Davalı şirketin, Sermaye Piyasası mevzuatına tâbi bir gayrimenkul yatırım ortaklığı olduğu, davalı adi ortaklık ile davalı şirketi arasında anahtar teslimi sözleşme kurulduğu, buna göre taraflar arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak nitelenemeyeceği- Davalılar arasındaki arsa satışı karşılığı hasılat paylaşımı işinin büyük bir kısmının tamamlandığı, davalı adi ortaklığın maddi olarak işin geri kalanını yapmakta zorlanması üzerine yüklenicinin adi ortaklığın talebi ile işin geri kalan kısmının bitirilmesi amacıyla hesap komisyonu kurulduğu; ancak davalı şirket tarafından desteklenmiş olsa da sözü edilen komisyonun adi ortaklığın nam ve hesabına oluşturulduğu, masrafların kurulan bu komisyon tarafından karşılandığı ve akabinde davalı adi ortaklığın hak edişinden düşüldüğü anlaşılmakla, işin geri kalanının bitirilmesi için geçici olarak hesap komisyonu oluşturulmasının, davalı şirketin "ihale makamı" sıfatını ortadan kaldırmayacağı ve davalı şirketin dava konusu alacaklardan asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulmasının hatalı olduğu-
Davalı A.Ş'nin faaliyet konusunun sadece doğal gaz dağıtım ve nakil faaliyeti olmadığı, diğer davalı şirkete verilen doğal gaz dağıtım şebekesini kurma işinin de davalı A.Ş'nin asıl işleri arasında yer aldığı, davalılar arasında akdedilen sözleşmelerde davalı A.Ş'nin "diğer davalı şirket işçilerini işten çıkarmaya" varan yetkileri de göz önünde bulundurulduğunda, davalılar arasında belirli bir işin yapılıp teslim edilmesine ilişkin anahtar teslim işini konu alan "eser sözleşmesi" bulunmadığı, davalılar arasındaki ilişki "asıl işveren-alt işveren ilişkisi" olduğundan, davalı A.Ş.nin "asıl işveren" sıfatıyla işçilik alacaklarından dolayı davacı işçiye karşı diğer davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği- "Davalı A.Ş'nin diğer davalıya verilen işte çalışan işçisinin bulunmadığı, davalılar arasındaki sözleşmelerde işin kalitesi ve disiplini amacıyla bir kısım hükümlerin yer almasının inşaat sahipliği dışında asıl işveren sıfatını doğuracak, iş alanın bağımsız işveren kimliğini ortadan kaldıracak bir unsur olmadığı, somut olayda belirli bir işin yapılıp teslim edilmesine ilişkin anahtar teslim işini konu alan eser sözleşmesi bulunduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Eser sözleşmesi niteliğindeki kamu ihale sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında; hükmedilen bedel bakımından davalı ODTÜ’nün de sorumlu olduğu belirtilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile hükmedilen bedelin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ise de davalı ODTÜ’nün TBK 66/2 kapsamında öğretim görevlisinin düzenlediği rapor üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğü ve yetkisinin bulunmadığı, davalı ODTÜ’nün raporu düzenleyecek olan kişiyle talepte bulunan PTT A.Ş. arasında sadece aracılık yaptığı, ilgilinin düzenleyeceği raporu ve rapor düzenleyecek kişinin denetimi ve gözetim yetkisi bulunmadığı, raporun düzenlenme biçimi ve içeriği hakkında talimat verme yetkisinin de bulunmadığı mahkeme tarafından görevlendirilen nitelikte bir bilirkişi olmadığı, dikkate alındığında davalı ODTÜ bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği-
Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin "işin eksiksiz teslim edildiği"ne ilişkin olmasının, bölge adliye mahkemesince "sözleşmeden doğan edimin ayıplı ifa edildiği ve hükmedilen cezai şart alacağı"na ilişkin olarak açık istinaf bulunmadığından bahisle esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı- Yüklenicinin istinaf dilekçesinde işin tamamını eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini ifade etmiş olduğundan cezai şartı da istinaf ettiğinin kabulü gerekeceği-
Davacı taşeronun TBK 472/3 uyarınca ihbar mükellefiyetinin bulunduğu hususu ile bunun süresinde yerine getirilip getirilmediği tartışılmadığından, mahkemece hükme esas raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak davacı taşeronun ikinci defa yaptığını belirttiği işler yönünden zamanında genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, kusuru bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği- Karşı dava kapsamında talep edilen ve mahkemece asıl davacının alacağından mahsup edilen tutarın taşeronun yarım bıraktığı işlerin daha fazla bedel ödenerek tamamlatılması nedeniyle uğranılan zarar kapsamında olup, menfi zarar niteliğinde olduğu ve menfi zararın sözleşmeden haklı olarak dönen tarafın kusurlu taraftan isteyebileceği zarar olduğu, karşı davacı yüklenici uğradığı zarar ve miktarını kanıtlamak zorunda olduğu-
Davacı yüklenicinin davalının müşterisi A.Ş.’nin iki yüz altmış beş adet aracına araç takip sistemi montajını yaparak araçları teslim ettiği somut olayda, mahkemece gerçeğin ortaya çıkması için konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak dosyada bulunan tüm delil ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle alınacak rapor ile ayıbın neden kaynaklandığının tespit edilmesi ve niteliğinin belirlenerek yapılan işte açık ya da gizli ayıp olup olmadığının saptanması, ayıbın niteliğine göre de dosyadaki bilgi, belge, e-posta yazışmaları ve tanık beyanları gözetilerek ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmadığının ortaya konulmasından sonra yapılacak değerlendirme ile varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak bedeli hesaplanan işin ayıplı iş olup olmadığı, ayıplı iş ise gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğunun belirlenmesi, kapalı devre güvenlik sisteminin davacılara fiilen teslim edildiği tarih itibarıyla açık ayıplarla ilgili teslimden sonra yükleniciye TBK'nın 474. (BK'nın 359) maddesinde öngörülen sürede ihbarda bulunulup bulunulmadığı, gizli ayıplarla ilgili olarak da ayıbın ortaya ne zaman çıktığı, çıkmasından sonra yüklenicinin TBK'nın m. 477. (BK'nın 362) maddesine uygun olarak haberdar edilip edilmediği hususları üzerinde durulması ve davalı vekilince dava konusu işin garanti süresinin dolduğunun ileri sürülmesi karşısında bu hususta ayıba ilişkin zamanaşımı da değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından takip ve dava konusu edilen fatura muhteviyatı ekipmanın çalışır vaziyette ve eksiksiz olarak teslim edildiği ve sonraki servis formuna göre, belirtilen programın kurulduğu, sistemin kontrolünün yapıldığı, eksiksiz olarak teslim yapıldığı, bir sonraki servis formuna göre ilâve ekipmanları sisteme entegre ettiği, davalı tarafın davacı tarafından başlatılan icra takibine kadar hiçbir ayıp savunması ve iddiası da bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafça kurulan sistem ayıplı olsa bile davalı tarafça yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığından mahkemece bu yönler gözetilmeksizin itirazın iptali davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan 15.06.2011 tarihli sözleşme uyarınca davalı yüklenicinin yaptığı işlerde oluşan açık ayıpları davacı iş sahibinin ihbar süresi içinde davalıya bildirdiğini ispatlayıp ispatlayamadığı ve davacı tanığı N. Kaşıkçı Muradoğlu’nun ayıp ihbarında bulunulduğuna yönelik beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği, mahkemece hükme esas alınan mimar bilirkişi A. H.oğlu’nun düzenlediği 21.08.2014 tarihli birinci raporun yeterli kabul edilip edilmeyeceği ve davacının yaptırdığı tespitteki bulgulara göre ikinci bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak ayıpların giderim bedelinin hesaplattırılmasının gerekli olup olmadığı-
