Mirasçılıktan çıkarılmaya ilişkin iptal davasının çıkarmadan yararlanan mirasçılara yöneltilmesinin zorunlu olduğu, taraf teşkili sağlanmadan karar verilemeyeceği- Davacının mirasçılıktan çıkarılmasına ilişkin eldeki iptal davasının reddedilmesi durumunda; tefrik edilen belirli mal bırakılmasına ilişkin vasiyetnamenin iptali davasını açamayacağı- Mahkemenin dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için, davada taraf olarak gösterilen kişilerin gerçekten o davada taraf sıfatına sahip olmaları gerektiği- Bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiği ve bu kararın, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karar olduğu- Tefrik edilmesi gerektiği belirtilen dava bakımından, davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı, mirasçılıktan çıkarılmaya ilişkin asıl dava sonucunda saptanması mümkün bir husus olduğundan, tefrik edilen dava yönünden, mirasçılıktan çıkarılmanın iptaline ilişkin dava sonucunun beklenmesi; asıl davanın reddi durumunda tefrik edilen davada davacı sıfatı bulunmayacağından davanın husumetten reddine, aksi takdirde davacının vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Murisin okuma yazma bilmemesine rağmen okuma yazma bilen kişilere has düzenlenen vasiyetname düzenlendiği durumda noterin hatası olacağı; noterlerin gözetim ve denetiminin, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği’nin görevleri arasında olduğu ve bu görevin, hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuru niteliğinde olduğu- İdare’nin işlemi ya da eylemi nedeni ile doğan zararlardan dolayı; İdare’ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği- Vasiyetnameye konu taşınmazların (özellikle arsa vasfındaki taşınmazların) değerlerinin, vasiyetnamenin iptali davasının kesinleşme tarihindeki mevcut imar durumları ve nitelikleri gözetilerek değil, dava tarihindeki ve inşaat yapılması varsayımına dayalı olarak belirlenmesi gerektiği- Hükmedilen maddi tazminata; vasiyetnamenin iptali davasının kesinleşme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği-
Davacıların mirasçı olduğu ve TMK'nın 558. maddesi gereğince, iptal davası açma haklarının bulunduğu gözetilip; tarafların delilleri toplanıp, işin esasının incelenerek, oluşacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerektiği-
Mirasın reddinin iptali davası altı aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu- Vasiyetin iptali davasının, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabileceği-
Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin yabancı ilamın tanıma ya da tenfizi yapılmadan, mirasçılıktan çıkarmaya yönelik bu davanın dinlenilebilmesinin olanaklı olmadığı, bu nedenle dava şartı oluşmadan açılan davanın reddi gerekeceği-
Davalılar tenfizi istenen vasiyetnamenin iptali davasının tarafı olmadığına ve başka bir surette vasiyetnamenin iptalini de istemediklerine göre, davalılar yönünden hisseleri de gözetilerek ölüme bağlı tasarrufun tenfizine karar verilmesinin gerekeceği-
“Ölüme bağlı tasarrufun iptali davası”nı her bir mirasçının kendi yönünden tek başına isteyebileceği, iptale yönelik kararın ancak davanın tarafları yönünden gösterebileceği, bir kısım mirasçıların açtığı vasiyetnamenin iptali davasının dava açmayanlar yönünden vasiyetname geçerliliğini koruyacağından, dava açmayanları da kapsayacak şekilde hüküm kurulamayacağı-
Dava ehliyetsizlik nedeniyle vasiyet iptaline İlişkin olup bu davanın ilgili herkes tarafından açılabileceği-
Vasiyetnameler iptal davası açmayan mirasçılar yönünden geçerliliklerini koruyacağı, bu nedenle vasiyetnamenin sadece iptal davası açan mirasçı yönünden iptali gerekeceği-
