İİK. 269d'de, İİK. 58'e atıf yapılmamış olduğundan, "örnek: 13 ödeme emri" ekinde, takip dayanağı kira sözleşmesinin bir örneğinin de borçlu-kiracıya gönderilmesine gerek bulunmadığı–
Her ne kadar taşınmazların daha sonra tapuda resmi şekilde devirleri yapılmış ise de, tapu sicilinde resmi şekilde yapılan devir sırasında, alıcı davacı şirket tarafından taşınmazların tapu siciline adi yazılı sözleşmeye ilişkin bir şerh de konulmamış geçersiz sözleşmedeki cezai şart hükümlerine resmi satış akdinde yer verilmediğinden, geçersiz olan adi taşınmaz satışı sözleşmesindeki cezai şarta ilişkin hükümlerin de geçersiz olduğu-
İtirazın iptali konulu dava dosyasında borcun sebebini oluşturan faturalar bulunmadığından, takibe konu bu faturaların ya da hesap dökümlerinin dosya arasına alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için bozma ilamında işaret edilen hususlarla ilgili ve bozmaya eylemli uyulması anlamına gelebilecek nitelikte başkaca hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan dosyadaki mevcut belgelere göre ilk kararın aynen oluşturulmasının gerekeceği-
İtirazın iptali davası-
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; mahkemenin, taraflar arasında yazılı veya sözlü vade farkı anlaşması olmadığı gibi, gecikme durumunda talep edilecek faiz oranı konusunda da herhangi bir anlaşmayla teamül de bulunmadığından, vade farkı faturasına dayanan davanın ve “davalının %20 oranında tazminat ödemesine” yönelik talebin reddine dair kararının yerinde olduğu-
İtirazın iptali davası-
İİK'nun 67. maddesi gereğince icra inkar tazminatına davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağ üzerinden hükmedileceği-
Konkordato geçici mühlet kararından önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, dolayısıyla alacağın kat edilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ile asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibarıyla muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davası-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.