Davacı tarafa usulüne uygun kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça sunulan tercüme evrakının yabancı mahkeme kararının ilgili kanun maddesinde düzenlenmiş olan şartlarının değerlendirilmesi bakımından yetersiz olması nedeniyle tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkemece verilen kararın kesinleştiğini açıkça gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile o yerdeki Türk Konsolosluğu veya Noter tarafından onaylanmış "tam metninin" Türkçe tercümesini sunmak üzere usulüne uygun olarak kesin süre verildiği ancak davacı tarafça bu eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği- Davacı tarafça tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkemece verilen kararın kesinleştiğini açıkça gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile o yerdeki Türk Konsolosluğu veya Noter tarafından onaylanmış Türkçe tercümesinin sunulduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı, harç eksikliğinin bulunmadığı, tanıma ve tenfizi istenen mahkeme ilamlarının ilgili kanun maddesinde aranan şartları taşıdığı ve istinaf kaldırma kararının bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Almanya Ravensburg Bölge Mahkemesi (4. Hukuk Dairesi)'nin 24.04.2001 gün ve 4 092/01 sayılı asıl kararı ile 09.08.2001 gün ve 4 0 92/2001 sayılı aynı mahkemenin 24.04.2001 tarihli asıl kararına istinaden davalının üzerinde bırakıldığı belirtilen davanın masraflarının karşılanması gerektiğine yönelik masraflara ilişkin karara dair yargılama giderinin tespitine ilişkin kesinleşmiş kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verildiği-
Yabancı mahkeme kararının tanıması istemine ilişkin davada; yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar verildiği-
Davalı, yargılama aşamasında 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak merkezi makam aracılığıyla yapılan tebligat ile duruşmaya usule uygun şekilde çağrıldığı, kendisine “o yer” kanunu olan Alman Usul Kanunu’nun 276/I maddesi gereğince savunma yapması için dört hafta süre verildiği ve savunma yapmadığı veya kendisini bir avukat aracılığıyla temsil ettirmediği takdirde davacının talebi üzerine hakkında gıyabi karar verilebileceğinin ihtar edildiği, buna rağmen davalı tarafından savunma yapılmadığı ve avukat görevlendirilmediği, bu nedenle Alman Usul Kanunu’na uygun bir şekilde (m. 331/3 ve m. 276) davalının gıyabında karar verildiği anlaşıldığından, tenfizi istenilen kararın Alman kanunlarına uygun alarak verildiği ve davalı hakkında gıyabi karar verilmesinin davalının savunma hakkının ihlali niteliğinde olmadığı- MÖHUK 53/b gereğince, ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği, ancak kararın dava tarihinden önce kesinleşmesi karşısında, kesinleşme şerhine yönelik eksikliğin yargılama sırasında giderilebileceği-
Davalı şirkete tebligatın 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla Türkiye'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşıldığından, mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde kaydının bulunmadığından bahisle yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin davanın şirket yönünden reddinin hatalı olduğu- Diğer davalı yönünden tenfiz talebinde bulunulmasına karşın hiçbir araştırma yapılmaksızın ve gerekçesiz olarak davanın reddinin hatalı olduğu-
Yabancı mahkeme kararında "yürürlüğe girdiğine" dair bulunan şerhin, kararın o tarihte kesinleşip kesinleşmediği konusunda tereddüt uyandırmakta olduğu anlaşıldığından, mahkemece davacıya kararın hangi tarihte kesinleştiğini gösteren kesinleşme şerhini taşıyan yabancı mahkeme kararının sunulması için mehil verilmesi veya gerektiğinde Adalet Bakanlığı aracılığı ile istinabe suretiyle kesinleşme tarihini ve şerhini içeren ilamın tasdikli örneğinin istenmesi ve sonuca göre karar vermesi gerektiği-
Davacı vekili, kesinleşme şerhli yabancı mahkeme ilamını ve onaylı tercümesini dosyaya sunmuş ve ayrıca beyan dilekçesiyle sunduğu yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşmeye ilişkin yazıda “mahkeme kararının ... tarihinde kesinleştiği” belirtilmiş olduğundan, mahkemece, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Kesinleşme şerhi aranmaksızın yabancı mahkemenin tanınmasına ilişkin davanın kabul edilemeyeceği-
Yabancı mahkeme ilamının ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği eklenmiş, ancak ilamın noter veya konsolosluk tarafından onanmış tercümesi sunulmamış olması halinde, mahkemece, davacı tarafa tenfizi istenilen kararın noter veya konsolosluk tarafından onanmış tercümesini dosyaya sunması için süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği-
Yabancı mahkeme kararının tanınması istemine ilişkin dava şartı olan kesinleşmeyle ilgili olarak HMK. mad. 115/2. maddesi uyarınca asıl kararın kesinleşme şerhli aslı veya onaylı sureti ve onaylı tercümesini sunmak üzere davacı vekiline kesin süre verilmesi, davacı vekilince tebligat belgelerinin sunulması imkanı yoksa, davacının nezaretindeki bir belge olmadığı gözetilerek, mahkemece, resmi makamlardan araştırılması mümkün bulunan dava konusu asıl kararın tebliğine ilişkin belgelerin T.C. Adalet Bakanlığı’ndan ya da uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Bu hususlar yerine getirilmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-