Yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkesin tenfiz isteminde bulunabileceği ancak tenfiz talebinin kime yöneltileceğinin düzenlenmediği- Kural olarak, yabancı mahkeme kararında davalı olarak yer alanın, tenfiz davasında da davalı olarak gösterilmesi gerektiği- Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin verilen yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkin davada; dava dilekçesinde Cezayir iç hukuk düzenlemeleri gereği konut projelerinde faaliyette bulunmak için davalılarca Cezayir'de ... ... Şirketi'nin kurulduğu, yabancı mahkeme kararında davalı olan bu şirketin adi ortaklık yapısına sahip olduğundan tüzel kişiliğinin bulunmadığı yönündeki iddialarına ilişkin mahkemece gerekli araştırma yapılmaksızın, davalıların yabancı mahkeme kararında taraf olmadıkları gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemenin, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin merkezî makamlarına yabancı mahkeme kararında davalı olan şirketin Cezayir hukukundaki maddi olgular kapsamında yapılacak araştırma neticesinde tüzel kişiliğinin bulunup bulunmadığı, tüzel kişiliğinin bulunmadığının tespiti halinde ortaklarının davalı şirketler olup olmadığına dair araştırma yapılarak, yabancı mahkeme kararında davalı olarak gösterilen şirketin tüzel kişiliğinin bulunmaması ve davalıların şirket ortağı olarak taraf sıfatlarının bulunması halinde tanıma ve tenfiz şartlarının mevcut olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiği-
Davacı tarafa usulüne uygun kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça sunulan tercüme evrakının yabancı mahkeme kararının ilgili kanun maddesinde düzenlenmiş olan şartlarının değerlendirilmesi bakımından yetersiz olması nedeniyle tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkemece verilen kararın kesinleştiğini açıkça gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile o yerdeki Türk Konsolosluğu veya Noter tarafından onaylanmış "tam metninin" Türkçe tercümesini sunmak üzere usulüne uygun olarak kesin süre verildiği ancak davacı tarafça bu eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği- Davacı tarafça tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkemece verilen kararın kesinleştiğini açıkça gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile o yerdeki Türk Konsolosluğu veya Noter tarafından onaylanmış Türkçe tercümesinin sunulduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı, harç eksikliğinin bulunmadığı, tanıma ve tenfizi istenen mahkeme ilamlarının ilgili kanun maddesinde aranan şartları taşıdığı ve istinaf kaldırma kararının bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Almanya Ravensburg Bölge Mahkemesi (4. Hukuk Dairesi)'nin 24.04.2001 gün ve 4 092/01 sayılı asıl kararı ile 09.08.2001 gün ve 4 0 92/2001 sayılı aynı mahkemenin 24.04.2001 tarihli asıl kararına istinaden davalının üzerinde bırakıldığı belirtilen davanın masraflarının karşılanması gerektiğine yönelik masraflara ilişkin karara dair yargılama giderinin tespitine ilişkin kesinleşmiş kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verildiği-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi talebine ilişkin somut uyuşmazlıkta, yabancı mahkeme dava dilekçesinin ve kararının tebliğine ilişkin evrakların dosya içerisinde bulunduğu ve usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edildiği, kararın kesinleşmiş olduğu, yabancı mahkeme ilamının tenfizine engel bir durumun bulunmadığı, 7194 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4. maddesinde belirtilen hüküm ibaresi dikkate alındığında davalı şirketin bu kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle davanın kabulü gerektiği, Federal Almanya .... verilen karar ile kararın eki mahiyetindeki masraf tespit kararının MÖHUK’un 50. ve devamı maddelerine göre tenfizine karar verileceği-
Yabancı mahkeme dava dilekçesi ve kararının yurtdışı hukuki yardımlaşma yoluyla tebliğine ilişkin evrakların dosya içerisinde bulunduğu, usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, kararın kesinleştiği, bu hususta karara şerh düşüldüğü, kamu düzenine aykırılık taşımadığı, 7194 sayılı Kanunla eklenen geçici 4. maddede belirtilen “pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar” ibaresi dikkate alındığından SPK yazı cevabından davalı şirketlerin pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan halka açık ortaklık statüsünde olmakla birlikte söz konusu şirketlerin paylarının borsada işlem görmediği, davalı şirketlerin kanunun kapsamına girmediği, yasa hükmünün dava konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulünün, yabancı Asliye Hukuk Mahkeme dosyasından verilen kararın ve kararın eki mahiyetindeki masraf tespit kararının tanınması ve tenfizinin uygun olacağı-
Tenfiz koşullarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği-
Yabancı mahkeme tarafından verilmiş olan eda hükmünün tanıma ve tenfizine karar verildiğine ve artık bu hükmün Türkiye de icra edilebilir bir hüküm niteliğinde olduğu- Tanıma ve tenfizine karar verilen yabancı mahkeme kararı kesinleştiği tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğuracağı- Birikmiş nafaka alacağının belirlendiği tespit hükmü niteliğinde bir yabancı mahkeme kararına yönelik tanıma ve tenfiz isteminde davacının hukuki yararı bulunmadığı-
Hukuki yararı bulunan herkesin yabancı mahkeme ilamlarının tanınması ve tenfizini isteyebileceği, yabancı mahkemede boşanma kararı verilmesinden sonra tarafların birlikteliğinin devam etmesi ya da bu dönemde ortak çocuklarının doğması halinde davacının hukuki yararının bulunduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, bu kararın tannmasının talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği-
Yabancı mahkeme kararının tanıması istemine ilişkin davada; yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar verildiği-
Hukuki yararı bulunan herkes yabancı mahkeme ilamının tanınmasını ve tenfizini isteyebileceği- Tarafların Hollanda Zwolle Bölge Mahkemesinin kararı ile usulüne uygun şekilde anlaşmalı olarak boşandıkları, tarafların birlikteliğinin devam etmesi ya da bu dönemde ortak çocuklarının dünyaya gelmiş olması davacının ilgili kararın tanınmasında hukuki yararının bulunduğu gerçeğini değiştirmediği gibi bu kararın tanınmasının talep edilmesinin TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık da oluşturmayacağı, o halde yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararının tanınmasına karar verilmesi gerektiği-
Yabancı ülke mahkemesinde davaya konu nafaka davasını açan davalının eşi ve ortak çocukların annesi olan davacının bu kararın tenfizinde hukuki yararı bulunduğu-