Mahkemece her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkek hakkında kadın tarafından ileri sürülen “ters ilişki” iddiasının, tanık beyanları ve diğer delillerle ispatlanamadığı anlaşılmış olup, bu hususun davacı -davalı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği- Kadının evin temizliği ve müşterek çocuğun bakımıyla ilgili sorumluluklarını yeterince yerine getirmediğinin, bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiğinin sabit görüldüğü, bu durumda davacı -davalı erkeğin; kendilerine ait ortak evleri olmasına rağmen, evliliklerinin büyük çoğunluğunda erkeğin annesinin sağlık problemleri nedeniyle, erkeğin ailesinin evinde kaldıkları, ancak bu durumun çok uzun süreli bir hal alarak kalıcı bir duruma dönüştüğü, erkeğin ortak evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, müşterek evin ihtiyaçlarının erkeğin babası tarafından karşılandığı; kadının ise erkeğe ve erkeğin babasına karşı ''sen bana karışamazsın, sen kaç paralık adamsın'' gibi sözler söyleyerek saygısızlık yaptığı, telefon üzerinden başka erkeklerle sohbet ederek güven sarsıcı davranışta bulunduğu, evin temizliği ve müşterek çocuğun bakımıyla ilgili sorumluluklarını yeterince yerine getirmediği, bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiği sabit olduğundan, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının ağır, davacı-karşı davalı erkeğin ise az kusurlu olduğu gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulünün doğru olmadığı- Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun anlaşıldığı, somut olayla maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının kadın yararına gerçekleşmediği, o halde Mahkemece kadının yasal koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerekeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası isteyen kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşıldığından, somut olayda yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin yasal koşullarının kadın yararına gerçekleşmediği-

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı -davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, velâyet, aleyhine ...