Davacı/alacaklının temyiz talebi esasa girilmeden reddedildiğinden, katılma yoluyla temyiz talebinde bulunan davalı/borçlunun temyiz talebinin de 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2 maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 366 ve 348/2. maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlığın ilk derece mahkemesince verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvuran tarafın daha önce istinaf sebebi olarak ileri sürmediği hususlar bakımından katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunup bulunamayacağı noktasında toplandığı -HMK'nun taraflara bir kez istinafa başvurma hakkı verdiğini, dolayısıyla bu yola bir kez başvuran tarafın tüm istinaf sebeplerini ileri sürmek zorunda olduğu, bu başvurusunda ileri sürmediği hususları sonradan katılma yoluyla istinaf dilekçesinde ileri süremeyeceği, ayrıca hükmü bir kez istinaf eden tarafın itiraz etmediği hususlar yönünden karşı taraf yararına usuli müktesep hak oluşturacağı, dolayısıyla direnme karar gerekçesinin isabetli olduğu-
İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile süresi içinde cevap vermekle yetinmeyip, bu cevap dilekçesiyle kendine özgü nedenler ileri sürerek istinaf yoluna başvurabileceği- Davacının istinaf başvurusunun davalılara tebliğ edilmediği anlaşılmış olup mahkemece tebligat yapılmadan işin esasına girilerek bir hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerektiği-
Katılma yoluyla istinaf başvurusunun değerlendirilebilmesinin asıl başvurunun varlığına ve devamına bağlı olduğu, yargılama yapan Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin asıl istinaf başvurusunun esası incelendiğine göre, buna karşı kadın eş vekilinin katılma yoluyla ileri sürmüş olduğu başvurusunun incelenmesi gerektiği- "6100 sayılı Kanun'un taraflara bir kez istinafa başvurma hakkı verdiği, dolayısıyla bu yola bir kez başvuran tarafın tüm istinaf sebeplerini ileri sürmek zorunda olduğu, bu başvurusunda ileri sürmediği hususları sonradan katılma yoluyla istinaf dilekçesinde ileri süremeyeceği, ayrıca hükmü bir kez istinaf eden tarafın itiraz etmediği hususlar yönünden karşı taraf yararına usuli müktesep hak oluşturacağı" görüşünün kabul edilmediği-
Alacaklının istinaf dilekçesi borçlu tarafa 05.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği halde, borçlunun katılma yolu ile istinaf dilekçesinin 10 günlük süreden sonra 21.11.2022 tarihinde verilip kaydettirilmiş olduğu görülmekle, borçlunun katılma yolu ile istinaf başvurusunun süre aşımından reddi yerine esasının incelenmesi doğru değil ise de, sonuçta borçlunun istinaf başvurusu reddedilmiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olup, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekeceği-
Katılma yolu ile temyizin, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı olup ona tabi olduğu, bu nedenle asıl tarafın temyiz talebi esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile temyiz talebinin reddedileceği-
Katılma yoluyla istinaf istemi-
Temyiz dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi temyiz isteminin reddine karar verilebileceği- Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğundan tazminata hükmedilemeyeceği-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 348/1 maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen tarafın, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabileceği, istinaf yoluna asıl başvuran tarafın, buna karşı iki hafta içinde cevap verebileceği, pandemi nedeniyle 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca 13/03/2020 tarihinden itibaren 30/04/2020 tarihinde kadar diğer sürelerle birlikte HMK’da belirlenen istinaf sürelerinin işlemesinin durduğu, 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla durma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesi ile bu sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, bu nedenle 15/06/2020 tarihine kadar duran sürelerin bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı, uzamış sürenin son gününün ise 30/06/2020 tarihi olduğu, incelenen dosyada, karşı tarafın istinaf başvuru dilekçesinin 20/04/2020 tarihinde davalı alacaklılar vekiline tebliğ edildiği, alacaklılar vekili tarafından 29/06/2020 tarihinde katılma yolu ile istinaf dilekçesinin sunulduğu görülmekle gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde sunulduğunun anlaşıldığı-
Kanun ve yönetmeliğin gösterdiği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatın geçerli sayılmayacağı- Tebliğ memurunun, muhatabın adreste bulunmaması hâlinde, "hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını", beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazarak tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalatmak suretiyle tebliğ edilerek evrakı beyanda bulunan kişiye vermesi gerektiği- Mahkeme kararının tebliğine ilişkin olarak, davalı vekili adına çıkartılan tebliğ mazbatasının üzerindeki bilgiye göre," muhatabın aynı adreste birlikte çalışan/sakin ... imzasına tebliğ edildiği" belirtilmesine rağmen; "vekilin tebligat sırasında adreste bulunmama sebebi" tebliğ mazbatasına yazılmamış olduğundan, davalıya yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği- "Daimi memur veya çalışanların muhatap adına tebliğ evrakını alma ve tebellüğ etme yetkilerinin ancak muhatabın tebliğ sırasında adreste bulunmaması ve beyanda bulunanın ad soyadının tebliğ mazbatasına yazılıp altının beyan sahibince imzalanması halinde mümkün olduğu, bu nedenle muhatabın hangi sebeple adresten ayrıldığı hususunun tebliğ mazbatasına yazılmasına gerek bulunmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-