Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle asıl ve birleşen davalı vekili ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesine karar verilmesini istemiş ise de; mahkemece, davacının tüm satış faturalarının davalı defterlerinde davacıdan mal alımı olarak kayıtlı olduğu, daha sonra faturaların kayıtlarından çıkarıldığı, davaya konu faturalar kapsamının davacının gerçek satışına ait olmadığı iddia edilmekle birlikte, bu konuda ceza soruşturması sırasında asıl ve birleşen davacı şirket ya da yetkilileri hakkında açılmış bir ceza davası olmadığı, bu nedenle ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı gibi davalı çalışanlarının şirketi zarara uğratmak için faturaları davalı defterlerine kayıt ettikleri, fatura kapsamındaki ürünlerin de gerçekte teslim alınmadığı kabul edilse dahi, davacı şirket yetkililerinin davalı çalışanları ile birlikte hareket ettiklerinin iddia edilmediği, bu konuda davacı çalışanları hakkında açılmış davanın bulunmadığı da gözetildiğinde ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığı-
Fatura altının faturayı tanzim eden tarafından kaşe vurularak imzalanması, o faturanın kapalı fatura olduğuna ve fatura bedelinin ödendiğine karine teşkil edeceği- Kapalı faturanın oluşturduğu ödeme karinesinin aksi ticari defter kayıtları ile ispat edilebileceği-
Davalı vekilinin delil listesinde şirket defter ve kayıtlarına da dayanması karşısında, her iki tarafın ticarî defterleri, faturalar ve ödeme belgeleri üzerinde takip ve denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemi-
Davacı ticari defterlerinde, davacı alacağı dava konusu Euro faturaya dayalı olarak muhasebeleştirilmiş ve davacı alacağı davacı defterlerinde TL olarak belirlenmişse, davacı defterlerindeki kayıtlar davacı aleyhine davalı lehine delil olacağından davanın TL üzerinden kabulü gerektiği, Euro’nun dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden yapılan talebin aynen kabulünün hatalı olduğu-
Davacı tarafça imzalanmış olan makbuzların neye dayanarak ve hangi gerekçe ile verildiği hususunun denetlenebilmesi için bu makbuzların verildiği tarihleri de kapsayan ticari defterlerin tümünün getirtilerek Ticaret Kanunu uyarınca açılış ve kapanış tasdikleri de incelenip bu tarihler arası şirketin aktif-pasifleri üzerinde durularak, bir şirketin ihtiyacının karşılanmasını gerektirebilecek durumun olup olmadığı hususları da irdelenmek suretiyle davacının gerçek bir alacağın olup olmadığı saptanması gerektiği-
Davalı vekiline tutulması zorunlu ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmek üzere usûlüne uygun kesin süre verilip, sunulmaması halinde ibrazdan kaçınmış sayılacağının dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 80, 83, 86 vd. maddeleri ile HUMK'nın 321. maddesi hükmüne uygun olarak hatırlatılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği-
Bir tacirin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için lehine delil olarak kabul edilemediği hallerde dahi, eğer, ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa, hüküm altına alınması gerekeceği-
Borçlunun icra mahkemesine sunacağı ayrıntılı bilançoda tüm borçlarını göstermek ve ayrıca defter tutmakla yükümlü ise, tuttuğu defterlerin durumunu belirten bir cetveli dilekçesine eklemek zorunda olduğu
Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen borçlu, icra işleri tetkik merciine bir konkordato projesiyle başvuracağı- İcra mahkemesinin, İİK'nun 286. maddesinin içeriğine uygun şekilde yapacağı inceleme sonucunda "borçlunun konkordato talebinin uygun olup olmadığına" karar vermesi gerekeceği-
  • 1
  • 2
  • kayıt gösteriliyor