Davalı şirket hakkında düzenlenen Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığının, .......... Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediğinin, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğunun, kâr ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunun, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediğinin, kanun dışı yollardan para toplandığının belirtildiği, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında ............ Asliye Ceza Mahkemesinin ............ E. sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verildiği, ............ Ceza Dairesinin .............. tarihli ilamı ile onandığı, ............... Asliye Ceza Mahkemesinin ................. E. sayılı dosyasında SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açıldığı, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarının ............. Ceza Dairesinin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, ayrıca usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşıldığı, ................ Asliye Ceza Mahkemesinin ............ sayılı dosyasında ise davalı şirket yöneticileri hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan İsviçre Federal Soruşturma Hakimliğince yapılan ihbar üzerine kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yöneticilerinin İsviçre'de bulunan ................ Group A.G.'ye ait paraları davalı şirkete ve .............. Grubu şirketlerine aktardıklarından bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan netice itibarıyla 5 yıl hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının .............. tarihli tebliğnamesine göre hükmün onanmasının talep edildiği ancak Yargıtay ............ Ceza Dairesinin sayılı bozma ilamı ile tüm sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşıldığından, davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 104 üncü maddesinin ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davacının 2000 yılında şirkete para yatırdığı buna karşın eldeki davanın 2013 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek mahkemece davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Sözleşme tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 370/2.maddesi ve o tarihte yürürlükte bulunan şirket ana sözleşmesinin 8.maddesi gereği anonim şirketin aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesinin de genel kredi sözleşmesine kefalet sözleşmesinin akdedilmesinde imzası bulunması gerekmekte ise de, davalı anonim şirketi münferiden temsile etmeye yetkili kılındığına dair 29/09/2011 tarihli yönetim kurulunun kararı Türk Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş olup, davalı anonim şirket tarafından genel kredi sözleşmesine kefalet sözleşmesinin karşı tarafı olan davacı bankanın işbu hukuki işlemdeki sakatlığı müspet olarak bildiğinin tüm dosya kapsamı itibarıyla ispatlanamadığından davalı şirket adına şirket müdürü olan dava dışı tarafından dava ve takip konusu genel kredi sözleşmesine davalı anonim şirketin kefaletinin geçerli olduğu, şirket mevzuu içinde açıkça sayılmasa bile ticaret hayatının icabı olarak şirketlerin birbirlerine veya ticari iş yaptıkları tacirlere kefalet vermelerinin, taşınmazlarını banka borçları için ipotek etmelerinin şirket mevzu içinde kalan mutad bir muamele olduğu, 6102 sayılı TTK ile de ultra vires kuralı kaldırılmış olduğundan takibin devam edeceği-
Davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Off-Shore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemi-
TTK. mad. 336/5 uyarınca tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten  ve ihmal neticesi yapılamayacağı; TTK. mad. 321/son uyarınca da, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalının da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak gerek TMK. mad. 50 gerekse de TTK. mad. 321/son uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine husumet yöneltilebileceği- 
11. HD. 26.05.2014 T. E: 1196, K: 9719-
  • kayıt gösteriliyor