Kira sözleşmesinin feshinden kaynaklı kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkin davada, tüzel kişi tacir davacının ticari faiz talep edebileceği- Bozma ilamı gereğince "kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralaması için gereken makul sürenin ve bu süre içindeki muhtemel cirosunun, kâr oranı, işletme giderlerinin ciroya oranı belirlenerek  tespit edilmesi" gerektiği- Hükme esas alınan raporda; "makul süre tespitinin soyut ve varsayımsal olarak reklam sözleşmesi sürelerinin iki ya da üç yıl süreli olduğu kabulüne dayalı olarak yapılması"; "kâr kaybı hesabının ise davacının faaliyetini yalnızca kiralanan üzerinden mi gerçekleştirdiği, başka alanlar üzerinden gelir elde edip etmediği açıklanmaksızın davacının vergi beyannamelerinin esas alındığı ifade edilerek yapılmasının" hatalı olduğu- Aralarında gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralanması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, sonrasında fesih nedeniyle kiralanandan elde edilebilecekken elde edilemeyen kâr kaybının hesaplanması gerektiği-
Borçlu Belediye tacir olmasa bile işin niteliği ticari iş olduğundan alacaklı şirketin ticari temerrüt faizi isteyebileceği-
Belediyenin asli işleminden olan temizlik işi ile ilgili taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığı ve uygulandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin "taşıma" edimini içerdiği belirtilerek arabuluculuğa tabi olduğu yönünde karar verilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin, belediyenin asli işi olan "temizlik ile ilgili hizmet alımı" olması sebebiyle hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin davada uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığı-
Davalı şirkete trafik sigortalı, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın davacı yönetimindeki araç ile çarpışması ile oluşan trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve davacıların uğradığı manevi tazminat talebi-
Mahkemece, davalıların dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere ödenen bedelin tamamından sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen taraflar arasındaki sözleşmelerde iş akdinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından davalı alt yüklenicinin sorumlu olacağına dair açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulmasına karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalılar tacir olup uyuşmazlık konusunun hizmet alım işi olduğu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. ve 3. maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Taraflar arasındaki işin ticari iş mahiyetinde olduğu ve davacı tarafından ticari faiz talep edildiği dikkate alınarak mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece, gerekçeli karar başlığında birleşen dosyaya ilişkin bilgilere yer verilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenlerle de bozulması gerektiği-
Davalı sigorta şirketi tarafından Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı kaza sonucu davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat talebi- Manevi tazminatın zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiği- Taraflar arasındaki ilişkinin TTK’da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, TTK’nın 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari işlerden olduğundan avans faizi istenebileceği-
Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu- Gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği- Kazaya karışan davalı araç ticari taksi olup ticari araç olduğundan ve davacı vekili kaza tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiğinden, mahkemece Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği- "3095 s. Kanun ve TTK’nın 8. maddesi uyarınca, davada talep edilen ticari faiz isteminden anlaşılması gerekenin avans faizi değil yasal faiz olduğu, mahkemece bu gerekçe ile yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken zarar görenin durumunun esas alındığı, bu durumda yasal faize yönelik olarak mahkemenin gerekçesi yanlış ise de sonuç itibari ile verilen kararın doğru olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemi- Davacı yolcu ile dava dışı araç sürücünün arkadaş oldukları ve birlikte seyahat ettikleri, davacı tarafından da menfaat karşılığı taşındığı ispat edilmediğinden hatır taşıması bulunduğunun kabulü ile tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesi gerektiği- Davacının yaralanmasına neden olan araç hususi otomobil olduğundan, haksız eylemin TTK 3 uyarınca ticari iş niteliği taşımadığı ve bu durumda da davalıdan ancak yasal faiz istenebileceğine göre davalı sigorta şirketi aleyhine yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu- İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği; AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
İİK. 40 uyarınca, alacaklının iade etmesi gereken miktardan haberdar edilmesinin bir muhtırayla sağlanması gerektiği- Alacaklının muhtıra tebliğine rağmen bu parayı iade etmemesi hâlinde temerrüdün oluşacağı ve kendisinden "yasal faiz" istenebileceği- Borçlunun "ödeme tarihinden itibaren faiz" isteğinin "genel mahkemede" açılacak ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı- Alacaklının iade etmesi gereken paraya, muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren (muhtıra ile süre verilmiş ise bu süreden sonra) uygulanacak faiz oranı "yasal faiz" olup, takip hukukuna göre gerçekleştirilen eski hâle iade içerisinde taraflar arasındaki ilişkinin "ticarî iş" olduğu dikkate alınarak faiz oranının belirlenemeyeceği-
Dava dışı 3. kişiye ödeme yapan sigorta şirketinin ödediği haksız eyleme dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin dava-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • ...
  • kayıt gösteriliyor