İdare mahkemesi karara karşı istinaf başvurusunda bulunmaması nedeniyle davacı tarafından avukatına karşı açılan tazminat davası- İdare mahkemesi kararının davalı avukat tarafından istinaf etmiş olması halinde kararın davacı lehine kaldırılıp kaldırılmayacağı ve neticeden yargılamanın davacı lehine sonuçlanıp sonuçlanmayacağının belirlenmesi gerektiği- Bu belirlemenin yapılması için mahkemece dosya içerisindeki deliller toplanarak, öncelikle ceza soruşturmasındaki delil, bilgi ve belgeler incelenerek, aynı konuya ilişkin emsal idari mahkemesi kararları da değerlendirilerek davacının bir zararının doğmuş olup olmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı elektronik tebligat yolu ile davalı idare vekili Avukata tebliğ edilmiş ise de, Özel Dairenin geri çevirme kararı sonrası idare tarafından dosyaya sunulan evraktan, adı geçen avukatın önceden geçerli olmak üzere istifa ettiği, ayrıca dosyada bulunan umumi vekâletnamede Avukatın ismi vekil olarak yer almasına rağmen, yine davalı idareye ait sonraki vekâletnamede adı geçen avukatın vekil olarak isminin yer almadığı- Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının tebliğ edildiği tarihte davalı idare vekili olmayan adı geçen avukata yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun yasal süre içinde yapıldığı-
Avukatın üzerine aldığı işi özenle yürütme görevinin bulunduğu- Avukatın, davaları uzatmaya yönelik işlemlerinin Avukatlık Kanununa aykırı olduğu ve azlin haklı olduğu-
"İş sahibi aleyhine verilen kararın temyiz edilerek kararın Yargıtay tarafından esastan bozulması için temsil, hukuki yardım ve danışmanlık hizmetinin verilmesi" ve "kararın bozulması halinde 4.000.000 USD ödeneceğinin" kararlaştırıldığı avukatlık sözleşmesinde davacı avukat tarafından sağlanacak hukuki yardımın kapsamının belirtilmediği ve bu hali ile sözleşmenin TBK 26 ve 27 gereğince hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğu- Geçersiz avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekâlet ücreti alacağının söz konusu olmayacağı ve davacı avukatın davanın başından beri verdiği emeğin göz önünde bulundurulması ve uygun bir vekâlet ücreti tayininin gerekliliği akla gelebilirse de, taleple bağlılık ilkesi karşısında, başkaca vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmayacağı-
Azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkilin avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olduğu, haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle ve kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, buna arşılık haksız azil halinde ise avukatın hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu- Davacının davalı tarafça azlinin haklı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olduğu gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olduğu-
Avukatlık vekaletinden haksız azil nedeniyle vekalet ücreti alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine istemi- Davacı avukatın dava açmakta geç kaldığının yazılı belge ile davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, ancak bunun yazılı olarak ispat edilemediği, azlin haksız olduğu-
Davacının hangi işleri takip edeceğine ilişkin olarak düzenlenmiş herhangi bir sözleşme veya başkaca bir belge bulunmadığından azlin haklı olduğunun davalı tarafça ispatlanmadığı, avukatın dosyaya vekaletname sunarak dilekçe vermesinin ücretin doğması için yeterli olduğunu-
Avukatın azlinin haklı olup olmadığı konusunda çelişkili karar verilemeyeceği gibi iş sahibi tarafından ileri sürülen ve hatta azil ihtarında bildirilmese bile yargılama sırasında ileri sürülen tüm azil nedenlerinin incelenmesi gerektiği- Hiçbir şekilde ileri sürülmeyen azil nedeninin inceleme konusu yapılamayacağı- Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği ve uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor esas alınarak da hüküm kurulamayacağı-
Uyuşmazlık; mirasbırakanlarının vefatı nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla davalı avukat eliyle üçüncü kişi (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) aleyhine açılan davanın, davalının vekâlet görevini gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle ret ile sonuçlandığı ve davalının bundan doğan zarardan sorumlu olduğunun Mahkeme ve Özel Daire arasında çekişmesiz olduğu olayda; 1-Davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının tespitinde ölüme sebep olan olay nedeniyle davacılara yapılan nakdi ödemelerin ve verilen evin tazmin borçlusu Belediyenin borcunu ifa amacıyla yapıldığının ve bu nedenle tazminat miktarından indirilmesi gerektiğinin kabul edilip edilemeyeceği, davacılara verilen ev bedelinin Belediye değil İtfaiye Vakfınca ödendiği gözetilerek Mahkemece yeniden bir değerlendirme yapılmasının gerekip gerekmediği, 2-Davacıların dava konusuyla ilgili talep ve açıklamaları dikkate alındığında; davalı avukattan talep edilen tazminat alacağı içerisinde manevi tazminatla ilgili tutarının da bulunduğunun kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır..
Avukatın yasaklı durumda bulunduğu anlaşıldığına göre, vekilin duruşmaya katılamamış olması, davanın tarafı olan ve kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmayan vekil edenin, salt bu nedenle hak kaybına uğramasına neden olacak bir olgu olarak kabul edilemeyeceği- Vekil edenin herhangi bir şekilde bu durumdan etkilenmemesi için, vekilin yasaklı olduğu konusunda bilgilendirilmesi, durum ve sonuçlarının kendisine açıklıkla bildirilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • kayıt gösteriliyor