Somut olayda; mahkemenin dava konusu alacağa ilişkin bilirkişiden rapor aldığı, bilirkişi raporunun karar duruşmasında davacı vekiline elden tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora karşı beyanda bulunduğu ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun davalıya usulüne uygun tebliğ edilerek, yasal süresinde itirazlarını sunması için imkan tanınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporu davalıya tebliğ edilmeden, rapora itiraz etme veya beyanda bulunma hakkı verilmeden hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmiş olmasının doğru olmadığı- Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, mahkemece bilirkişi raporu davalıya usulüne uygun tebliğ edilerek, yasal süresinde itirazlarını sunması için imkan tanınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmemesinin hatalı olduğu-
Davacı-kiralayanın tek taraflı olarak “kira artırım oranı” ile “kira bedeli”ni belirtemeyeceği; davacının bunların miktarını yazılı olarak kanıtlayamaması halinde, davalı-kiracının kabul ettiği miktara itibar edileceği-
Taşınmazdaki kiracıya önceden "taşınmazın maliki olduğunu, kira paralarının kendisine ödenmesini" ihtarname ile bildirmemiş olan yeni malikin, daha sonra kiracının tahliyesini icra mahkemesinden isteyemeyeceği–
Davalı aylık kira bedelinin düşürülmesi konusunda davacı ile anlaştıklarını beyan etmiş ise de yazılı kira sözleşmesinin değiştirildiğinin ancak aynı kuvveti haiz bir belge ile kanıtlanması gerekeceği-
Davacı ve diğer mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan takibin mirasçılar ve paydaş yeni malik tarafından birlikte başlatılması ve davanın da birlikte açılması gerekeceği, ancak takibin yalnızca paydaş yeni malik tarafından başlatıldığı, başlatılan takip sonucu gönderilen ihtarlı ödeme emrindeki noksanlığın sonradan giderilmesi mümkün olmamakla birlikte, ihtarın tüm mirasçılar tarafından gönderilmediğinden hukuki sonuç da doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan ihtarlı ödeme emrine dayanarak tahliye kararı verilemeyeceği-
Davalı borçlu, itirazında kira ilişkisine ve aylık kira miktarına itiraz etmediğinden takipte istenen kira alacağı kesinleşmiş olup, borçlu davalı, borcu ödediğini veya tahliye ettiğini İ.İ.K’nun 269/c maddesinde sayılan yazılı belge ile kanıtlayamadığına göre mahkemece itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesi ve duruşma günü davalı şirkete '' aynı adreste birlikte çalışan ......'e tebliğ edildi.'' şerhi ile tebliğ olunmuşsa da bu kişinin şirket yetkilisi olup olmadığı belirtilmediği gibi adı geçenin yetkili temsilci olmaması durumunda hangi nedenle bu kişiye tebliğ yapıldığı da belirtilmediğinden yapılan bu tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemeyeceği-
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 109/3. maddesinin "Dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında kısmi dava açılması talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." şeklinde olduğu, davacının, 6100 sayılı HMK'nin 109/3 maddesi uyarınca talep sonucunu ıslah ile artırmak için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasına gerek bulunmadığı, hal böyle olunca; davacının ıslah talebi değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
