7. HD. 12.04.2016 T. E: 2015/41838, K: 7924-
Davacının kız çocuğu davalının ise erkek çocuğu olduğu, resmi akitteki değer ile gerçek değer arasında açık ve fahiş fark bulunduğu, taşınmazların satışından elde edilen bedelin murisin eşi adına kayıtlı başka bir taşınmaz için harcandığı yönündeki savunma satış tarihleri ile anılan taşınmazın satın alındığı tarih karşılaştırıldığında samimi bulunmadığı gözetildiğinde davalıya yapılan temlikin bedelsiz olduğunun anlaşıldığı-
Feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine-
Alacaklının muvazaaya dayanarak «3. kişilerin istihkak iddiasının reddini» istemesi halinde, İİK’nun 278 ve devam eden maddeleri uyarınca iptâl davasına gerek bulunmadığı-
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir. Eş söyleyişle ihtiyati tedbir, ancak taraflar arasında çekişmeli olan dava konusu hakkında verilebileceği- Tasarrufun iptali davasında taşınmazın aynı tartışmalı olmadığından geçici hukuki koruma olarak ihtiyati haciz kabul edilmiş, ihtiyati tedbir öngörülmemiş olduğu; bu itibarla; mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararı doğru olup davacının bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmediği-
7. HD. 25.11.2024 T. E: 3032, K: 5210
Somut olayda; davacının, davalı aleyhine açtığı davada manevi tazminata hükmedildiği, kararın kesinleştiği davalı aleyhine açılan kamu davasında suç tarihinin 22/12/2008 olduğu, taşınmazların aynı gün aynı akit tablosu ile davalı tarafından kardeşi olan diğer davalıya satış suretiyle temlik edildiği, aracın ise 16/11/2012 tarihinde kardeşi olan davalıya satış suretiyle temlik edildiği, taşınmazların satış değerleri ile gerçek değerleri arasında misli fark olduğu, davalının tapudaki satış bedeli dışında ödeme yaptığını ispatlayamadığı, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu-
2280 sayılı yasadaki borç ertelemesi artırmada yüzde yetmiş beşi bulmayan taşınmaz malından başka malı bulunmayan borçlular için olup borçlunun başka malları varsa alacaklıların erteleme süresi içinde bunlara başvurabilecekleri-
5510 Sayılı Kanun'un mad. 56/2 hükmüne dayanılarak açılan davada, boşandıktan sonra eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulup sonuca gidilmesi gerektiği-
Çekişme konusu taşınmazların iptaline karar verildikten sonra tescili yönünde hüküm kurulmamış olmasının ve infazda sıkıntı yaratacak şekilde iptale karar verilen taşınmazların tek tek parsel numaraları ile iptal edilen pay oranlarının gösterilmemiş olmasının hatalı olduğu, çekişmeli taşınmazların keşfen belirlenen ve iptaline karar verilen davacının payı üzerinden nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harç alınmasının hatalı olduğu-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
