• “1998 ve 1999 Tasarısı”ndaki Gerekçe

     “Madde 1020 - Yürürlükteki kanunun 928 inci maddesini karşılamaktadır.

    Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak kanunun 970 inci maddesine uygun olarak madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Ayrıca kaynak kanun dikkate alınarak ikinci fıkrada yürürlükteki metinde yer alan ‘Alâkası olduğunu ispat eden’ ifadesi yerine ‘İlgisini inanılır kılan’ ifadesi; üçüncü fıkrada yürürlükteki metinde yer alan ‘tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisine, meçhul olduğu’ ifadesi yerine de ‘tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini’ ifadesine yer verilmiştir.”



  • “1984 Tasarısı”ndaki Gerekçe

     

    ‘Madde 937 - Madde, yürürlükteki kanunun 928. madde-sini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak, kaynak İsviçre Medeni Kanununun 970. maddesine uygun olarak mad-de üç fıkra hâlinde düzenlenmiş ve üçüncü fıkrada yürürlükteki metinde yer alan “tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisine meçhul olduğu” deyimi yerine “tapu sicilindeki bir tescili bilmediğini” deyimi konulmuştur.’:

     

    C. Tapu sicilinin aleniliği

    Madde 937 - Tapu sicili alenidir.

    İlgisini ispat eden herkes tapu kütüğündeki sahifenin ve belgelerin tapu memuru huzurunda kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.

    Kimse tapu sicilindeki bir tescili bilmediğini ileri süremez.”


  • “1971 Tasarısı”ndaki Gerekçe

     

    ‘1) Terim ve ifade: Terimler yukarıki maddelere uygun duruma getirilmiş, ifade sadeleştirilmiştir.

    2) Biçim değişikliği: Ayrı ayrı üç kuralı kapsayan bu mad- de, İsviçre aslında olduğu gibi üç bağımsız fıkra haline konul-muştur.

    3) Hüküm değişikliği: Bu maddenin ayrı fıkra haline konulan üçüncü cümlesinde (kimse), tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisince meçhul olduğu yolunda bir iddia dermeyan edemez) denilerek, tapu kütüğün bütün unsurları buraya sokulmak suretiyle kural çok geniş tutulmuştur. Ta-sarıda bu maddenin üçüncü fıkrasında bu kural biraz daral-tılarak (yalnız ana kütüğe ve plana) özgülenmiştir; zira ilgili-lerden bütün kanıtlayıcı belgeleri ve yevmiye defterindeki kayıtları öğrenmesi beklenemez. Mesela bir taşınmazı satın alan kimse o taşınmazın, tapudaki ana kütük kaydına göre bir rehin hakkiyle veya başka bir hakla bağlanmış olmadığını öğrenerek onu kendi adına tescil ettirdikten sonra, o taşınmaz üzerinde daha önce bir ipotek kurulmuş olduğunu ve bunun yevmiye defterine geçirildiğini öğrenirse, henüz anakütüğe işlenmemiş bulunan bu ipotek kaydının iyiniyetli bu alıcı hakkında hiçbir etkisi olmamak gerekir. Bir taşınmazı satın alan kimseden anakütükten başka bütün yevmiye kayıtlarının incelenmesi beklenemez. Böyle bir durumda ve olayda, ipoteği yevmiye defterine geçirilip henüz anakütüğe tescil edilmemiş olan ipotekli alacaklı, sonraki iyiniyetli malik aleyhine bir rehin hakkı iddiasında bulunamaz; ancak tapu kütüğünün fena tutulmasından, yani memurun kusuru yüzünden uğramış olduğu zararının tazminini Hazine’den ve dilerse kusurlu memurdan isteyebilir. Başka bir deyimle ipotekle teminata bağlanmış sandığı alacağının böylece teminatsız alacak duruma gelmesi halinde za-rara uğrayan alacaklı hem Hazineden ve hem de kusurlu memurdan tazminat talep edebilir.’:

     

    C. Tapu kütüğünün açıklığı

    Madde 928 - Tapu kütüğü herkese açıktır.

    İlgisini ispat eden kişi kendisince önemi olan sayfaların, bunlara ilişkin belgelerle birlikte, bir tapu memurunun yanında kendisine gösterilmesini veya bunların birer örneğinin verilme-sini isteyebilir.

    Kimsenin ana kütükte ve plânda bulunan bir kaydı bilmediği yolundaki itiraz dinlenmez.”