İhtiyati tedbir talep eden öğrencinin Anayasal eğitim hakkına uluşmasının sağlanması taraflar arasında bir önceki Eğitim yılında ilk kez yapılan veya yenilenen Eğitim sözleşmesi hükümleri de gözetilmek suretiyle ihtiyati tedbir talep eden öğrenci yönünden aleyhine tedbir talep edilen Üniversite Mütevelli Heyeti tarafından tek taraflı olarak resmi nitelikteki 2023 yılı tüketici fiyat endeksinin çok üzerinde arttırımla belirlenen 2023-2024 eğitim yılı ücretim yatıramaması halinde 2023-2024 eğitim Yılı kaydının yapılamaması halinde ihtiyati tedbir talep eden öğrenci yönünden bir yıl boyunca eğitim alamaması sonucunun doğması nedeniyle telafisi imkansız zararların ortaya çıkmasının önlenmesi için sadece aleyhine ihtiyati tedbir talep eden üniversitenin belirlediği ve ilan ettiği kayıt yenileme tarihlerinde 2023-2024 eğitim yılı kaydının yapılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yasal şartlarının oluştuğu-
Dava konusu taşınmazın davalının murisi adına beyanlar hanesine muhdesatı ile yazımının sağlandığı satış protokolünde zikredilmiş olup, davalının yanı sıra protokolün diğer tarafı olan dava dışı kişilerin de mirasçılar olmasına karşın, icra hukuk mahkemelerindeki tahliye davalarının sadece davalı tarafından açıldığı, elbirliği ile mülkiyet ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda tahliye davası açısından bu kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu ve bu nedenle menfi tespit davasında "tahliyenin durdurulmasına" yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği-
HMK'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiğinin ise HMK'nın 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir" hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtildiği- 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 136. maddesi ile 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna ek 1.maddenin 1.fıkrasında:"Bölge Adliye Mahkemelerinin yargı çevresinin 25.madde uyarınca değişmesi halinde, bu değişikliğinin uygulanması durumunda Resmi Gazetede belirlenen tarihten önce ilk derece mahkemelerince verilen kararların istinaf incelenmesinde, karar tarihi itibariyle yetkili Bölge Adliye Mahkemelerince yargı çevresinin değiştiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilemeyeceği- Yargı çevresinin değiştirilmesinden önce istinaf incelemesinden geçen dosyaların, yeniden istinaf incelemesine konu edilmesi halinde de ilk incelemeyi yapan Bölge Adliye Mahkemesince sonuçlandırılacağı-
Taksi hizmetinin haksız rekabet teşkil ettiği iddiasından kaynaklanan, haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i ile kararın ilanı istemine ilişkin davada; haksız rekabetin tespiti ve men'ine karar verildiğinde, erişimin engellenmesi hususu hükmün infazı kapsamında olup, bunun hükmün infazı sırasında değerlendirilmesi gerektiği nazara alınmaksızın ve yargılama sırasında reddedilmesine rağmen gerekçesi yazılıp ihtiyati tedbir kararı olduğu da belirtilmeksizin, hüküm şeklinde karar verilmesinin doğru görülmediği- HMK' nın 113. maddesinde düzenlenen topluluk davası ile, dernekler ve diğer tüzel kişilere statüleri çerçevesinde; üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilme hakkı tanınmışsa da, asıl dosyada davacı derneğin statüsünde(dernek tüzüğü) üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı gib; tüzel kişiye dava açma yetkisi tanınmadığı, bu haliyle, davacının TTK'nın 56/3. maddesi uyarınca, dava açma hakkının dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiği- Taksilerin, taksi plakasına sahip olanlar tarafından kullanıldığı, UberTaksi operatörlerinin verdiği taşımacılık hizmetinin, ilgili uygulamayı kullanmayan taksi operatörleri ile aynı iş ve mevzuat şartlarına tabi olduğu, İstanbul'da faaliyet göstermek için gerekli tüm izin ve ruhsatlara sahip ticari taksi operatörleri tarafından hizmet verildiği, ücretin taksimetre ile belirlendiği, haksız rekabetin tespitinde; bir hizmetin kuruluş ve işleyişindeki eksiklikler, rakiplere karşı haksız rekabet oluşturacak şekilde hizmetin işleyişini (fiyat gibi) etkilemesi ve bundan faydalanana, rakipleri aleyhine bir avantaj sağlıyorsa bu hususların dikkate alınması gerektiği, buna göre; davalı tarafça yapılan aracılık hizmetine yönelik ileri sürülen hususlardan davacı değil, İTaksi'nin etkilenebileceği, davacının sıfatı ve temsil ettiği meslek grubu dikkate alındığında, mevzuat gereği çağrı merkezine sahip olmamak ve otomasyon sistemine kayıtlı üye ticari taksicilerden komisyon bedeli alınamamasının haksız rekabet teşkil ettiğinin davacı tarafça ileri sürülemeyeceği, UberTaksi'ye yönelik haksız rekabet teşkil ettiği öne sürülen başka bir aktif ya da pasif fiil ve iddia da bulunmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun 03.03.2020 tarihli yazısında, davacının "Malign Neoplazm, Bölge Belirtilmemiş" tanısının tedavisinde pembrolizumab etken maddeli ilaç kullanımının uygun bulunmasına istinaden progresyona kadar kullanımının uygun olduğunun bildirildiği dikkate alındığında, yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, bu hastalığın türü ve tedavinin gideri gözetildiğinde ilacın Kurumca karşılanmamasının davacıda hayati tehlikeye yol açabileceği- "Mevcut bir durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlanacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikmesi sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği " dikkate alınarak dosyadaki mevcut deliller gözönünde bulundurmak sureti ile ihtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak kabulü ile pembrolizumab (Keytruda) adlı ilacın davacının tedavisinde kullanılmak üzere bedelinin ilerde gerektiğinde sorumlusundan alınmak üzere kesinti yapılmaksızın ilgili kurumdan, davacının hastalığına ilişkin olarak Türkiye'de kullanılan standart tedavi ilaçlarını kullanması halinde bu durumun davacının sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya ya da ölüme ya da yaşam beklentisinde ciddi azalmaya veya yoğun acıya sebep olup olmayacağına dair değerlendirme içeren tıbbi raporun alındığı tarihe kadar ihtiyati tedbir yolu ile SGK tarafından karşılanması gerektiği- Davanın esasına ilişkin dilekçenin dayanağı endikasyon dışı kullanım izninde yer alan "progresyona kadar" kullanım, istinafa konu tedbir kararının uygulanması sonucu, Daire istinaf incelemesi öncesinde sağlanmış olmasına karşın, dayanak alınan belge içeriğinde süreyi aşar biçimde ve dava süresince geçerli tedbir kararı verilmesi yanında; ilacı uygulayan hekimin raporunun, bedeli dava konusu edilen ilacın kullanılmaması halinde bu durumun davacının sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya ya da ölüme ya da yaşam beklentisinde ciddi azalmaya veya yoğun acıya sebep olacağı konusunda kanaat edinmeye elverişli ve tedbir kararı için dayanak alınacak yeterlikte bir belge olmadığı gibi; davacının tedavisinde ilk aşamada dava konusu ilacın kullanımı yönünde bir uygulama yapılmayıp, farklı ilaçların kullanımı sonrasında bedeli dava konusu edilen ilacın, hastanın imkanlarıyla sağlanmak suretiyle kullanımı için izin alınması yoluna gidilmiş olması; yaşamsal önemde olduğu belirtilen ilacın tedavinin başından itibaren uygulanmayıp, kullanımının ertelenmesiyle yaratılan durumun davacının sağlığı üzerinde yarattığı etki konusunda da açıklama içermediğinden; bedeli dava konusu edilen ilacın yaşamsal gerekliliği veya tedavide kullanımının tıbbi zorunluluğunu ortaya koyan ve davanın esası yönünden yaklaşık olarak haklılığı ortaya koyacak kanıt sunulmadığı halde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunun karşı oy olarak benimsendiği-
Kiracılık sıfatının tespiti ile kiralanandan tahliyesinin tedbiren durdurulması konulu davada, davacının, taşınmazın tahliyesinin dava dosyası sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına, dava konusu taşınmazın kiracılık sıfatının ve kira ilişkisinin devam ettiğinin tespitine ve muarazanın önlenmesini talep ettiği, davalının, tahliyenin tedbiren durdurulmasına yönündeki kararın kaldırılmasını talep ettiği, ilk derece mahkemesinin ara kararında tahliyenin tedbiren durdurulmasına ilişkin verilen tedbir kararının kaldırıldığı, davalının istinaf talebinde dava kesinleşinceye kadar tedbiren tahliyesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği, davacının ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden yerel mahkeme kararının tedbir talebinin kaldırılması yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunduğu, dosyaya sunulan belediye mükellef hesap kartına göre 2015-2019 yılları arasında toplam yatırılan 30.420,00 TL'nin %15'i olan 4.563,00 TL tutarında teminat olarak yatırıldığı takdirde, dava konusu taşınmazdan tahliyenin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesinin gerektiği-
İİK'nın 296. maddesine göre; konkordato talep eden ile sözleşme ilişkisi içerisinde bulunan karşı taraf, aralarında bulunan sözleşme ilişkisini, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdiremeceği gibi, taraflar arasında ki sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunsa da, bu hükmün uygulanmayacağı, konkordato talep eden şirketlerin, konkordato talep tarihinden önce doğmuş elektrik, su, doğalgaz, internet ve telefon gibi borçlarından dolayı bu hizmetleri sağlayan şirketlerin sırf bu nedenle sözleşmeyi feshederek konkordato talep eden davacılara bu hizmetleri sunmaktan kaçınamayacağı, davacı şirketler, konkordato talep tarihine kadar bu hizmetleri sunan şirketlerden hizmet almaya devam etmiş olup; konkordato talep eden şirketlere, bu hizmetleri sunan şirketlerin, konkordato talep tarihine kadar ki borçlarından dolayı hizmeti ifadan vazgeçmeyip sırf konkordato talep edildiği gerekçesi ile bu hizmetleri ifadan kaçınamayacağı, konkordato talep eden şirketler ile bu hizmeti sunanlar arasında düzenlenen sözleşmenin, sözleşme süresinin sona ermesi sebebiyle veya sözleşmede bulunan başka bir sebeple sona erdiği ispat edilmiş olmasa, konkordato talep edenler, konkordato talep tarihinden önce doğduğunu iddia ettikleri elektrik, su, doğalgaz, internet ve telefon borçlarından dolayı, bu hizmetlerin kesilmesini tedbiren talep edip edemeyeceği noktasındaysa; HMK'nın 390/3 ve 391/2 b ve c fıkralarına göre, tedbir talep eden ilgilinin, ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça ve bunun dışında; tedbir talebinin hangi sebebe dayandığını, neyin üzerine tedbir konulacağını da ifade etmesi gerektiği, konkordato talebinden önce ne kadar borcu olduğunu dahi belirtmeden hizmet aldığı bütün şirketler aleyhine tedbir talebinde bulunulmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğu, hizmet aldığı şirketin bu hizmeti konkordato talebinden önceki borçtan dolayı keseceğini veya kestiğini açıkça ifade ederek, iddiasını somutlaştırarak tedbir talebinde bulunması gerektiği-
İhtiyati tebdir kararına karşı yapılan itiraz üzerine iki tarafın davet edildiği, gelenleri dinledikten sonra, itirazı yerinde görürse kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yaparak karar verebileceği , itirazın duruşma açılarak incelenmesinin yasal zorunluluk olarak kabul edildiği- 06.01.2020 tarihli dava dilekçesiyle açılan davaya ilişkin 06.01.2020 tarihli tensip tutanağının 4 numaralı bendinde, "Tedbir talebinin teminat alınmaksızın kabulü ile davacının tedavisinde kullanılan Pembrolizumab (keytruda) adlı ilacın bedelinin dava süresince kesinti yapılmaksızın  SGK tarafından  karşılanmasına, bu hususta İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına," karar verildiği, 07.01.2020 tarihli yazıyla SGK İzmir İl Müdürlüğü'ne bildirildiği, davalı Kurum vekilinin 21.01.2020 tarihli dilekçesi üzerine herhangi bir karar verilmediğinden davalı Kurum vekilinin, yokluklarında verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraz dilekçesi hakkında, gerekli inceleme yapılıp, yasal prosedüre uygun bir karar verilmesi gerektiği-
Senet metninin davacıların rızası hilafına doldurulduğu iddia edildiği uyuşmazlıkta, HMK. mad. 207'de özel bir tedbir çeşidi bulunmadığı- Davacılar HMK 207.maddesi uyarınca teminatsız icra takibinin durdurulmasına talep etmiş ise de, İİK. mad. 72/3 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı-
Takibin iptali veya taliki istemiyle yapılan başvurunun icra mahkemesince verilen ara karar ile reddedildiği- Bu ara karar ihtiyati tedbir niteliğinde olmadığından İİK’nun 365/3. maddesi gereğince istinaf isteminin reddinin isabetli olduğu-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • kayıt gösteriliyor