Taraflar arasında; cari hesap şeklinde yürütülen ticari ilişki bulunduğu,yazılı olarak cari hesap mutabakatı yapılarak davacı şirketin borcunun belirlendiği, sonrasında “Alacağın Temliki Protokolü” yapılarak davalı tarafından bir kısım alacağın tahsil edildiği, "Temlik Protokolü"nde borcun ifası yani ödeme yerine geçmek üzere yapılmadığı ve ifa yerine borcun teminatını teşkil etmek üzere yapılmış bir alacak temlikinin söz konusu olduğu- Borçlunun aczi ya da hukuki imkansızlık nedeniyle tahsil edememesi durumunda, bu tarihten itibaren temlik edilen alacağın tahsil edilip edilemediğine bakılmaksızın davacının cari hesap borcunun muaccel olacağı yani davalıya temlik edilen alacağı borçludan tahsil etmek konusunda herhangi bir kusur ya da çaba göstermeye gerek olmaksızın, cari hesap alacağını davacıdan talep edebileceği-
Aynı ilamda birden çok ihtiyarî dava arkadaşı hakkında ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin, her bir davacı yönünden borçluya karşı ayrı ayrı takibe konulmasının mümkün olduğu- "Aynı sebep ve aynı ilamdan kaynaklı alacakların aynı takip dosyası üzerinden tahsili mümkünken, makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın ilam alacaklılarının, her birinin kendi payına düşen kısım için ayrı takip başlatmasının hakkın kötüye kullanımı olup, usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil ettiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Taraflar adına kayıtlı bir müşterek hesabın mevcut olup olmadığının ve var ise söz konusu müşterek hesaptan kim tarafından para çekildiği hususunun araştırılması gerektiği; yine taraflar arasında aksi kararlaştırılmamış ise müşterek hesap üzerinde tarafların eşit oranda (yarı yarıya ) hak sahibi olacakları, kendi payları üzerinde asaleten, diğer hesap sahibi adına olan kısım üzerinde de vekaleten hareket yetkisine sahip oldukları-
Müvekkilin ölümü halinde mirasçıların, ölüm tarihinde kesinleşen dosyalardan tam, kesinleşmeyenlerden sarf edilen emek ve mesaiye göre vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu oldukları-