Mahkemece, iflasına karar verilen davalı borçlular yönünden iflas idaresi oluştuğuna ve İİK'nın 226. maddesine göre adi tasfiyede iflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olduğuna göre, iflas idaresine tebligat yapılarak, münferiden ya da müştereken temsil durumuna göre iflas idare memuru ya da memurları veya varsa vekili huzuru ile davaya kayıt kabul davası olarak bakılması; iflas idaresince, kaydına karar verilen miktar yönünden davanın konusuz kaldığının kabulü, varsa kabul edilmeyen kısım yönünden ayrıca kayıt kabul davası açılmamışsa alacağın iflas masasına karşı kayıt kabul davası olarak devam edilmesi, diğer davalılar yönünden de uyuşmazlığın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
İİK'nın 195. maddesi gereğince, iflasın açılması ile müflisin borçları muaccel olur. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları ana paraya eklenir. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı alacağı İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile birlikte hesaplanmış ise de yasa hükmü gereğince takip masrafları dahil edilmediğinden verilen karar doğru olmadığı-
Davalı yüklenici şirketin yargılama aşamasında 28.07.2011 tarihinde iflasına karar verildiği ve iflas idaresinin davada temsil edildiği görülmüş olup, mahkemece İİK'nın 235. maddesi anlamında davaya kayıt kabul davası olarak devam edilip, İİK'nın 195. maddesi gereği iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları ana paraya zammolunur ilkesi de gözetilerek karar verilmesi gerekli iken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize dair tahsil hükmü kurulmasının hatalı olduğu- Kayıt kabul davalarında vekalet ücreti ve harcın maktu tayin edilmesi gerektiği-
Fatura tarihinin temerrüde esas alınamayacağı, borçlunun ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekeceği- İcra takibine konu edilen alacağın masaya kaydı halinde, henüz bir tahsilat yapılmadığı ve tasfiye sonucunda yapılacak tahsilat nedeniyle harç alınacağı dikkate alındığında, takipte hesaplanan tahsilat harcının masaya kaydının mümkün olmadığı-
Davacı tarafça fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava kayıt kabul davasına dönüşmüş olup, davacı tarafça saklı tutulan kısım ile ilgili ilanlardan itibaren İİK'nın 235. maddesindeki hak düşürücü süre içerisinde davaya ıslah dilekçesi sunulmadığından, saklı tutulan kısım yönünden de davanın kayıt kabul davasına dönüştüğünün kabulünün isabetli olmadığı- Hükme esas alınan bilirkişi kurulunca, davacı tarafça talep edilen gecikme cezasının BK'nın 158/2 maddesine dayalı ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu ve davacının gecikme cezası istemekte haklı olmadığı bildirilmiş olup, mahkemece hükmün gerekçe bölümünde bu görüşe uygun olarak davacının sadece ÜFE farkı ve erteleme faizi isteyebileceği kabul edilmesine rağmen, gecikme cezasını da içeren ıslah edilmiş miktarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi, hüküm fıkrasında da davanın kabul edildiği belirtilmesine rağmen çelişkili olarak fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu; mahkemece, gecikme cezası yönünden davanın reddine ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-  Davacı yüklenici tarafından yapılan imalatlarla ilgili hak ediş tutanakları ve ekleri istendikten sonra, gerekirse mahallinde keşif ve inceleme yapılarak davacının sözleşme kapsamı dışındaki bölgede yapmış olduğu imalatların bedelini isteyebileceği de gözetilerek, imalat bedelleri ile ilgili rapor alınması ve sonucuna göre, talep miktarı da gözetilerek, bir hüküm kurulması gerektiği-
Mahkemece, davanın kayıt kabul davası olduğu kabul edildiğine göre, iflas tarihi itibariyle davacının alacağı ve fer'ileri tespit ettirilerek talep miktarı da dikkate alınarak, alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, iflas tarihinden sonra işleyecek faizleri de içerecek şekilde tahsil hükmünün kurulmasının doğru olmadığı-
Sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları-
İİK'nın 195. madde hükmü uyarınca kayıt kabul davalarında iflas tarihi itibariyle doğan alacağın ve fer'ilerinin kaydı gerekir ise de, bu davalar genel hükümlere göre görülmesi gereken ve nihai alacak miktarının tespitini amaçlayan davalardan olduğu ve mahsup hususunun kayıt kabul aşamasında iflas idaresine bırakılmasının taraflar arasında çekişmeye yol açabileceği ve bu nedenle de usul ekonomisi gözetilerek, mahkemece, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte davacı bankaya yapılan ödemeler, bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar ve davalı tarafın bu yöndeki savunma ve itirazları incelenip tartışılarak karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, dava tamamen kabul edilmesine rağmen kısmen kabul edildiği belirtilerek, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin kısmen davacı üzerinde bırakılmasının doğru olmadığı-
Mahkemece, davacının kabul edilen alacak miktarı yönünden, iflas tarihine kadar olan faizi de hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüte yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • kayıt gösteriliyor