İhtiyati tebdir kararına karşı yapılan itiraz üzerine iki tarafın davet edildiği, gelenleri dinledikten sonra, itirazı yerinde görürse kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yaparak karar verebileceği , itirazın duruşma açılarak incelenmesinin yasal zorunluluk olarak kabul edildiği- 06.01.2020 tarihli dava dilekçesiyle açılan davaya ilişkin 06.01.2020 tarihli tensip tutanağının 4 numaralı bendinde, "Tedbir talebinin teminat alınmaksızın kabulü ile davacının tedavisinde kullanılan Pembrolizumab (keytruda) adlı ilacın bedelinin dava süresince kesinti yapılmaksızın  SGK tarafından  karşılanmasına, bu hususta İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına," karar verildiği, 07.01.2020 tarihli yazıyla SGK İzmir İl Müdürlüğü'ne bildirildiği, davalı Kurum vekilinin 21.01.2020 tarihli dilekçesi üzerine herhangi bir karar verilmediğinden davalı Kurum vekilinin, yokluklarında verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraz dilekçesi hakkında, gerekli inceleme yapılıp, yasal prosedüre uygun bir karar verilmesi gerektiği-
HMK'nun 394. maddesinde, ihtiyati tedbirin infazına ilişkin itiraz ve şikayetleri inceleme yetkisinin kararı veren mahkemeye ait olduğu hükmü yer almakta olup, ihtiyati tedbir kararının, icra müdürünce uygulanmış olmasının bu durumu etkilemeyeceği, zira icra müdürünün anılan konuda ihtiyati tedbir infaz memurluğu görevini yapmakta olduğu açık olmakla, icra mahkemesince ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazlar hakkında re’sen görevsizlik kararı verilmesinin gerektiği-
Yediemin ücretinin tespiti ve tahsili istemine ilişkin ihtiyati haciz talep edilmediği gibi ihtiyati tedbire itiraz da söz konusu olmadığından, mahkemece talep konusunda yanılgılı değerlendirme yapılarak ihtiyati haciz talebi veya ihtiyati tedbire itiraz varmış gibi karar verilmesinin hatalı olduğu-
Geçici ödeme kararının, ihtiyati tedbir niteliğinde olduğu- Tasarrufun iptali davasında, takip dayanağı olan geçici ödeme kararına yönelik bir itirazın olmadığı, takibe itirazın olmadığı, bu hali ile takibin kesinleştiği ve yasada aranan, kesinleşmiş bir alacak olma koşulunun oluştuğu- İptali istenen tasarrufun, icra takibine konu borcun doğum tarihinden sonra yapılmış olduğu, haciz tutanağının aciz vesikası niteliğinde olduğu, davalı-borçlunun davaya konu taşınmazını annesinin teyzesinin oğluna sattığı, onun da yine teyze oğluna sattığı, davalıların anneleri ile, dahili davalı-borçlunun anneannesinin kardeş olduğu, davalı-borçlu tarafından işlenen cinayetin yayın organlarında da yer alıp, maddi-manevi tazminat davasının konusu olduğunun akrabaları tarafından bilinmemesinin, dolayısıyla bu taşınmazın satılmasındaki amacın bilinmemesinin mümkün olmadığı; bu nedenle malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği-
İhtiyati tedbire ilişkin ara kararın infazının İİK. mad. 25/a uyarınca yapılamayacağı- Tedbirin infazı için mahkemesince icra müdürlüğü veya yazı işleri müdürü veya bir başka adliye görevlisi infaz memuru olarak tayin edileceği- Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarının esasına ve infazına yönelik şikayetlere de tedbir kararını veren mahkemece bakılması gerektiği- 
Dayanak ilamda İİK'nun 26. maddesi anlamında taşınmaz tahliye ve teslimine ilişkin bir hüküm olmadığından, bu ilama dayalı ilamlı icra takibi yapılmasının ve örnek 2 no'lu icra emri çıkarılmasının mümkün olmadığı, takibe konu ilam, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, otel işletmesinin tedbiren davacıya verilmesine ilişkin olup, hükmün, otel işletmesinin tedbiren davacıya verilmesine ilişkin kısmının, HMK'nun 393. maddesi uyarınca; tedbiri veren mahkeme tarafından uygulanacağı, HMK'nun 394. maddesi ve bunu izleyen maddeler uyarınca mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarının esasına ve infazına yönelik şikayetlerin tedbir kararını veren mahkemece inceleneceği-
Mahkeme, davalı tarafın ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata ilişkin itirazı HMK 'nın 394/4 maddesi uyarınca usulüne uygun değerlendirmediğinden, HMK 'nın 341 maddesi uyarınca istinafa tabi usul ve yasaya uygun verilmiş bir karar bulunmadığından  davalının istinaf  dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği-
Dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı iken bu kez icraen satıldığı ve dava dışı banka adına tescilinin yapıldığı ve banka tarafından da taşınmazın tedbire itiraz eden 3. kişiye  temlik olunduğu anlaşıldığından, davada taraf olmayan ilgili 3. kişi tarafından dava konusu taşınmazın edinilmesi şekli de gözetilerek adı geçen vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kabulü gerekeceği-
Kambiyo vasfına haiz olmadığından bahisle açılan menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebin HMK'nun 394. maddesi uyarınca; taraflar duruşmaya çağrılıp, itiraz edilen tedbir kararına karşı gerekli incelemenin yapılması gerektiği, düzenlemenin emredici nitelikte olduğu anlaşılmakla; istinaf talebinin bu açıdan kabulünün gerektiği-
Kanun koyucunun ihtiyati tedbire ilişkin kanun yollarına ilişkin düzenlemeleri bilinçli, özenli, ayrıntılı ve açık bir şekilde yapması, HMK'nın 395. ve 396. maddelerinde  bilinçli şekilde aynı Kanun'un 394/5. fıkrasına atıf yapmaması karşısında, Mahkemenin  600.000 TL teminat yatırılması halinde şirket hisseleri üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik ara kararına karşı, kanun yolu, dolayısıyla istinaf yolu kapalı bulunduğundan davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin dilekçesinin "itiraz dilekçesi" olarak dikkate alınması ve bu taleple ilgili mahkemece olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • kayıt gösteriliyor