Cezai şart istemine ilişkin olarak belirlenen miktardan, davalının malî yapısı nazara alınarak yapılması gerektiği değerlendirilen %50 oranındaki indirimin dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden mi yoksa tespit edilen cezai şartın tamamı üzerinden yapılması gerektiği- Kısmî davada alacağın tamamı bakımından verilecek tespit kararı, sonrasında aynı alacak için açılacak ek dava bakımından kesin hüküm oluşturarak hem usul ekonomisi ilkesi hem de hukuki güvenlik ilkesine uygun kararların verilmesine hizmet edeceği- Davacı tarafça talep edilebilecek cezai şart miktarının belirlenmesi bağlamında; aradaki sözleşme ve eki protokole göre talep şartlarını haiz olduğu belirlenen 100.000 USD cezai şarttan TBK'nın 182/3. maddesi kapsamında yapılması gerekli olduğu değerlendirilen %50 oranındaki takdiri indirimin kısmen talep edilen 10.000 USD üzerinden değil alacağın tamamı olan 100.000 USD üzerinden yapılarak HMK'nın 26. maddesi kapsamında bir karar verilmesi gerektiği- "Kısmî davada alacağın tamamının dava konusu edilmediği, davacının bu hususta bir ıslah dilekçesi sunmadığı, %50 oranında yapılması gerektiği değerlendirilen indirimin alacağın tamamı yerine talep edilen miktar üzerinden yapılması gerektiği,  aksinin kabulünün gizli talep aşımı oluşturacağı, bu şekildeki bir kararın sonradan açılacak ek davanın fonksiyonunu sağlayacağı, davalıyı def'ileri ileri sürmekten mahrum bırakarak hak ihlâline neden olacağı" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Temyiz aşamasında ilk defa sunulan dekont suretinin yargılamanın başından beri davalının elinde bulunduğunun anlaşıldığı, temyiz aşamasına kadar sunulamama nedeninin açıklanmadığı, delilin sonradan oluşturulmadığı, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK. 145'de belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, belgenin sunulmamasının davalının kendi ihmalinden kaynaklandığı, davacının sunulan bu delile içerik olarak karşı çıkmasının sunulduğu tarih itibariyle mümkün olmadığı gözetildiğinde, delili davanın en başından beri var olduğu hâlde yargılama aşamasında ileri sürmeyen davalının, kararın temyizi aşamasında dosyaya yeni delil sunarak bu delil doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesinin mümkün olmadığı- Emsal dosyalarda verilen kararlara göre eldeki davada yol ve yemek ücreti alacaklarının varlığının ispatlandığının kabul edilemeyeceği, bu yönde işyeri uygulamasının olduğunun kabulüne dair yeterli değil olmadığı- Davalı şirket muhasebecisinin posta çeki hesabına ödeme yapıldığı iddia edilerek buna ilişkin PTT makbuzu sunulduğundan, ödeme yapılan kişinin ödemenin yapıldığı tarihte davalı işverenlerden herhangi birinin işçisi olup olmadığının belirlenmesi, davalı işyerinden, ekat belgesi ile ilgili eğitimi vermek ile sorumlu olan kurum ve kuruluşlardan, yapıldığı iddia edilen ödeme ile ilgili bilgi belge temin edilmesi gerektiği-
TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, mirasçıların belirlenmiş paylarının bulunmadığı, TMK.nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliğinin aranacağı, dava da bir tasarrufi işlem olup, üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte açmalarının zorunlu olduğu-
Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibi olarak yer alan taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...
1086 sayılı HUMK zamanında açılan bir davada iddianın yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile ispat edilememesi halinde delil listesindeki açıklamaya bakılması gerekeceği, buna göre delillerinde "her türlü yasal delil" şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise ilgilinin yemin deliline dayandığının kabul edileceği ve yemin teklif etme hakkının hatırlatılacağı-
Hukuk Genel Kurulu’nun müzakerelerine her hukuk dairesinden başkan katılıyorsa bir başkan bir üye, katılmıyorsa iki üyenin katılması zorunlu olup davacı vekili tarafından 1. Hukuk Dairesinin başkanı ve üyelerinin tümü reddedilmiş olmakla uygulaması zorunlu olan bu hükmün uygulanması ve dolayısı ile Genel Kurulun toplanması olanaksız hale gelecek olduğundan, Genel Kurulda bir dairenin başkan ve tüm üyelerinin birlikte reddedilmesi halinin “toplu red” niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı-
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada, davalının, davacıya karşı bakım borcunu yerine getirmediğinden söz edilemeyeceği-
Daha önce Dairemizce denetimden geçmiş benzer nitelikteki dosyalarda, ...................... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ............ sayılı ilamıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine karar verilmesine rağmen dava dışı yüklenicinin inşaatın yapımına devam ettiği, fesihten sonra da arsa maliki davacı tarafından dava dışı yükleniciye bağımsız bölüm devrinin yapıldığı, feshin muvazaalı olduğu iddia edildiğinden, anılan iddialar araştırılarak davacı arsa maliki ile dava dışı yüklenici arasında kesinleşen fesih kararına rağmen sözleşme ilişkisinin ve işin yapımının fiilen devam edip etmediği, inşaatın dava dışı yüklenici ................. tarafından tamamlanıp tamamlanmadığı hususları incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Kadastro tespitine itiraz ile tapu iptali ve tescil istemi- İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf dilekçesinin, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun’un 341/2 nci ve 352/1 inci maddeleri kapsamında reddine karar verilmesini müteakip 22.07.2021 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 6 hükmünün yürürlüğe girmiş olması karşısında, bu hükmün somut olaya uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın miktar itibariyle kesin hüküm niteliğini haiz olup olmadığı- 
İ.lı işleme dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin davada, ilk el durumundaki kişinin davada yer almasının sağlanması gerektiği- İ.lı işleme ilişkin tanık beyanı üzerinde durulması gerekeceği- Davacıların murisi tarafından yapılan temlikin, inançlı işlem olduğunun saptanması durumunda murisin herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığının, borcun ödenip ödenmediğinin saptanarak herhangi bir borcunun olmadığının saptanması halinde, ara malikler davalılar ile son kayıt maliki olan davalının iyiniyetli olup olmadığının, bir başka ifadeyle TMK'nin 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının saptanması gerektiği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.