Davalının babasının vefat etmeden önce borç olarak altın aldığını, bedelini ödenmediğini, davalının babasının borcuna karşılık senet verdiğini ancak senet bedelini ödemediğini ileri sürerek senet bedeli olan 7.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline-
İş sözleşmesine uygulanacak hukuk ile davacının aylık ücret miktarı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması-
Tedbir nafakası davalarında hükmedilecek nafakaya dava tarihinden geçerli olacak şekilde hükmedilmesi gerekeceği, kararın kesinleşmesinden itibaren hükmedilmiş olmasının doğru olmayacağı-
Aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemi- Davacı tanıklarının beyanları nazara alındığında temlikin hile ve tehdit sonucu ile gerçekleştiği iddiası kanıtlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
M. Y. mirasçılarından K. Y., miras payları oranında iptal ve tescil talep eden davacılar arasında olmayıp davalı durumunda bulunduğuna; bu itibarla davalı K. Y.'nin miras bırakandan gelen payı yönünden iptal ve tescil talebi bulunmadığından onun payını da kapsar şekilde hüküm kurulamayacağı-
Usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak yukarıda belirtilen açıklamaları da gözetmek suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmak, davacının, dava konusu malların edinilmesine yaptığı katkı oranını davacı adına olan iki kooperatif payı bulunduğu hususu da gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek bulmak, katkı oranlarının, malların dava tarihindeki "sürüm değerleriyle" çarpımı sonucu bulunacak "katkı payı tazminatına" hükmedilmesinin gerekeceği-
Ana taşınmazın değerinde artışa neden olan bina, ağaç vesaire gibi bütünleyici parça niteliğinde muhdesat bulunan taşınmazların ortaklığının satış yolu ile giderilmesinin istenilmesi halinde, muhdesatların kime ait olduğu hususunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya tüm paydaşların bu konuda ittifak etmemesi nedeniyle tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu-
Davacının çalışma süresi ihtilaflı olup, davacının emekli olduktan sonra çalıştığına ilişkin SSK belgelerinde belli bir tarihten sonra kayıtlara geçmiş hizmetinin tespit edilemediği, davacıya hizmet tespiti davası açması için süre verilmesi ya da çalıştığına ilişkin beyanda bulunan tanıkları çağrılarak ayrıntılı beyanlarının alınarak sonuca gidilmesi gerektiği-
Yargıtay bozma ilâmına uyulmakla meydana gelen usulî kazanılmış hak kuralı usul hukukunun ana esaslarından olmakla ve Yargıtayca titizlikle gözetilmekle birlikte bu kuralın açık bir maddi hata hâlinde dahi katı bir biçimde uygulanması bazı Yargıtay kararlarında adalet duygusuyla, maddi olgularla bağdaşmaz bulunmuş ve dolayısıyla giderek uygulamada uyulan bozma kararının her türlü hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında maddi bir hataya dayanması hâlinde usulî kazanılmış hak kuralının hukuki sonuç doğurmayacağı- Yargıtay'ın kararında (onama/bozma) hukuki yönden bir değerlendirme yapılmış ve deliller belirli bir doğrultuda değerlendirilerek bir karar verilmiş ise kararı veren Daire hukuki görüş değiştirse veya delil değerlendirmesinin yanlış olduğunu sonradan benimsese dahi burada maddi hatadan söz edilemeyeceği- Bu yönüyle şeklî anlamda kesinleşen kararla ilgili yeniden delil değerlendirmesi yapılarak maddi hata denetimi adı altında davanın tekrar kanun yolu denetimine tâbi tutulması ve bu suretle şekli anlamda kesinleşen kararın ortadan kaldırılması mümkün olmadığı- iş kazasından kaynaklı asıl davada maddi tazminat, birleşen davada ise manevi tazminat talebiyle açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Özel Dairece davalı işverenin iş kazası sebebiyle kusurunun bulunmadığından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince önceki hükümde direnildiği, direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece bu kez temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onandığı, onama kararının taraf vekillerine tebliği sonrası davalı vekilinin 19.03.2025 tarihli dilekçe ile maddi hata düzeltim talebinde bulunduğu, Özel Dairece hüküm altına alınan tutarların ayrı ayrı temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, temyiz kesinlik sınırının da direnme kararını inceleyecek olan Hukuk Genel Kurulunca değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle onama kararı kaldırılarak dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği, İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının miktar itibarıyla kesin olması durumunda Özel Dairece esasa yönelik inceleme yapılması mümkün olmadığından hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı kesin olduğundan bahisle maddi hata sonucu bu hususun gözden kaçırılarak kararın onandığı gerekçesiyle onama kararı kaldırılıp direnme kararının temyizen incelenmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.