Ecrimisilin; malikin, kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatı olduğu -Dava konu taşınmazda tarafların paydaş olduğu, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaşın, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebileceği - Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan birinin öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabileceği, ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağının olmadığı - Payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerektiği-
Uyuşmazlığın taraflar arasında görülen kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali mümkün olmaması halinde çıkma payı alacağının tahsiline ilişkin olduğu - Davanın 26.09.2008 tarihinde açıldığı, davalı kooperatifin 19.10.2003 tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında davacının 7.587,00 TL çıkma payı alacağının bulunduğu, bu bedelin kendisine Aralık 2004 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, nitekim kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye düşeceği hallerde bu ertelemeyi yapmaya hakkının olduğunu, bu durumda zamanaşımının bu tarihte işlemeye başladığı, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar zamanaşımı süresi dolmadığından bilirkişinin belirlediği bedel kadar çıkma payı alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Zararı önlemek amacıyla nakli/taşınma için yapılan harcamayı poliçe kapsamında kalmakla davacıdan isteme hakkı olduğu-
Davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden dolayı mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması için anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği, zira mirasın tasfiyesi işlemlerinin mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu-
Trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle, işgücü kaybı tazminatı istemi- İtiraz Hakem Heyetince taraflara 1 günden de daha kısa verilen kesin sürenin, adil yargılanma hakkına uygun düşmediği- Taraf vekillerine kesin süreli ihtaratı içeren ara kararın e-posta yoluyla tebliği usule aykırı değil ise de, elektronik yolla yapılan tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılması gerektiği-
Taraflar arasında imzalanan ve tahkim şartı içeren sözleşmenin uyuşmazlığın temel kaynağı olduğu, davacı vekilinin bu konuda ileri sürdüğü iptal nedeninin yerinde görülmediği, davacı vekilinin iptal sebebi olarak kararın, hukuka ve kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürdüğü, taraflar arasındaki simsarlık ücretinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili ile ilgili olarak hakem heyetince yapılan değerlendirmelerde ve verilen hükümde kamu düzenini ilgilendiren bir husus bulunmadığı, diğer taraftan, hakem karanın maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığının, delil değerlendirmelerinin isabetli olup olmadığının iptal davasında denetlenmesinin mümkün olmadığı, iptal davasına bakan mahkemenin işin esasına dair denetim yapamayacağı, bu sebeple davacı vekilinin kamu düzenine ve hukuka aykırılık nedenlerine dayalı iptal sebeplerinin de yerinde görülmediği-
Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemi-
İtiraz Hakem Heyetince davalı vekiline kesin süreli ihtaratı içeren ara kararların e-posta yoluyla tebliği usule aykırı değil ise de, elektronik yolla yapılan tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılması gerekirken, İtiraz Hakem Heyetince, Elektronik Tebligat Kanunu hükümlerinin sigorta tahkim alanında uygulanmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin süresi içerisinde kesin sürenin gereğini yerine getirmediği ve delil ikamesinden vazgeçtiğinden bahisle itirazın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dava konusu yeşil alana terk edilen yerin, davacının akaryakıt istasyonu için ruhsat müracaatı sırasında, Belediyenin yeşil alana terk edilmesi koşulu getirmesi üzerine yeşil alan olarak rızaen terk edilen yer olduğu, davalı idare tarafından yeşil alana terk edilen yerin bugüne kadar yeşil alan yapılmadığı, aksine Belediye tesisleri yapılmak suretiyle binalar yapıldığı, terk edilen yerin amaca aykırı olarak kullanıldığı- Somut olayda bedelsiz terk edilen yerin şartlı bağış olduğu- Malikinin muvafakati ile yeşil alana terk edilen taşınmazın farklı bir kamu hizmetine (belediye hizmet birimi) tahsis edilmesi hâlinde, eski malik bakımından anayasal mülkiyet hakkını devreye sokabilecek bir mal varlığı değerinin bulunmadığı, önemli ve belirleyici hususun yeşil alana terk edilen taşınmazın yine kamunun kullanımına sunulması, başka bir kamu hizmetine tahsis edilmesi olduğu, genel menfaatin gerekleri ile bireysel hakların korunmasının gerekleri arasında bulunması gereken adil dengenin bozulmadığı ve kamu yararı amacının da ortadan kalkmadığı-
Murisin ölmeden 11 gün önce yazılı talimatı üzerine 15.10.2001 tarihinde murise ait banka hesabında bulunan 100.000,00 TL'yi oğlunun hesabına aktarılmış olup mahkemece dava konusu paranın denkleştirmeye tabi olduğunun kabulünde isabetsizlik yok ise de; dava konusu 100.000,00 TL'den davalının miras payına düşen 1/8 hissenin bedeli olan 12.500,00 TL düşüldükten sonra geriye kalan 87.500,00TL'nin mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken terekeye iadesine şeklinde hüküm tesisinin doğru görülmediği-