alacaklı/ bankanın sadece takip tarihi itibarıyla muaccel hale gelmiş taksitler yönünden talepte bulunabileceği kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 23.11.2018 tarihli muacceliyet ihtarı öncesi son olarak 20.09.2018 vadeli 8. taksit tutarının ödendiği, son ödeme tarihi itibarıyla bakiye 451.381,51.-TL anapara alacağı bulunduğu, ihtarname sonrası ve dava tarihi itibarıyla anaparaya karşılık başkaca geri ödeme bulunmadığı, 20.10.2018 vadeli 9. taksit tutarı karşılığı sadece 4.424,31.-TL ödeme planı içerisindeki faize karşılık kısmi ödeme yapıldığı, 03.04.2019 takip tarihi itibarıyla 9.-10.-11.-12.-13-14. taksit tutarlarının muaccel hale geldiği ve davacı bankanın Bursa 9.İcra Müdürlüğünün 03.04.2019 tarih ve 2019/4144 esas sayılı dosyası ile davalı/borçludan talep edilebilir alacağının; 30.147,86 TL anapara, 30.045,05.-TL faiz toplamından oluşan toplam 60.192,91.-TL olduğu saptandığından davalının icra takibine 30.147,86.-TL asıl alacak ve hesaplanan fer'ileri yönünden itirazının haksız olduğu, alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği şeklinde verilen kısmen kabul kararında maddi vakıa ve delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
Borçlu davalı K. Beşen'e 03.11.2007 tarihli sözleşme ile tüketici kredisi verdiğini, diğer davalının da kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, davalı borçlunun zamanında kredi taksitlerini ödememesi üzerine davalılara ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine kalan tüm taksitler için icra takibi yaptığını ancak davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini ileri sürerek vaki itirazın iptaline-
İtirazın iptali davası-
Davalının ihtiyaç kredisi kullandığını ancak çekilen ihtarnameye rağmen borcunu ödemediğini, hesabın kat edilerek takip başlatıldığını, takibe de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline-
Davalı borçlu birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmüş olup, davacı bankanın kredi sözleşmesinde saklı tuttuğu hakkını kullanabilmesi için 4077 sayılı kanunun 10. maddesi hükmüne göre birbirini izleyen en az iki taksidin belirlenerek ödenmesi, aksi halde bakiye tüm taksitlerin muaccel olacağı uyarısını taşıyan ve 7 gün süreli ihtarname gönderilmesi gerektiği- Mahkemece davalıya gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
Kredi kartı kullanımından kaynaklanan borcun tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın dava tarihi itibariyle tüketici mahkemesinin görülmesi gerektiği- Uyuşmazlık bireysel kredi kartından kaynaklanmakta olup 5464 sayılı Yasa hükümlerine göre sonuçlandırılması gerektiği-
İtirazın iptali davası-
Davacı banka ihtarnamesinde kredi kartı hesabını kapattığını ve sözleşmeyi feshettiğini bildirerek toplam borcun ödenmesini istediğinden, kredi kartı hesabının kapatılması ve sözleşmenin feshiyle birlikte kredi kartı borcunun tümünün muaccel hale gelmiş olduğu- Mahkemece "6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 22. maddesi aracılığıyla aynı Kanunun 28. maddesi hükmüne" dayanılarak karar verilmiş ise de, anılan Yasa hükümlerinin taksitlere bağlanmış tüketici kredisi sözleşmesine ilişkin olduğu, kredi kartı borcunun bu kapsam içinde değerlendirilemeyeceği- Ödenmemesi halinde sadece asgari ödeme miktarının muaccel hale geleceği hususunun, sözleşmenin devamı halinde dikkate alınabilecek bir konu olduğu-
Kredi kartı harcamalarından kaynaklanan uyuşmazlıkta, kredi kartı hesabının bankaca kat edilmesiyle birlikte muaccel olacağı gözetilerek hesabın kat'ına ilişkin ihtarnamede verilen sürenin sonunda da temerrüdün gerçekleşeceğinin kabulü ile sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan 6502 TKHK. mad. 22 ve 28'in hükme gerekçe yapılmasının doğru olmadığı-
Davacı bankanın ihtarnamesinde kredi kartı hesabını kapattığını ve sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği ve toplam borcun ödenmesini istediği gözetildiğinde kredi kartı hesabının kapatılması ve sözleşmenin feshiyle birlikte kredi kartı borcunun tümü muaccel hale geldiğinden dolayı bankanın alacağını davalı kredi kartı hamilinden talep etmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı- Mahkemece 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun mad. 22 aracılığıyla aynı kanun mad. 28 hükmüne dayanarak karar verilmiş ise de anılan yasa hükümlerinin taksitlere bağlanmış tüketici kredisi sözleşmesine ilişkin olup kredi kartı borcunun belirtilen yasa hükümleri kapsamı içinde değerlendirilmesinin doğru olmadığı, zira ödenmemesi halinde sadece asgari ödeme miktarının muaccel hale geleceği hususunun sözleşmenin devamı halinde dikkate alınabilecek bir konu olduğu-
  • 1
  • 2
  • kayıt gösteriliyor