2. HD. 29.05.2018 T. E: 736, K: 6881-
Mahkemece, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu heyetince davaya konu dairenin bulunduğu yerde inceleme yapılarak, dairenin bulunduğu binaya ait kapalı otoparkta yer alan otopark sayısı ile mevcut daire sayısı ve 4+1 daireler için 2 adet otopark tahsis edileceği iddiası da dikkate alınarak her bir daire için fiili olarak yeterli miktarda otopark olup olmadığının tespit edilerek ve dosya içerisindeki bilirkişi raporları arasındaki çelişkide giderilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği-
Alacak davası-
Nakde çevrilmiş olan banka teminat mektubu bedelinin intifa bedelinin kullanılmayan kısmından mahsup edildiği- Tescil istem belgesinde bilabedel terkin talebinde bulunulması neticesinde kullanılmayan intifa hakkı süresine ilişkin davacının alacak hakkının bulunmadığına dair kararı kuvvetli (güçlü) delil teşkil edeceğinden ve eldeki davada çekişme konusu olan teminat bedelinin bakiye intifa hakkı süresine ilişkin alacaktan mahsup edildiği hususu kabul edilemeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşün benimsenmediği-
Kira bedellerinin ödenmemesi halinde aktin feshi ve tahliye istenebilmesi için borçlar kanunun 260 maddesindeki şartların gerçekleşmesi ve davacının da buna dayalı olarak tahliye isteminde bulunması gerektiği ve 2886 Sayılı Kanunun 62. maddesi genel hükümlere ilişkin bir madde olup kira parasının sözleşmede yazılı sürede ödenmemesi bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshini gerektirmeyeceğinden idarenin davaya konu olayda, 2886 Sayılı yasanın 62. maddesine göre kira akdini feshetmesinin cezai şart niteliğindeki tazminat sorumluğunu doğurmayacağı ve kira sözleşmesinin ve şartnamenin koşullarının bulunmadığı gözetilerek cezai şart ile ilgili talebin reddine karar verilmesi gerektiği- Davacı ödenmeyen kira bedellerinin kira şartnamesinin ilgili maddesi gereğince 6183 Sayılı Kanunun 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammıyla birlikte tahsilini istemiş olup kiracı hakkında Türk Borçlar Kanunu Yürürlük Kanununun 7. maddesi gereğince, TBK. mad. 120 'nin uygulanması ve madde gereğince getirilen faiz sınırlamasının nazara alınarak karar verilmesi gerektiği-
Kısa ve gerekçeli kararda farklı tutarlardan bahsedilmesinin isabetsiz olduğu-
Taraflar arasındaki alacak davası-
TKHK 3. maddesi uyarınca, tüketicinin; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işleminin; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade ettiği, TKHK 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngördüğü, bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmediği, ayrıca bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin de tüketici olmasının zorunlu olduğu- Eldeki davada, davacının S. Klubü derneği, davalı avukata karşı, iade edilmeyen avans ödemesinin tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istediği, davacı, S. Klubü Derneği mesleki faaliyeti kapsamındaki işleminden dolayı 6502 sayılı Yasada tanımlanan tüketici vasfını taşımadığı, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı Yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekeceği, davacının, tüketici yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin, 6502 sayılı Yasa kapsamı dışında kaldığı, davaya bakma hususunda genel mahkemelerin görevli olduğu-
Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
İşçilik alacakları davasında; ilk dönem çalışmasının emeklilikle sona erdiği ve kıdem tazminatının eksik ödendiği durumda bu dönemin tasfiye edilmiş sayılmayacağı, işçinin ikinci dönem çalışması sonundaki feshinin haklı olup olmadığının belirlenmesinde zamanaşımına uğramış olsa bile ödenmeyen fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, bu alacakların varlığı halinde feshin haklı kabul edilerek tüm süre ve son ücret üzerinden hesaplanacak kıdem tazminatından önceki ödemenin faiziyle mahsubu gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
