulunmmadığı, tanıkların, tarafların ileri sürmediği, uyuşmazlık konusu olmayan bir vakıayı doğrulaması da hâkimi bağlamayacağı, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında gösterdiği delillerden davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, ailesinin müdahalesine sessiz kaldığı, buna karşılık davacı kadının da eşine hakaret ettiği anlaşıldığından evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların her ikisi de kusurlu olmakla birlikte davalı erkeğin kusuru daha ağır olup, belirlenen bu kusur durumuna göre de davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiği-
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir...
Henüz tanıklar dinlenilmeden ve ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinilmeden mahkemece tarafların tanık dinletme hakkının iki ile sınırlandırılması hukuki dinlenilme hakkının ve bu hakkın alt unsurları olan “iddia ve savunma hakkı” ile “açıklama ve ispat hakkı”nın ihlâli niteliğinde olup, adil yargılanma hakkı ile bağdaşmadığı-
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir...
Davacının kapsam dışı personel olup olmadığı ve buna göre davalı Şirket ile .. Sendikası arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı, dava konusu ek ödeme ve sosyal yardımlar talepleri bakımından somutlaştırma yükünün yerine getirilip getirilmediği, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı-
Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait işyerinde çalışmakta olan dava dışı sigortalının 30.11.2002 tarihinde geçirdiği kazada yaralandığı, sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen 28.12.2016 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu ve olayın meydana gelmesinde davalı şirketin %90, dava dışı sigortalı ile diğer davalı E. D.’in ortaklaşa %10 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 12.04.2018 tarihli kararı ile dava dışı sigortalıda meydana gelen meslekte kazanma gücü kayıp oranının %42 olarak belirlendiği, Kurumca sigortalıya geçici iş göremezlik ödemesi ve sağlık harcaması yapılıp sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, bu suretle oluşan Kurum zararının rücuan tazmini talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmış olup davalı şirket vekilinin aşamalarda verdiği dilekçelerinde malûliyet oranının kesinleşmediğini beyan etmekle birlikte malûliyet oranına itiraz etmediği, bu hususun ilk kez temyiz aşamasında ileri sürüldüğü dikkate alındığında direnme kararının yerinde olduğu-
Muvazaa, namı müstear ve tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tasarrufun iptaline ilişkin davanın, tipik tasarrufun iptali davası olmadığı, muvazaanın bir türü olan namı müstear tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tasarrufun iptali ve 2004 Sayılı İİK 283. maddesinin kıyasen uygulanarak asıl borçlu ve kefil yanında diğer davalılar için de haciz ve satış yetkisinin uygulanmasına ilişkin bir dava olduğu- Üçüncü kişilerin borçlulardan bağımsız edindikleri mal ve haklar, muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davasının konusunu teşkil etmeyeceği gibi değişik tarihlerdeki şirket sermaye artırımına gidilmiş olması, tek başına yeterli bulunmadığı- Bilirkişilerin raporlarındaki tüzel kişilik perdesini kaldırması ilkesi uyarınca ortakların sorumluluğuna gidebilecek hallerden olmasına ilişkin mütalaaların hakim için bağlayıcı olmayacağı- Taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile genişletilmiş ve değiştirilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Taraflarca usulüne uygun şekilde ileri sürülen ve dayanılan vakıalar esas alınarak uyuşmazlıkların çözüleceği- Davacının protokolü onaylar mahiyette ..2008 tarihinde davalının imzasını taşıyan belge aldığı iddiasını dava dilekçesinde ileri sürmediği, dava dilekçesinin deliller kısmında bu belgelerin gösterilmediği, delil listesi incelendiğinde açıkça ..2008 tarihli belgelere dayanılmadığı, Özel Dairenin birinci bozma kararı öncesinde yapılan yargılama aşamalarının hiçbirinde bu belgelerden bahsedilmediği dikkate alındığında davanın reddine dair verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu- "Davacının süresinde sunduğu delil listesinde icra dosyasına dayandığı, ..2008 tarihli belgelerin de ilgili dosya içerisinde bulunduğu, böyle olunca direnme kararının bozulması gerektiği" yönündeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.