Davacı vekili davadan feragat etmiş ve mahkemece ilk oturumdan önce dosya ele alınarak davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olup, davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirerek ve kendilerine tebliğ edilen dava dilekçesine göre yasal süreler içerisinde cevap dilekçelerini sunmuş olduklarından tarife hükümlerine göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hak kazanmış oldukları-
Müteselsil borçluların bir tanesine karşı açılmış olan davadan kısmen veya tamamen feragat edilmesinden diğer müteselsil borçlunun da yararlanacağı- Dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin güncelleştirilmeden asıl alacaktan mahsup edileceği-
Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebileceği, temyiz edilen ve fakat henüz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmeyen bir direnme kararı, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat edilebileceği-
Davacı ve davacı vekilinin mahkemeye ibraz ettikleri yazılı beyanlarında davayı takipten vazgeçildiğinin açıkça ifade edilmesi durumunda, bu hususun kesin hükmün bütün sonuçlarını doğuran "davadan feragat" olarak değerlendirilemeyeceği; davacı vekilinin davayı takipten vazgeçtiklerini beyan etmesi karşısında, davalı idareye takip yetkisi sorularak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği-
Önalım hakkına dayalı yapılan satışa ilişkin tapu kaydının iptali ile tescili istemine ilişkin davada bozma ilamı sonrasında "ipotekle yükümlü olarak tapu iptali ve tescil isteminin kabulü"ne karar verilmişse de, davadan feragat edilmiş olduğundan, yerel mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Davalı 3.kişi tarafından dava konusu temlik, dava dışı şirkete devir ve temlik edilmediğinden dava dışı şirketin davaya dahil edilmesine gerek olmadığı, taraf teşkilinin eksikliğinden söz etme olanağının da bulunmadığı- Davacının talebinin, HMK'nun 123. maddesi gereğince davayı takipten sarfınazar olduğu (davayı geri alma) gözönüne alınarak; davalıların açık rızası da alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Muris muvazaasından söz edebilmek için öncelikle temlikte bulunan kişinin, temlik tarihinden sonra ölmüş olmasının ve adına kayıtlı tapulu bir taşınmazını tapuda görünüşte satış, gerçekte bağış olarak temlik etmesinin gerekeceği, olayımızda tapuda temlik edenin halen sağ olduğu, dolayısıyla muris muvazaasına dayalı davanın dinlenme olanağının olmadığı, taraf muvazaasına gelince; davacının resmi temlikin tarafı olmadığı, kaldı ki taraf muvazaasının aynı güçte yazılı delille ispatının gerekeceği-