Geçici rehin açığı belgesi verilebilmesi için öncelikle rehinle temin edilmiş bir alacak bulunmalı, merhunun alacağı karşılamayacağı kesin olarak anlaşılmalı ve alacaklının talebi gerektiği- Takip konusu dosyada limit ipoteği ile temin edilen alacak bulunmakta olup, ipotekli taşınmaz limit ipotek miktarını karşılamakta olduğu- Bir başka deyişle dosyadaki ipotekli taşınmaz, alacağın temin ettiği kadarını karşılamakta olup, bunun dışındaki ve limiti aşan miktar açısından limit ipoteğinin niteliği gereği ipotekli taşınmazın teminat fonksiyonu bulunmadığı- Rehnin tutarı borcu karşılamaya yetmezse ne şekilde hareket edileceği İİK.'nın 45.maddesinde belirtilmiş olup bu durumda alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği; dolayısıyla somut olayda geçici rehin açığı belgesi verilmesine ilişkin şartların oluşmadığı-
Dairemizde, asıl borçlu ve/veya ipotekli taşınmaz malikine icra emri gönderilebilmesi için, alacaklı tarafından, kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adreslerine, noter aracılığı ile hesap kat ihtarının gönderilmesi gerekmekle birlikte İİK'nın 16/2. maddesi gereğince kat ihtarı tebliğ işlemi usulsüz ise süreli, hiç gönderilmemiş veya tebligat yapılmamış ise süresiz şikayete tabi olduğu yönünde uygulama yapılmakta iken İİK 150/ı maddesinde yapılması belirtilen tebligat ilamlı takipte takip şartı kabul edilip, usulsüz yapılan tebligatın yok hükmünde olduğu şikayetinin İİK 16/2 kapsamında süresiz olarak incelenmesi gerektiği kanaatine varılarak görüş değişikliğine gidildiği, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, asıl borçlu ve ipotekli taşınmaz malikinin yöntemine uygun hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğine ilişkin istinafının esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Kefalet borcunun teminatını oluşturmak üzere kefilin bizzat kendi taşınmazını kredi borçlusu lehine ipotek verdiği durumlarda kefil hakkında da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasının mümkün olduğu- Kefilin kefalet borcunun teminatı olarak üçüncü kişi tarafından ipotek tesis edildiği hallerde de, lehine ipotek verilen kefilin tıpkı krediyi kullanan asıl borçlu gibi ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte borçlu gösterilmesi gerektiği (zorunlu takip arkadaşlığı)- İpoteğin bölünmezliği ilkesi gereğince, krediyi kullandıran alacaklının kredi borçlusu için ayrı, ayrıca kefaleti nedeniyle ipotek veren kişi için aynı ipoteğe dayanarak ayrı bir takip yapmasının mümkün olmadığı- Kefilin, asıl borç yanında kendi kefalet borcu için de ipotek vermiş ise İİK'nın 45. maddesindeki önce rehne başvurma kuralının da uygulama alanı bulacağı- İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamlı icra takibinin İK'nın 149. maddesi gereğince aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunan ve asıl borçlu konumunda olan ipotekli taşınmaz maliki mütelselsil kefile takibin yöneltilmediği, bu kişiye itiraz ve defilerini ileri sürme hakkı verilmediği anlaşıldığından ve bu eksiklik süresiz olarak şikayet yoluyla ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınması gerektiğinden ve ayrıca, tarihinden önce taşınmazı ipotek yükü ile satın alan kişi yönünden alacaklının ek takip talebi üzerine buna uygun icra emri düzenlenmesi gerekirken, ek takip talebi düzenlenmeksizin alacaklının talebi üzerine doğrudan icra emri düzenlendiği görüldüğünden, usulüne uygun olarak yapılmış bir takip bulunmadığından İİK'nın 149. maddesine aykırılık teşkil eden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
BK’nın 336. ve İİK’nın 270 inci maddelerinden bahisle, hapis hakkı için defter yapılması geçici hukuki koruma niteliğinde olup defter yapılması sırasında taşınırların değerinin belirlenmesinin, takipten sonra satışa hazırlık için yapılan kıymet takdiri ile aynı nitelikte olmadığı, alacaklının hapis hakkının “İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedeli” ile sınırlı olduğu, bu sınırın aşılıp aşılmadığının tespiti için kıymet takdiri yapıldığını, bu bakımdan alacaklı tarafından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildikten sonra icra müdürlüğünce satışa hazırlık için taşınırların kıymet takdirinin yapılması gerektiği, takipten sonra kıymet takdiri yapılmadığına göre borçlunun defterde belirtilen değerlerin hatalı olduğuna yönelik şikayetinin reddine ilişkin .............. İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile kıymet takdirinin kesinleştiğinin söylenemeyeceği, takip konusu taşınırların kıymet takdiri yapılmadığından İİK’nın 150/f maddesi uyarınca alacaklıya geçici rehin açığı belgesi verilmesi koşullarının oluşmadığı-
Şikayetçi takip alacaklısının, söz konusu taşınmazda 1. derecede ipotek alacaklısı olduğu, taşınmaza 450.000 TL kıymet takdir edilmiş olduğu, yapılan dosya hesabına göre dosya borcunun 557.967,87 TL. olduğu, İİK’nun 150/f maddesinde belirtildiği üzere kesinleşen kıymete göre alacaklının, ipotekli taşınmazın satışı sonucunda alacağının karşılanmayacağı anlaşılmakta olup, icra müdürünün geçici rehin açığı belgesi düzenlenmesi talebinin İİK’nun 150/f maddesi hükmüne aykırı olarak, ihalenin feshi davası bulunduğu gerekçesi ile reddinin hatalı olduğu-
Geçici rehin açığı belgesi verilmesi işleminin ardından konulan hacizlerin kaldırılması işleminin iptaline ilişkin icra mahkemesi kararının temyizi kabil olduğu- Taşınmaza takdir edilen kıymet takdirine göre, alacaklının, ipotekli taşınmazın satışı sonucunda alacağının karşılanmayacağı anlaşıldığından, icra müdürünün rehin açığı belgesi düzenlemesine rağmen yanılgılı değerlendirme ile hacizleri kaldırması işleminin usulsüz olduğu- 1. derecede ipotek alacaklısı olan bankanın, taşınmazın, ipotek bedeli altında satışına muvafakat vermesi halinde de, satış bedeli birinci derecedeki ipotek alacaklısının alacağını dahi karşılamayacağından, şikayetçi ikinci derece ipotek alacaklısının alacağının satış bedelinden karşılanmayacağının kuvvetle muhtemel olduğu ve bu durumda, mahkemece alacaklının "geçici rehin açığı belgesi verilmesi ile birlikte konulan hacizlerin kaldırılması" işlemine yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
TMK hükümlerine göre gayrimenkul ipoteği veren malik üçüncü kişinin alacaklıya karşı sorumluluğunun, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla gayrimenkulün satılması ile sona ereceği, ancak, borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak da sorumlu olan ipotek veren aleyhinde de asıl borçlu gibi İİK. mad. 150/f ve 152'de yer verilen rehin açığı belgesi düzenlenebileceği, bu belge ile ipotek veren aleyhinde de takip yapılabileceği, TMK. mad. 851 ve 881'de ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde ise borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan taşınmazların ne miktar alacak için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmış olduğu, TMK. mad. 875'de belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşamayacağı, mahkemece ipotek verenin takip konusu ipotekle teminat altına alınan alacağın limit miktarı kadarı için ipotek sözleşmesine göre müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olduğu nazara alınarak, ihale bedeli ile limit miktarı arasındaki kısım için alacaklıya rehin açığı belgesi verilmesi gerektiği-
Rehinli mal satılıp rehin alacağını karşılamadığı belirlenmişken icra müdürüne yapılan haciz talebinin reddine dair yapılan işlemine karşı mahkemece şikayetin kabulü ile işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken olaya uygun düşmeyen ve İİK 152. Maddesine dayanan 12. Hukuk Dairesi İçtihatı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilemeyeceği-
MK.nun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde ise borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan taşınmazların ne miktar alacak için teminat teşkil edeceğinin ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırıldığı, TMK.nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşmasının mümkün olmadığı, bu hususların, İİK.nun 149/a maddesi göndermesi ile uygulanması gereken İİK.nun 33. maddesine göre ilama aykırılık istemi olup süresiz şikayete tabi olduğu-
