Hakemlerce taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia ve savunmalarını ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, tahkim yargılamasının yasada öngörülen usul kurallarına uygun olarak yürütüldüğü, ispat yükümlülüğüne ilişkin maddi hukuk ve usul hukuku kurallarına göre değerlendirme yapılarak karar verilmiş olduğu, eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği yönünde somut delil ileri sürülmediği, kamu düzenine aykırı bir işlem yapılmadığı, yetki aşımı olmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun hakeme ait olup, iptal davasında hakem kararının yerinde olup olmadığı veya hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususlarının değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda işin esasına yönelik hakemlerce hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığının incelenmesi niteliğinde olan ilave işlerin yapılıp yapılmadığı ve ticari temerrüt faizinin başlangıç tarihinin yasaya uygun olarak belirlenip belirlenmediği hususlarının incelenmesinin mümkün olmadığı, "Uygulanmayacak Hükümler" başlıklı HMK'nın 444. maddesinde tahkim yargılamasına ilişkin kısımda düzenlenen konularda, aksine hüküm bulunmadıkça bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmış olup, taraflarca hakem kurulunun uygulayacağı yargılama usulüne ilişkin kurallar belirlenirken HMK'da düzenlenen ıslah hükümlerinin uygulanmasının kararlaştırılmadığı, yine HMK'nın 428/3 maddesi uyarınca aksi kararlaştırılmış olmadıkça, tarafların tahkim yargılaması sırasında iddia ve savunmalarını değiştirmelerinin veya genişletmelerinin mümkün olduğu-
Uyuşmazlığın taraflar arasında görülen kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali mümkün olmaması halinde çıkma payı alacağının tahsiline ilişkin olduğu - Davanın 26.09.2008 tarihinde açıldığı, davalı kooperatifin 19.10.2003 tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında davacının 7.587,00 TL çıkma payı alacağının bulunduğu, bu bedelin kendisine Aralık 2004 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, nitekim kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye düşeceği hallerde bu ertelemeyi yapmaya hakkının olduğunu, bu durumda zamanaşımının bu tarihte işlemeye başladığı, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar zamanaşımı süresi dolmadığından bilirkişinin belirlediği bedel kadar çıkma payı alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Zararı önlemek amacıyla nakli/taşınma için yapılan harcamayı poliçe kapsamında kalmakla davacıdan isteme hakkı olduğu-
Davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden dolayı mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması için anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği, zira mirasın tasfiyesi işlemlerinin mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkin davada; ara kararı gereğince yatırması gereken avansı yatırmayan davacının bilirkişi raporunda belirlenen bedel kadar alacaklı olduğunun kabulü ile dava tarihinden davalının iflas tarihine kadar işleyecek faizi de belirleyip iflas masasına kayıt kabul kararı vermesinden ibaret olduğu-
Mahkemece, taraflar arasında görülen dosyada verilen karar esas alınarak davalının takas talebinde haklı olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş ise de; söz konusu davada verilen kararın Yargıtay kararıyla bozulduğu, bozma sonrası yargılamanın devam ettiği- Mahkemece; taraflar arasında görülmekte olan davanın sonuçlanmasının bekletici sorun yapılması ve ortaya çıkan sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmiş olmasının doğru görülmediği-
  • kayıt gösteriliyor