Kambiyo Taahhüdünde Bulunma Yetkisi:

Kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için açıkça verilmiş bir yetkinin bulunması gerektiği- Vekaletnamede "poliçe imzalama" konusunda verilen yetkinin, “bono düzenlemeyi” kapsamayacağı-

Taraflar arasındaki “imzaya itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ereğli (Konya) İcra Hukuk Mahkemesince talebin reddine dair verilen 29.04.2014 gün ve E:2013/91, K:2014/83 sayılı kararın incelenmesi davacı-borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 16.09.2014 gün ve E:2014/18889, K:2014/21487 sayılı ilamı ile; 

(…Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte keşideci-borçlu H. B. imzaya itiraz etmiş, mahkemece, borçlunun imza konusunda eşi O. B.'e yetki verdiği ve imzanın Ogün'e ait olduğu gerekçesiyle ret kararı verilmiştir.

Mahkemece karara esas alınan 29.06.2012 tarihli vekaletname ile O. B.'ye araç satış yetkisi ile poliçe imzalama yetkisi tanınmış olup, her ne kadar 05.07.2012 tarihli araç satış sözleşmesi yapılıp araç bedelinin bir kısmının iki adet bono ile ödeneceği belirtilmiş ise de bu hususlardan, O. B.y'e takibe dayanak bonoyu düzenleme yetkisi tanındığı sonucuna varılamaz. 29.06.2012 tarihli vekaletnamede O. B.'e açıkça kambiyo senedi düzenleme yetkisi tanınmamıştır. Takibe dayanak bononun borçlu tarafından imzalanmayıp onun eşi O. B. tarafından düzenlenip imzalandığı alacaklının da kabulündedir.

O halde mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı-borçlu vekili 

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

Dava, imzaya itiraza ilişkindir. 

Ereğli 2.İcra Müdürlüğü’nün 2013/1292 esas sayılı dosyasında; alacaklı M. E. Akaryakıt Otomotiv Gıda Dayanıklı Tüketim Malları Hay. İnş. Temizlik Tekstil İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından 22.04.2013 tarihinde borçlu H. B. hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinde; 13.083,54 TL asıl alacak, 608,24 TL işlemiş faiz, 39,00 TL komisyon olmak üzere toplam 13.730,78 TL alacağın faiziyle tahsili istenilmiştir.

Davacı-borçlu H. B. vekili, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte keşideci-borçlu H B. imzaya itiraz ederek, takibin iptalini istemiştir.

Davalı-alacaklı ise, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, borçlunun imza konusunda eşi O. B.'e yetki verdiği ve imzanın O.'ya ait olduğu gerekçesiyle istemin reddine dair verilen karar davacı-borçlu vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize davacı-borçlu vekili getirmiştir. 

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 29.06.2012 tarihli vekaletnamede O. B.'ye açıkça kambiyo senedi (bono) düzenleme yetkisinin tanınıp tanınmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 388/3.maddesi; “Hususî bir salâhiyeti hâiz olmadıkça vekil, dava ikame edemez, sulh olamaz, tahkim edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlayamaz, bir gayrimenkulü temlik veya bir hak ile takyit edemez.” Hükmünü içermekte olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/3. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.

Yukarıda madde metninde açıkça belirtildiği üzere, kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için açıkça verilmiş bir yetkinin bulunması gerekir.

Somut olaya gelince; H. B.’in eşi O.’yu vekil tayin ettiği Konya Ereğli 2.Noterliğince düzenlenen 29.6.2012 tarih ve 657 yevmiye numaralı vekaletnamede; “…poliçe imzasına…” açıklaması yer almakta; açıkça bono düzenleme konusunda mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 388/3.maddesi anlamında verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. 

Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 gün ve E:2008/12-502, K:2008/506 sayılı ilamında da, vekaletnamede “çek imzalamak” için verilen yetkinin “bono düzenlemeyi” kapsamayacağı benimsenmek suretiyle aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.

Takibe dayanak bononun borçlu tarafından imzalanmayıp, onun eşi O. B. tarafından düzenlenip imzalandığı alacaklının da kabulündedir.

O halde, mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.

Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı-borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 04.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HGK. 04.05.2016 T. E: 2015/12-2941, K: 573