Taraflar arasındaki tazminat davası-
5510 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesindeki ek düzenlemeyle 5510 sayılı Kanun öncesinde emekli olup, yine aynı Kanun öncesinde serbest avukatlık veya noterlik yapanların aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesileceği-
İşin oluşundan önce onay vermekle, sonradan icazet vermek arasında hukuki sonuç bakımından fark bulunmadığı–
22. HD. 19.02.2019 T. E: 2017/20371, K: 3702-
TİS farkı alacağının ödetilmesine-
Hakem davasında sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak istenmiş olup, sözleşme ve dava konusu dikkate alındığında kamu düzeni ve tahkime elverişli olmayan bir durum olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 42. maddesinde tahkim şartı olup, ................ Şirketi tarafından ............... Asliye Ticaret Mahkemesinin ............... Esas sayılı dosyasında açılan bedel istemine ilişkin davada ........... Şirketinin tahkim ilk itirazında bulunması üzerine, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen kararın kesinleştiği, ................ Şirketi kendi hakemini seçmediğinden sözleşmenin 42. maddesi uyarınca ........... şirketince mahkemeye müracaat ederek hakem tayin ettirdiği, ........ Şirketince mahkemede açılan davada tahkim ilk itirazında bulunulduğundan ve bu itirazı kabul edildikten sonra hakem seçmeyerek tahkim yargılamasından kaçınmak istemesinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralına ve HMK’nın 29. maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesine aykırı olduğu, ileri sürülen diğer iptal sebeplerinin davanın esasına ilişkin olduğundan HMK 439/2 de sınırlı sayılan iptal sebeplerinden olmadığı, tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğine ilişkin beyanların ve delillerin sözleşmenin hatalı ve yanlış değerlendirildiği dışında herhangi bir gerekçe ve somut iddia bulunmadan yapıldığı, ihlalin ispatlanmadığı, genel mahkemede açılan dava ile tahkim davasının aynı nitelikte olduğu, kaldı ki tahkime konu uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklandığı ve sözleşmede tahkim şartı bulunduğu, bedelin muvazaalı olduğu iddiasının mahkeme önünde ileri sürülebilecek hususlardan olup, kamu düzenine ilişkin bulunmadığı, açılan iptal davasında re'sen incelenmesi gereken kamu düzenine aykırılık ve tahkime elverişli olmama hali bulunmadığı gibi, davacı tarafça ileri sürülen iptal sebeplerinden HMK'nın 439. madde kapsamında incelenmesi gereken sebepler yönünden usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
22. HD. 24.10.2018 T. E: 12907, K: 23098-
Feshin geçersizliğine ve işe iadesine-
6356 sayılı Kanun’un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemi-
Danıştay 12. Dairesi'nin 28.10.2008 T. 4343/5507 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, verilen iptal kararı ile iptali istenen idari işlemin tesis edildiği andan itibaren ortadan kalkacağı ve o işlemin tesisinden önceki hukuki duruma dönüleceği, ancak hukuka aykırılığı nedeniyle yargı kararı ile iptal edilen genel düzenleyici işlemin iptali ile bu genel düzenleyici işleme dayanarak tesis edilen bireysel işlemlerin uzun süre uygulanması, bu süre içerisinde kişilerin elde ettiği kazanımlarım geri alınmasının mümkün olmadığı durumlarda idari istikrar ilkesi ve kazanılmış hak kavramlarına aykırılık oluşturabilecek olması nedeniyle somut olay kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği- Somut olayda taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi imzalanmış olup, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin ilgili hükmünün artık idari bir düzenleyici işlem formundan çıkıp, sözleşmenin bir hükmü hâline geldiği; dolayısıyla sözleşmenin bir normu hâline gelen HİGŞ’in ilgili hükmünün taraflar arasında uygulanmaya devam edilecek olduğu, bu kapsamda davacı tarafından sözleşme kapsamında düzenlenen hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz edilmemiş olduğundan davanın reddi gerektiği- "Hizmet sözleşmelerinde ara hakedişlere itirazı düzenleyen HİGŞ'nin 42. maddesi hükmünün, tesis edildiği andan itibaren Anayasaya (silahların eşitliği ilkesine) aykırı olduğu, sözleşme özgürlüğü sınırlarını aştığı ve ispat hakkını ortadan kaldıracak şekilde delil sözleşmesi yapılamayacağına ilişkin yasa hükümlerine aykırı olduğu, anılan şartname hükümlerinin Danıştay tarafından iptal edilmiş olduğu ve düzenleyici işlem hakkında Danıştay tarafından verilen iptal kararının geçmişe etkili olarak sonuç doğuracağı, derdest davada HMK 448. maddeye kıyasen kesinleşmiş bir işlem olmadığından usule ait bu değişikliğin derhal uygulanması gerektiği, somut uyuşmazlıkta dava, derdest ve kesin hükme bağlanmamış olduğundan iptal kararının sonucuna göre hareket edilmesi ve anılan şartname hükmü ortadan kalktığından diğer yasal delillerinin incelenmesi gerektiği" şeklindeki karşı oyun benimsenmediği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.