Sanığın savunmasında bildirdiği bilinen en son adresine çıkartılan gerekçeli karar tebliğine ilişkin tebligatın bila tebliğ iade edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu tarihte sanığın mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince çıkartılan duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi üzerine, sanığın mernis adresine aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek ve tebligata  “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek 21/2 gereğince tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekirken, MERNİS adresi bulunan sanığa duruşma gününü bildirir davetiyenin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu-
Tarafların boşanmasına ilişkin Aile Mahkemesinin gerekçeli kararının, davalı kadın eşe Tebligat Kanunu'nun 10/3. maddesine göre mahkeme kaleminde memur vasıtasıyla bizzat tebliğ edildiği, ne var ki 14.01.2022 tarihli tebligat evrakında tebliğ memurunun ad ve soyadının yazılı olmadığı, bu durumda gerekçeli kararın davalıya usule uygun şekilde tebliğ edildiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 345. maddesine göre istinaf kanun yoluna başvuru süresi; ilamın taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlayacağı, diğer yandan aynı Kanun'un 349. maddesinde tarafların; ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf kanun yoluna başvurma hakkından feragat edemeyeceklerinin belirtildiği, böyle olunca, davalının 14.01.2022 tarihli istinaf kanun yolundan feragat dilekçesinin geçerli sayılması ve istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 346. maddesi uyarınca reddine karar verilmesinin doğru olmayıp bozmayı gerektirdiği-
Borçlunun hakkındaki takibi öğrendiğini beyan ettiği tarihten daha önce öğrendiği hususu alacaklı tarafından yazılı delille ispat edilemediğine göre, tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi esas alınarak düzeltilmesi gerektiği-
Şikayetçi/borçlu adına “muhatabın iş takibinde olduğunu beyan eden, birlikte ve daimi çalışan ehil ve yetkili .. imzasına tebliğ edilmiştir.” şerhi ile yapılan icra emri tebliğ işleminin, şikayetçinin genel kredi sözleşmesindeki adresine yapıldığı ve bu hali ile usul ve yasaya uygun olduğu-
Beyanına başvurulan komşunun kim olduğunun iade edilen tebligatta yazılmamış olmasının daha sonra TK’nın 21/2. maddesi kapsamında yapılan tebligatın geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı, aksi yönde bir iddia da bulunmadığından bila tebliğ iade edilen tebligattaki şerhin gerçeğe uygun olup olmadığının mahkemece re'sen denetlenemeyeceği nazara alındığında ödeme emri tebliğ işleminin uygun olduğu, diğer taraftan bir kısım sebeplerle mernis adresinin güncellenemediğine ilişkin iddianın gecikmiş itiraz sebebi olmadığı-
Borçlunun bilinen en son adresine usulüne uygun tebligat çıkarılması zorunlu olup, ödeme emrinin, icra dosyasında alacaklının takip dayanağı olarak eklediği protokolde yazılı olan ( ve aynı zamanda borçlunun eski mernis adresi olan) ve borçlu yönünden bilinen son adres olarak kabulü gereken adresi yerine sokak numarasının hatalı olarak tebliğe çıkarıldığı görülmekle, bu durumda Tebligat Kanunu’nun öngördüğü usullerde tebligat yapılmadığından, aynı kanunun 10. maddesi gereğince bilinen son adrese tebligat çıkarılması kuralının yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği- Borçlunun bilinen son adresinden farklı bir adrese ödeme emri tebligatı gönderilmiş olduğu anlaşılmakla, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi esas alınarak düzeltilmesine karar verilmei gerektiği-
Alacaklının haciz ihbarnamesi gönderilmesi yönündeki talebi üzerine icra müdürlüğünün şikayetçinin (borçlu/üçüncü kişi) dosyada mevcut T.C. kimlik numarasından faydalanmak sureti ile doğrudan mernis adresine birinci haciz ihbarnamesi çıkarttığı, bila dönmesi üzerine 103 davet kağıdı dahil tüm tebligatların TK’nun 21/2 maddesi uyarınca yapıldığı, şikayetçinin borçlu olduğu ve haciz konulan ayrıca şikayetçinin T.C. kimlik numarasının bildirildiği diğer takip dosyasında ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin haciz ihbarnamelerinin gönderildiği adres olmadığı, dolayısıyla öncelikle bilinen adrese çıkmayan tebligat usulsüz olup 103 davet kağıdının tebliğinin TK 21/2’ye göre yapılmasının usulsüz olduğu- "Şikayetçinin borçlu olarak yer aldığı icra dosyasından şikayet konusu dosyaya gelen cevabi yazıda; (Çankaya/ANKARA) şeklinde belirsiz olarak yazıldığı, şikayetçinin somut adresinin yer almadığı, bu durumda icra müdürünün veya alacaklının adres araştırması yapma zorunluluğunun da bulunmadığı, adres kayıt sistemindeki adresi dışında bilinen bir adresi olmayan tarafın, bilinen adresinin artık adres kayıt sistemindeki adres olduğunun kabulü gerektiği, farklı bir dosyadan veya makamdan özellikle adres araştırması yapılmasının da gerekmediği" şeklindeki karşı oyun kabul edilmediği-
Borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin alacaklıyı vekil olarak tayin ettiği ............ Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnamede geçen adres olduğu, bu adresin değiştirildiğine dair herhangi bir bildirimin alacaklıya yapılmadığı, borçlunun bahsi geçen adresine çıkarılan ödeme emrinin TK 21/1’e göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü gerekeceği-
Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemeyeceği, bu durumda Mahkemece, bu ilkeler gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerektiği- Dava dilekçesi, davacı tarafça bildirilen ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adrese değil doğrudan davalının mernis adresine tebligat zarfının üstüne mernis adresi olduğu belirtilerek tebliğ edildiği, şu halde, yapılan tebligatların usulsüz olup davalının savunma hakkının kısıtlandığı, bu nedenle taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-