30.01.2012 tarihinde açılan eldeki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. vd. maddeleri hükmü gereğince belirsiz alacak davası olduğu, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ecrimisil talebinde bulunduğu halde, yanılgılı değerlendirme ile davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşılık davalı vekilinin yapmış olduğu zamanaşımı itirazının dikkate alınarak ıslah tarihi itibariyle bir kısım ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığından bahisle davacı taraf yararına eksik ecrimisile hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı-
İ.lı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delil olup; inanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların imzasını içermesinin gerekeceği-
Taraflar arasındaki tapu kaydında düzeltim davası-
Davalı ile oğlunun yerleşim yerlerinin saptanmasının gerektiği buna ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetlerinin elde edilmesi, ilgili nüfus müdürlüğünden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılması, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılması, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmesi, ilgililerin su, elektrik, telefon, internet, doğalgaz gibi aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğinin saptanması, seçmen bilgi kayıtları ile vergi kayıtlarının getirtilmesi, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adreslerin dikkate alınması, ilgililerin ikamet ettikleri yer itibariyle geniş kapsamlı Jandarma Komutanlığı/Emniyet Müdürlüğü araştırması yapılması gerekeceği-
Vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde bedel ve ecrimisil istekleri-
Öncesinde üzerinde davacıya ait intifa hakkı tescil edilmişken, kat irtifakı kurulması aşamasında dava konusu bağımsız bölüm kaydına intifa hakkının geçirilip, tescil edilmemesi, kayıtlara göre taşınmazın önce cebri satış, ardından da satış yoluyla davalı tarafından devralınması aşamasında sicil kaydında intifa hakkının yer almaması karşısında davalı iyiniyetle taşınmazı satın alan ve kullanan üçüncü kişi konumunda olup; haksız şagil sayılamayacağından davacının ecrimisil isteminin reddinin gerekeceği-
Adi ortaklığın tasfiyesi istemi- Taraflar arasında inşaat adi ortaklığının kurulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama sürecinde dava dışı ortağın da davaya dahil edilip yargılamaya devam edildiği, davalı şirketin kuruluş amaçlarından birinin davaya konu inşaat sözleşmesini akdederek işyerlerinden oluşan inşaat projesini doğrudan ve/veya taşeronlar vasıtasıyla gerçekleştirmek ve inşaatın tamamlanmasını takiben söz konusu konut ve iş yerlerini satmak, kiralamak ve işletmek olduğu, davalı şirketin başka bir iştigal alanı bulunmadığı, hükme esas alınan tasfiye raporlarında davalı şirket tarafından usulüne uygun tutulan ticari defterler esas alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça tasfiye raporlarına yönelik itirazların raporlar ile karşılandığı, tüm tasfiye raporları ile ortaklığın zararda olduğunun açık şekilde belirlendiği, vekalet ücretinin nisbi olarak belirlenmesinin yerinde olduğu- "İnşaatın yüklenicileri olarak adi ortakların, arsa üzerine inşaa edilecek bağımsız bölümlerin ve arsa payının %65’i oranında ayni hak sahibi olduğu, tüm adi ortakların birlikte hareket etmeden ve bir karar almadan bu ayni hakkın başkalarına devredemeyeceği, sözleşmenin tek başına ortaklardan biri tarafından tadil edilemeyeceği, A.Ş.’de pay sahibi olan gerçek kişi davacı adi ortakların, ...bağımsız bölümün tam veya kısmi olarak tapularının ... A.Ş. yerine dava dışı arsa sahibine devredilmesi nedeniyle adi ortaklığın davalılarca zarara uğratıldığı, bu suretle davalı ortakların, TBK m. 628 uyarınca da davacı adi ortakların mülkiyet hakkına zarar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, Mahkemece, ... A.Ş.’nin işleyişi nedeniyle şirket yöneticisinin şirkette hisse sahibi davacılara verdiği dolaylı zarar yönünden inceleme yapıldığı ve bu husus da davacılarca temyiz sebebi yapılmış ise de, A.Ş. yöneticilerinin ortaklığa verdikleri zararın bu davanın konusu olmadığı, davanın TTK m. 555 vd uyarınca, şirkete ödenmesi istemiyle açacakları “dolaylı zarar” davasının konusunu oluşturacağı, bu hususun ancak anılan konuda bir dava açılması halinde asliye ticaret mahkemelerince tartışılıp karara bağlanabileceği" şeklindeki karşı görüşün kabul görmediği-
Davacı yüklenici tarafından, daha önce önce arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri gereği kendisine isabet eden bir kısım dairelerin adına tescili istemiyle açılan davanın reddine dair verilen karar onanarak "yüklenicinin sözleşmelere konu taşınmazlar üzerinde yaptığı imalat bedelini talep edebileceği" belirtilmiş ve bu karar kesinleşmiş olduğundan, artık, yüklenicinin tescil talep hakkı kalmamakla, yaptığı imalat bedelinin tahsilini istemesinin mümkün olduğu- Mahkemece, sözleşmenin tasfiyesi amacına uygun olarak, yüklenicinin gerçekleştirdiği yasal veya yasal hale getirilebilir imalatın bedelinin, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak tespit ettirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Sözleşmenin düzenlenmesinin üzerinden takriben altı yıl geçtikten sonra, davacı yüklenici tarafından, noterlikçe onaylanmış bağımsız bölüm listesiyle kat irtifakı tesisi sağlandığı, kat irtifakı tesisi sırasında yüklenici, gerek kendi adına asaleten, gerekse vekaletname aldığı diğer arsa malikleri adına bağımsız bölümleri tespit ve tescil ettirdiği- Yapılan bu işlem tarihinden dava tarihine kadar geçen dört yılı aşkın süre zarfında yürürlükte bulunan BK'nın 31. madde kapsamında, iradesinin fesada uğradığından bahisle bir bildirimde de bulunmadığı, bu durumda, resmi senetle belirlenen durumun aksi ileri sürülemeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Somut olayda, teslim olgusunun varlığı kabul edilse dahi, binanın depremde yıkılmış olması karşısında, davacının geçersiz sözleşmeye konu bağımsız bölümü davalıya iade yükümlülüğünün bulunamayacağı, o halde, davacının, herhangi bir iade yükümlülüğü altında olmaksızın, ödediği satış bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteme hakkına sahip olacağı-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.