Zamanaşımının hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabi olduğu- Yabancı mahkemelerde açılan davalar sonucu verilen kararların tanınması veya tenfizine dair bir karar bulunmadığı sürece yabancı mahkemede dava açılmasının zamanaşımını kesen sebep olarak dikkate alınmayacağı- Dava konusu alacağın taraflar arasındaki 22.04.2005 tarihli satış sözleşmesinden doğduğu, 25.07.2005 tarihli tazmin sözleşmesi ile en geç 25.07.2005 tarihinde muaccel hale geldiği, Arnavutluk Mahkemesi'ndeki davanın 05.01.2006 tarihinde açıldığı, kararın 15.01.2008 tarihinde kesinleştiği, kararın tenfizinin 15.03.2016 tarihinde kabul edildiği hususları göz önüne alındığında, alacağın doğduğu 25.07.2005 tarihinden itibaren tenfiz kararının verildiği tarihe kadar TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu- Bir şirket dışındaki davalıların Arnavutluk Mahkemesi'nde açılan davanın tarafı olmadıkları, davanın ve sonucunda verilen kararın o davanın tarafları yönünden bağlayıcı olacağı, dolayısıyla somut olayda doğrudan davalılara yönelik olarak zamanaşımını durduran ya da kesen sebeplerin bulunmadığı, bu nedenle bu davalılar yönünden davanın zamanaşımı süresinde açılmadığı- Adı geçen davalı şirket tarafından zamanaşımı definin ileri sürülmediği, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından, zamanaşımının bu davalıya sirayet etmeyeceği, davalı şirket hakkında dava konusu alacakla ilgili olarak zaten Arnavutluk Mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşen karar bulunup, bu kararın da tenfizine karar verildiği görüldüğünden bu davada anılan davalıdan alacağın tahsilinin istenmesinde davacının hukuki yarar bulunmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirl ...
İlgili bağlantılar
