Sermaye şirketi ortaklığı ile kooperatif ortaklığı aynı olmayıp, kooperatiflerde ortakların amacı karşılıklı yardım ve dayanışma ile kooperatifin amacını gerçekleştirmek iken, sermaye şirketlerinde asıl amacın kâr ve kazanç elde etmek olduğu ve bu nedenle kooperatif ortağının, 'kendisine konut verilmemesi' nedeniyle isteyebileceği tazminatın, 'iflas masasına kaydı mümkün alacaklardan olduğunun' kabulü gerektiği- "Kooperatif üyelerinin kooperatif sermayesi mahiyetinde ödedikleri bedellerin öncelikle kooperatifin borçlarının ödenmesi için kullanılacağı, iflas tasfiyesi sonucunda artan bedel kalırsa, kalan bu bedel üzerinde kooperatif üyelerinin payları oranında hak sahibi olabileceği, iflas sıra cetvelinin düzenlenmesi aşamasında üyelik aidatı olarak kooperatife konulan sermayenin masaya kayıt ve kabulünün mümkün olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği; tasfiye paylarına ilişkin haklarının saklı olduğu, dolayısıyla, kooperatifin iflasına karar verilmesi halinde, kooperatifin iflas masasına kaydedilmesini isteyemeyecekleri, zira üyelerin kooperatif sermayesi mahiyetinde ödedikleri meblağların öncelikle ''kooperatif borçlarının'' ödenmesi için kullanılacağı, şayet iflas tasfiyesi sonucunda artan meblağ kalırsa, kalan bu meblağ üzerinde kooperatif üyelerinin payları oranında hak sahibi olacakları, bu nedenlerle iflas sıra cetvelinin düzenlenmesi aşamasında üyelik aidatı olarak kooperatife konulan sermayenin masaya kayıt-kabulünün mümkün olmadığı, davacının kooperatif üyesi olduğu ve ödediği bedelin sermaye payı olduğu, bu nedenle davacının sermaye payını iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceği dikkate alınarak davanın tazminat yönünden de reddi gerekirken bedelin iflas masasına kaydının doğru olmadığı-
Pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği- "Sermaye borcu" ödemesi olarak nitelendirilen alacak kaleminden; davacıya ait ödenmemiş sermaye borcunun ve kredi kartı ödemesinin düşümü ile sonuca ulaşılması gerekirken; davacının menfi tespit, davalının ise takas mahsup talebi olmamasına rağmen, hatalı olarak davacı alacak kalemine eklenmesiyle yapılan hesaba dayalı hüküm kurulamayacağı-
Geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemi-
11. HD. 07.05.2018 T. E: 2017/1180, K: 3234-
11. HD. 07.05.2018 T. E: 2017/4814, K: 3232-
Geçerli şekilde ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ve davalı tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemi-
Davacı şirketin tek malvarlığı değeri olan taşınmazının dönemin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemi-
Geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemi-
Davalı şirket tarafından gönderilen belgelerle yetinilmeyerek hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri ile diğer belgelerin ticaret sicil dosyasından tam olarak getirtilmesi suretiyle ve bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınarak, devir tarihi itibariyle davacının, delil olarak dayandığı Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesine göre devraldığı hisselerin karşılığında ödediği bedele ilişkin olarak, hisseleri devreden şirktin ticari defter ve kayıtlarında, devrettikleri bu hisse senetlerinin satımı ile bedelinin tahsilinin muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği ve bu suretle davacıya devredilen payların ortak olduğu bildirilen davalı şirketin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde temsil edilip edilmediği tespit edilerek bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalının haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının zamanaşımı def''i de buna göre değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
