Bilirkişi raporunda belirlendiği üzere, davalı tasfiye memurunun şirket defterlerinde davacıya nakit olarak ödendiği gösterilen kayıtla ilgili bir belge sunamadığı, davacı tarafından faturaya dayalı mal satışı yapılarak parasının tahsil edildiğine ilişkin kayda rağmen bu satışın davacı tarafından yapılmadığı; olayda uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Kanun'un 224 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince tasfiye memurunun kusursuz olduğunu ispat etmedikçe zarardan sorumlu tutulacağının düzenlendiği, davalının, dava dışı şirkette tasfiye memuru olarak görev yaptığı dönemde şirketin muhasebe kayıtlarında usulsüz işlemler yapmak suretiyle davacı şirket ortağını borçlandırdığı, davalının bu işlemlerinde kusursuz olduğuna ilişkin herhangi bir belge ve delil sunamadığı; her ne kadar bilirkişi raporunda “dava dışı şirkete ait defter kayıtlarında davacının, hesabına borç kaydedilen toplam 3 adet işlem kaydını baz alarak icra takibi yapmış olduğu, oysa ki davacıya alacak kaydedilen bir çok işlemin de bulunduğu” belirtilmiş ise de davacıya alacak kaydedilen işlemlerle ilgili bir zarar varsa bu zararın ayrı bir davanın konusu olabileceği-
Eski yöneticiler, denetçiler ve muhasebe ve finans işlerinden sorumlu diğer davalıların davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasında, kasa günlük olarak tutulduğundan, geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerektiği- Zarar ile sorumlular arasındaki illiyet bağının kurulması gerekirken, kasa açığının el koyma anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı-
Mahkemece, "kooperatifin ihyasına" karar vermekle yetinmek gerekirken "... kesinleşmiş ilam içeriği ve kesinleşmiş ilam içeriğine konu ...icra dosyasındaki alacakla sınırlı olmak üzere" ihyaya karar verilmesinin hatalı olduğu-