Mahkemelerin kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorunda oldukları, eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılmasının adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâli olduğu, mahkemenin kararlarında hükmün nasıl oluşturulacağının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde detaylıca açıklandığı, somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istihkak davasına ilişkin dosyadaki deliller tartışılmadan, istinaf nedenleri irdelenmeden soyut ibarelerle karar verildiğinden hükmün bozulması gerekeceği-
Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği 20 günlük mücbir sebep bildirim süresi bulunduğu- Davacı şirketin ise gecikmeli olarak ek süre talep ettiği, bunu takiben davalı idarenin de ihtarname göndermek ve tutanak tutmak suretiyle sözleşmeyi feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Alacaklı TMSF vekilinin taraf sıfatına yönelik itirazı mahkemece değerlendirilmeksizin icra dosyasının ihyasına karar verilmiş olmakla, yargılama konusunun imha edilen icra dosyasının ihyasına ilişkin olduğu, işbu davalarda imha edilen icra dosyasına ilişkin belgelerin ibrazı için taraflara yazı gönderilerek yapılan başvurudan haberdar edilmeleri, dolayısıyla dava sonucundan etkilenecek takip dosyası taraflarının varsa ellerindeki belgeleri dosyaya sunarak ya da başvuru ile ilgili beyanda bulunarak hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmelerinin sağlanması gerektiği- İlk Derece Mahkemesince, TMSF vekilinin cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak işbu iddialar hususunda araştırma yapılıp oluşacak sonuca göre icra dosyasının tarafları belirlenerek bir başka deyişle alacaklı ve borçlu tespit edilerek taraflarda bulunan icra dosyasına ilişkin tüm belgeler temin edilmek suretiyle icra dosyasının ihyasına karar verilmesi gerekeceği-
Taraflarca ileri sürülen istinaf sebeplerini ayrı ayrı incelenip, gerekçelendirilmeksizin soyut açıklama ile karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı yanın tapu iptali ve tescil istemi devam ettiğinden yargılama sırasında davalıların dava konusu taşınmaz payını 30.11.2015 tarihinde satarak devrettikleri re'sen gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi hükümleri uygulanmak suretiyle davacıya seçimlik hakkının hatırlatılması, davacının davasını şimdi olduğu gibi tapu iptali ve tescil istemli olarak devam ettirmesi hâlinde yeni malikin usulüne uygun olarak davaya dâhil edilmesi gerektiği-
Davacının dava konusu taşınmazın tüm takyidatlardan ari olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu göz önüne alındığında Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ipotek lehtarı usulüne uygun davaya dâhil edildikten sonra değerlendirme yapılması gerektiği-
Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir...
Uyuşmazlık Hakem Heyeti yargılaması sırasında davacının sunduğu bedel artırım dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı- İtiraz Hakem Heyeti tarafından, bedel artırım dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliğin de tamamlanmadığı- Bu nedenle davalı tarafın bedel artırıma karşı cevap verme ve savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı-
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (KZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir...
Uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde açıldığı, tahkikat aşamasına geçildiği gözetilerek bu aşamada 6100 sayılı Kanun'un 324. maddesi uyarınca sadece "delil avansı" istenebileceği, delil avansının, o delille iddiasını ispatlayacak tarafça yatırılması gerektiği, ancak ilgilisinin bu gerekliliği yerine getirmemesi hâlinde, diğer tarafın da delil avansını yatırabileceği, delil avansı yargılamada gerek davacı gerekse davalı tarafından tamamlanabilecek bir masraf kalemi olduğundan, yalnızca davacılardan eksikliğin tamamlanmasının istenilmesinin davalı tarafın davayı takip hakkını engellemekte olduğu, kaldı ki paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarının "çift taraflı dava teorisi" uyarınca iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardan olduğu, anılan hususların tamamı gözden kaçırılarak Mahkemece verilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmediği-
