TÜRK BORÇLAR KANUNU > - Özel Borç İlişkileri > - Satış Sözleşmesi > - Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar > - C. Taşınmaz satışı > Madde 244 - II. Sorumluluk
Davacının taşınmazı satın aldıktan sonra, taşınmazın 137,84 m²'lik kısmının mahkeme kararı ile dava dışı Belediye adına tesciline karar verildiği, tesciline karar verilen kısım için davalılara kamulaştırma bedeli de ödendiği, kamulaştırma işlemiyle ilgili satışa konu taşınmazın tapu kaydında herhangi bir şerh ve beyanın yer almadığı, bu durumda davacı alıcının, bu konuda davalılar tarafından bilgilendirildiğinin ispat edilemediği, Belediye adına tescil edilen kısmın daha sonra davacı tarafça bedel ödenmek suretiyle satın alındığı, bu durumda davacının söz konusu zararının Belediyeye ödenen bedel kadar olduğu anlaşıldığından, usul ve yasaya uygun olan kararının onanması gerektiği-
Davacının başlangıçta açtığı bağıştan rücu davasını tamamen değiştirerek (ıslah ederek) sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasına dönüştürmediği, önceki taleplerini muhafaza ederek bu taleplerine ilaveten şayet bu talepleri yerinde görülmezse terditli olarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinde bulunduğu, bu durumda davada kamilen (tam) ıslah yoluna gidilmemiş olduğu ve bu anlamda herhangi bir işlem yapılmamış olduğu gibi harcı yatırılarak açılmış ayrı bir sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası da bulunmadığı- Bir davada hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu- Davacının, bağıştan dönme koşullarının oluştuğuna ve davalıların sebepsiz zenginleştiğine ilişkin iddialarını ispatlayamadığı-
Taraflar arasında sözlü(resmi şekilde noterde düzenlenmemiş) şekilde satış sözleşmesi yapılması halinde kanuni şekil şartına uygun yapılmayan, taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin işbu sözleşmenin kendisinin de, ferilerinin de geçersiz sayılacağı- Herkesin aldığını geri vermekle mükellef olacağı-
Taraflar arasında satışı yapılan taşınmazın tapudaki hisse oranının diğer kat maliklerinin açtığı dava sonucu kesinleşen mahkeme kararına dayalı olarak azalması nedeniyle doğan zararın tahsili istemi-
Yüklenicinin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmediği ve ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı iş meydana getirmiş olduğu hallerde, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceği ve kusurun bilirkirişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiği- Zamanaşımı nedeniyle ret halinde farklı bir ücret düzenlemesi yapılmadığından, değeri para ile ölçülebilen uyuşmazlıklarda karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekeceği-