Davacının başlangıçta açtığı bağıştan rücu davasını tamamen değiştirerek (ıslah ederek) sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasına dönüştürmediği, önceki taleplerini muhafaza ederek bu taleplerine ilaveten şayet bu talepleri yerinde görülmezse terditli olarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinde bulunduğu, bu durumda davada kamilen (tam) ıslah yoluna gidilmemiş olduğu ve bu anlamda herhangi bir işlem yapılmamış olduğu gibi harcı yatırılarak açılmış ayrı bir sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası da bulunmadığı- Bir davada hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu- Davacının, bağıştan dönme koşullarının oluştuğuna ve davalıların sebepsiz zenginleştiğine ilişkin iddialarını ispatlayamadığı-
Dava konusu yeşil alana terk edilen yerin, davacının akaryakıt istasyonu için ruhsat müracaatı sırasında, Belediyenin yeşil alana terk edilmesi koşulu getirmesi üzerine yeşil alan olarak rızaen terk edilen yer olduğu, davalı idare tarafından yeşil alana terk edilen yerin bugüne kadar yeşil alan yapılmadığı, aksine Belediye tesisleri yapılmak suretiyle binalar yapıldığı, terk edilen yerin amaca aykırı olarak kullanıldığı- Somut olayda bedelsiz terk edilen yerin şartlı bağış olduğu- Malikinin muvafakati ile yeşil alana terk edilen taşınmazın farklı bir kamu hizmetine (belediye hizmet birimi) tahsis edilmesi hâlinde, eski malik bakımından anayasal mülkiyet hakkını devreye sokabilecek bir mal varlığı değerinin bulunmadığı, önemli ve belirleyici hususun yeşil alana terk edilen taşınmazın yine kamunun kullanımına sunulması, başka bir kamu hizmetine tahsis edilmesi olduğu, genel menfaatin gerekleri ile bireysel hakların korunmasının gerekleri arasında bulunması gereken adil dengenin bozulmadığı ve kamu yararı amacının da ortadan kalkmadığı-
Resmi akitte bağışın şartsız olduğunun yazılmış olsa bile bağışlamada tarafların gerçek iradesi önem taşıdığı, bu itibarla davalı kurumun kararından bağışın koşullu olduğu ve koşulun yerine getirilmediğinin anlaşıldığı - Davalı tarafından bağış amacının gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşıldığını belirten bir tarih sunulmadığı gözetildiğinde TBK'nun 297. Maddesi uyarınca bağıştan dönme (rücu) hakkının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kullanılmadığı, bu itibarla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-
Resmi akitte şartsız bağış olduğu yazılmış ise de; bağışlamada tarafların gerçek iradesi önem taşıdığı- TBK. mad. 297/3 uyarınca, bağışlayan sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabileceği-
Bağıştan rücunun, bağışlayandan, bağışlanana varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile bağışlamanın geriye etkili olarak ortadan kaldırılması olduğu- Rücu hakkının, bir hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu ve şahsa sıkı suretle bağlı olduğu ve bağışlananın durumunun ilelebet belirsizlik içinde bulunmaması için bir süre ile kısıtlanmış olduğu- 818 s. BK. mad. 246/2'de gösterilen istisna dışında kural olarak mirasçılara geçmediği gibi, temlik de edilemeyeceği-
Somut olayda her ne kadar, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın yol olarak terkin edildiğinin belirlendiği, yapılan protokol uyarınca tarafların akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösterilen alanda LPG istasyonu ruhsatı almak için anlaştıkları, anlaşma uyarınca dava konusu taşınmazın terkininin yapıldığı, istasyon ruhsatı için herhangi bir işlemin yapılmadığı yola terk edilen alanın hazine tarafından tasarruf edileceğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davalı Hazine yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de çekişme konusu 32 nolu parselle ilgili işlemlerin Belediye tarafından alınan Encümen kararı ile yapıldığı ve tapu kütük sayfasının kapatıldığı anlaşılmakla davalı ... ve Hazine’ye husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı-
Davacı, evlenmeleri sırasında davalıya hediye olarak takılan ziynetlerin iadesini talep ettiği davada, taraflar arasında görülen boşanma davasının yargılaması sonucunda, davacının yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılarının devam ettiği davada ise mahkemece davalının evlilik birliği içerisinde kusurlu davrandığına yönelik delil bulunmadığından, talebin reddine ilişkin verilen kararın kesinleştiği anlaşıldığından, davalının evlilik birliği içerinde kusurlu davranışının olmadığı mahkeme kararı ile kesinleşmiş bulunmakla bağıştan rücu şartlarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği-