İş sözleşmesinde açıkça "davalının, davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren veya herhangi bir şekilde davacıyla rekabet hâlinde olan Ankara veya İstanbul sınırları içinde başka bir teşebbüste çalışmaması" kararlaştırıldığı- "Teşebbüs" ifadesinin İstanbul veya Ankara'da yer alan herhangi bir teşebbüse bağlı merkez ve şubeleriyle tüm ticari işletmeleri kapsadığı ve bu nedenle taraflar arasında akdedilen ve geçerli olan rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilerek ve bu ihlal nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şartın talep koşullarının oluştuğu nazara alınarak bu kapsamda yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- "Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan ifadelerin dar yorumlanması gerektiği, aksi hâlde işçinin çalışma hürriyetini ihlal edebilecek sonuçların meydana gelebileceği, davalının Çankırı ilinde çalıştığının sabit olduğu ve bu nedenle rekabet yasağı ihlalinin söz konusu olmayacağı" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Bağlı ya da hâkim şirketlerden birinin merkezinin Türkiye'de olması gerektiği- Grup şirketi olduğu iddia edilen davalı şirketlerden NAZ'ın merkezi Birleşik Arap Emirlikleri'nde, Mammut'un merkezinin ise İran'da olduğu, iki yabancı şirket arasındaki ilişkide TTK'nın şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı- Şirketlerin grup şirket olmalarının, aynı şirketler topluluğu içinde yer almalarının, onların ayrı tüzel kişilikler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, davacının her bir davalı şirketle ayrı ayrı sözleşme imzaladığı ve bunların ayrı tüzel kişilikler olduğunu benimsediği- Hakemin maddi hukuk uygulamalarının kural olarak denetleyemeyeceği- Yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmaların kanun hükmünde olduğu, tarafların uygulanacak maddi hukuk kuralı olarak Türk hukukunu seçmekle, Türk hukukunun bir parçası olan Viyana Anlaşması'nın hükümlerini de seçtiği- İmalatı yapan tarafın edimi ağırlıklı olarak iş gücü veya diğer hizmetlerin sağlanmasından oluşmuyorsa, malın temini ve teslimi ağırlıklı edim niteliğinde ise bu sözleşmenin eser değil, Viyana Anlaşması'na göre satış kabul edileceği-
Bazı şirket ve teşebbüsle merkezi veya yerleşim yeri yurt dışında olsa dahi davalı ...’ün tek başına karar alabilecek oy hakkı veya oy çokluğuna sahip olduğu ve yönetim yetkisi nedeniyle topluluk içindeki diğer şirketleri doğrudan ve dolaylı olarak kontrol edebildiği, bazı şirketlerin tek ortağı ve %100 payına sahip olduğu, diğer bir kısım şirketlerde ise rahatlıkla istediği kararı alabilecek oy çoğunluğuna sahip olduğu, dolayısıyla davalının tek başına veya çoğunluk pay sahibi olduğu şirketler hakkında TTK’nın 195/2. maddesi gereğince hakimiyetin varlığına ilişkin yasal karinenin mevcut olduğu aynı maddenin 5. fıkrasına göre şirketler topluğuna ilişkin kurallar uygulanacağı, hakim teşebbüs konumunda olan davalı ...’ün aynı maddenin 6. maddesi kapsamında hem yönetim kurulu, hem şirket müdürü, hem de gerçek kişi sıfatıyla şirketler topluluğunun hakim teşebbüsü olması nedeniyle TTK’nın 195/5. bendindeki ‘’Hakim teşebbüs tacir sayılır’’ hükmü gereğince tacir sayılacağı aynı maddenin 6. fıkrasına göre gerçek kişi olmasının tacir sayılmasına engel teşkil etmediği-
Tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği, bu hususun, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartı olduğu- Banka tarafından tüm hukuki yollar tüketilmeden mirasçılara karşı takip başlatılmasının dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği (BAM Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemi)-
TTK 202/c, e gereğince, alacaklı davacı da dava dışı şirketinin yöneticileri olan davalıların sorumluluğuna gidebilirse de, bu davaya kıyas yoluyla TTK 553, 555, 557, 560, 561 maddelerinin uygulanacağı- Davacı, davalılardan .. şirketinin kullandığı kredilere dava dışı şirketinin kefaletini almak suretiyle şirketinin zararına sebep olduğunu, borca batık hale getirdiğini iddia etmekteyse de, iddianın ileri sürülüş biçimine göre meydana geldiği iddia olunan zarar dolaylı zarar olduğundan, alacaklının ancak zararın şirkete ödenmesini talep edebileceği- Davacı, bir şirketin diğer şirkete verdiği kefaletler nedeniyle zararının gerçekleştiğini ileri sürmüşse de, bilirkişi raporuna göre bu kefaletler nedeniyle ... şirketi herhangi bir ödeme yapmadığından, şirketin aleyhine kefaleti nedeniyle icra takibi yapılıp yapılmadığı ve özellikle bu takip sonucu iflasına karar verilip verilmediği üzerinde durularak öncelikle şirketin ne surette zarara uğradığının tesbiti gerektiği-
Hâkim şirketin zaman içerisinde bağlı şirketi özenle yönetmediği ve kâr edemez duruma düşürdüğü ileri sürerek TTK. 202'eye dayalı denkleştirme tazminatı talebi- TTK 202/1- (e) uyarınca, hâkim şirket merkezinin yurtdışında, dava dışı bağlı şirket merkezinin ise İstanbul Kadıköy ilçesinde bulunduğundan davaya bakmakla yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan ticaret sicil kaydına göre bağlı şirketin merkezinin İstanbul Şişli ilçesinde olduğu anlaşılmakla, yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmediği-
  • kayıt gösteriliyor