Tebligat Usulsüzlüğüne Dair Kararlar:

“Tebligat usulsüzlüğü şikayeti”ne ilişkin icra hukuk mahkemesi kararlarının kesinleşmeden uygulanamayacağı-

İçtihat[1]:

“Borçlu hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 15.03.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 09.05.2013 tarihinde borçluya ait taşınmaza haciz konulduğu, borçlunun ise 14.05.2013 tarihinde icra mahkemesine gelerek, adına kayıtlı olan ve haciz konulan Ordu ili, Merkez Şahincili Mah. 1759 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın meskeni olduğunu, haciz konulamayacağını, tarafına yapılan tebligatın usulsüz olup takipten 10.05.2013 tarihinde haberdar olduğunu belirterek meskeniyet şikayetinin kabulü ile taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir. 

Diğer yandan borçlunun aynı mahkemenin 2013/168-171 sayılı dosyasında ödeme emri tebligatının usulsüzlüğüne yönelik olarak şikayette bulunduğu, bu dosyada şikayetin kabulü ile ödeme emri tebliğ tarihinin 10.05.2013 olarak düzeltilmesine karar verildiği, mahkemece, bahsi geçen dosyada ödeme emri tebliğ tarihi olarak kabul edilen 10.05.2013 tarihine göre henüz takip kesinleşmemiş olacağından bahisle yapılan hacizlerin de usulsüz olacağı kabul edilerek, hacizlerin kaldırılması yönünde karar verildiği ancak, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin kabulüne dair kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

Somut olayda haciz, ödeme emri tebliğ tarihine göre takibin kesinleşmesinden sonraya ilişkindir. Ancak usulsüz tebligat şikayeti nedeniyle düzeltilen tebliğ tarihine göre takip kesinleşmediği için haczin de geçerli olmayacağının söylenebilmesi, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin kabulüne dair kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Bu durumda mahkemece usulsüz tebligat şikayetine konu olan aynı mahkemenin 2013/168-171 sayılı dava dosyasının sonucu beklenip, kararın kesinleşmiş durumu nazara alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

12. HD. 11.03.2014 T. E:4357, K:6802

Not: Yukarıda sunduğumuz içtihata konu olayda;

- Borçlu, icra mahkemesine 14.05.2013 tarihinde başvurarak “haczedilen taşınmazının meskeni olduğunu, haczin kaldırılmasına karar verilmesini (İİK. m. 82/12)”  ve  “kendisine ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu, tebliğ tarihinin 10.05.2013 olarak düzeltilmesini (İİK.m.16, 21; TebK. 32)” istemiştir.

- İcra mahkemesince, borçlunun usulsüz tebligat şikayeti kabul edilmiş ve “ödeme emrinin tebliğ tarihinin 10.05.2013 olarak düzeltilmesine”  ve  “kabul edilen (düzeltilen) ödeme emrinin tebliğ tarihine göre haczin kaldırılmasına” karar verilmiştir.

Yüksek mahkemenin bugüne kadarki içtihatları uyarınca borçlunun meskeni üzerindeki haczin  -“icra mahkemesi kararları kesinleşmeden uygulanır” şeklindeki yerleşmiş içtihatları (bknz: 12. HD. 02.03.2016 T. 29333/611107.04.2015 T. 37018/894609.03.2015 T. 34292/510116.09.2014 T. 17289/2159711.06.2013 T. 13134/2200602.03.2012 T. 21736/601627.12.2011 T. 24669/3091305.04.2011 T. 24822/555221.09.2010 T. 18643/204938. HD. 09.06.2014 T. 20045/117958. HD. 12.05.2014 T. 8064/93108. HD. 12.05.2014 T. 8053/9308) uyarınca derhal kaldırılması gerekirken, yukarıdaki kararda tamamen farklı bir sonuca ulaşılarak “…ancak usulsüz tebligat şikayeti nedeniyle düzeltilen tebliğ tarihine göre takip kesinleşmediği için, haczin de geçerli olmayacağının söylenebilmesi tebligat usulsüzlüğü şikayetinin kabulüne dair kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır….” denilerek,  “usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra mesken üzerindeki haczin kaldırılabileceği” belirtilmiştir.

Halbuki aynı yüksek mahkeme bir süre önce bir olayda (dosyada); “usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek borçlunun minibüsü üzerindeki haczin kaldırılmasına” ilişkin ‘icra mahkemesi kararının infaz edilebilmesi için kesinleşmesine gerek bulunmadığı’  ifade edilmişti (Bknz: 12. HD. 20.06.2011 T. 31035/12429).

Av. Talih UYAR


[1] İçtihatları künyelerine tıklayarak  görüntüleyebilirsiniz.