• “1998 Tasarısı”ndaki Gerekçe

     «Madde 165- Yürürlükteki Kanunun 133 üncü maddesini karşılamaktadır.

    Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddede sözü edilen “ehlihibre” yerine “uzman bilirkişi” kavramı kullanılmıştır. Akıl hastalığı gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporu ile yetinilmeyip, bilirkişinin bu işlerden anlayan uzman bir kişi olması sağlanmıştır.»



  • “1999 Tasarısı”ndaki Gerekçe

     “................. Yürürlükteki Kanunda akıl hastalığı, en az üç yıldan beri devam etmesi ve bu durumun müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hale getirmesi koşuluyla boşanma sebebi kabul edilmektedir. Hastalığın geçmesine olanak yoksa, sağlıklı olan eşi üç yıl gibi uzun bir süre dayanılmaz hayat şartları altında bırakmanın adil olmayacağı düşüncesiyle; akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla boşanma davası açılabileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca akıl hastalığı gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporu ile yetinilmeyip, resmi sağlık kurulu rapo-runun alınması esası benimsenmiştir.”



  • “1984 Tasarısı”ndaki Gerekçe:

    ‘Madde 129- Madde, yürürlükteki Kanunun 133. madde-sini karşılamaktadır. Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber, akıl hastalığının sürmesi gereken süre üç yıldan bir yıla indirilmiştir.’:

    V. Akıl hastalığı

    Madde 129- Eşlerden biri bir yıldan beri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine imkan bulunmadığı uzman bilirkişi rapo-ruyla tespit edilmek şartıyla bu eş boşanma davası açabilir.


  • “1971 Tasarısı”ndaki Gerekçe:

    ‘1) Terim ve ifade : Terimler Anayasaya ve öteki madde-lere uydurulmuş ifade sadeleştirilmiştir.

    2) Biçim değişikliği, yoktur.

    3) Hüküm değişikliği : Bu maddenin yürürlükteki metni boşanma sebebi olarak hastalıklardan yalnız (akıl hastalığı)’nı kabul edip öteki hastalıkların göz önüne almamıştır. Böylece uzun süren ağır hastalıklar dolayısıyla boşanmak isteyenlerin, 134 üncü maddedeki (geçimsizlik) sebebine dayanarak dava açmaları gerekmektedir. Bu ise toplumun sosyal bünyesinde aksaklıklar doğurmakta, özellikle köylerde ve kasabalarda çok evliliklere sebep olmaktadır. Eşlerden biri evlilik ödevlerini gereği gibi yerine getiremeyecek derecede hasta veya sakat olunca, bu yüzden boşanmayan öteki eş, özellikle erkekler bu-nun çaresini imam nikahıyla ve hatta nikahsız olarak başka bir kadın almakta buluyor ve soydanlığı düzgün olmayan çocuklar meselesinin önemli ektenlerinden biri de bu oluyor. Bundan başka kısırlık da aynı sebepler dolayısıyla, çok evliliklere sebebiyet veriyor. Medeni Kanun aile ve soydanlık kurallarını top-lum bünyesinde layıkıyla yerleştirebilmek için bu aksamalara sebep olan kanuni ve sosyal etkenleri ortadan kaldırmalıdır. Bu sebeple 133 ncü maddeye akıl hastalığından başka yine en az üç yıl sürdüğü halde iyileşmemiş olan beden hastalık ve sakatlıklarını ve kısırlığı birer boşanma sebebi olarak eklemek zorunluğu, memleketin sosyal gerçeklerinden doğmaktadır. Kadının veya erkeğin cinsiyet organının evlilik ödevlerini yapamayacak surette olması veya gelişmemiş bulunması bu maddenin kapsamına giren bir sakatlıktır. Bundan başka evlilik ödevleri yalnız cinsi ödevler olmadığından yasanın eşlere yüklediği öteki ödevleri de yerine getiremeyecek derecede hasta ve sakat olmak dahi bu maddeye göre bir boşanma sebebi teşkil edecektir. Kadının veya erkeğin kısırlığında da durum böyledir. Bütün bu düşüncelerle bu madde baştan başa değiştirilmiş ve ayrıca mad-dedeki (şifası kabim olmama) unsuru kaldırılmıştır. Hastalık ve sakatlıklar üç yıldan beri giderilememiş ve bu durum eşlerden biri için müşterek hayatı çekilmez bir hale koymuş bulunuyorsa, artık hastalığın iyileşip iyileşmeyeceğine bakılmaksızın, öteki eşin istemi üzerine boşanmaya karar verilecektir. Şu halde dikkat edilmesi gereken nokta gerek akıl hastalığının gerek öteki hastalık ve sakatlıkların ve nihayet kısırlığın bu madde gereğince birer boşanma sebebi olması için bunların, birlikte yaşama bakımından, diğer eş için çekilmez bir durum yaratmasıdır. Burada hakimin takdirine çok önemli bir yer ayrılmış böylece adaletsizliğe meydan vermemesi imkanı sağlanmıştır. Medeni Kanunun 151 nci maddesi eşlerin birbirine yardımla yükümlü olduğu kuralını koymuş bulunmaktadır. Bu yardım elbette en çok hastalıklar sırasında gerekli olan ahlaki ve kanuni bir ödevdir. Bu bakımdan 133 üncü maddede yapılmış olan değişiklik bir yandan bu ödevlerin zedelenmesine imkan bırakmamakta, öte yandan da artık işe yaramaz hale gelmiş olan bir aile düzeninin, topluma yararlı olmaktan çıkmış bulunan bir aile birliğinin her ne pahasına olursa olsun sürdürülmesi zorunluğunu kaldırmış bulunmaktadır. Bu maddenin tasarıdaki şekliyle uygulanması için şu şartların bulunması gerekmektedir : 1) Hastalık, sakatlık, kısırlık gibi durumlar yüzünden evlilik ödevlerinin gereği gibi yerine getirilmesinin mümkün olama-ması; 2) Bu durumların en az üç yıldan beri ve dava tarihinde dahi devam etmekte ve dava tarihinde henüz şifa bulmamış olması; 3) Bu durumların bilirkişi raporuyla ispat edilmesi; 4) Bu yüzden müşterek hayatın öteki eş için çekilmez bir hale gelmesi.

    Bu şartlar, bu maddenin uygulanmasında her türlü kö-tüye kullanma teşebbüslerini önleyecek niteliktedir.

    Maddede yapılmış olan bu önemli değişiklik sonucunda, Türk aile hayatındaki birçok müzmin aksaklıkların giderilmesi, yargıçların bu maddeyi adaletle uygulamalarına bağlıdır.’:

    V. Hastalıklar.

    Madde 133- Eşlerden biri bir akıl hastalığına veya evlilik ödevlerinin gereği gibi yerine getirilmesini engelleyen başka bir hastalığa veya sakatlığa veya kısırlığa müptela olur ve bu yüzden birlikte hayat sürme öteki eş için çekilmez duruma gelirse ve bu durumların en az üç yıl sürdüğü ve dava sırasında mevcut olduğu bilirkişi raporuyla saptanırsa, öteki eş boşanma davası açabilir.