İcra müdürlüğünden gönderilecek bir muhtıra ile kamulaştırılan taşınmazın tahliyesinin mümkün olduğu, bunun yerine örnek 14 numaralı tahliye emri gönderilmek suretiyle takip yapılmasının doğru olmadığı, tahliye ve teslim kamulaştırmanın doğal sonucu olduğundan tahliyenin gerçekleştirilmesinin takip yapılmasına bağlı olmadığı- Alacaklının icra mahkemesine başvurusu, şikayet niteliğinde olduğundan, mahkemece istemin "itirazın kaldırılması" olarak nitelendirilmesinin de hatalı olduğu- Kamulaştırma Kanunu m. 20/1, cümle son gereğince, "itiraz ve şikayetin boşaltmayı durdurmayacağı ve mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği"- İcra müdürlüğüne yapılan itiraz takibi durdurmayacağından istemin kabulüne ve takibin devamına karar verilmesi gerektiği-
“İlk aldığı evi karısına jest olsun diye onun üzerine tapuladı...” ibaresinin gizli bağış niteliğinde olacağı-
Dava değerinin 229.974,94 TL. olmakla birlikte davacının davasının 13.367,57 TL. yönünden kabul edilmesi karşısında mahkemece nispi harcın hüküm altına alınan 13.367,57 TL. üzerinden hesaplanması gerekirken tam kabul gibi tüm dava değeri üzerinden alınması ve davanın reddedilen kısmının 216.607,37 TL oluşu karşısında reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil eden davalılar yararına reddedilen bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Davacıların eski işçilerinden bir kısmıyla olan iş akitlerinin sona ermesinin ve sonrasından bu işçilerin davalı şirkette işe başlamalarının davalının eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalının eylemlerinden kaynaklanmışsa bunun haksız rekabet teşkil edip etmediği ile maddi ve manevi tazminat gerektirip gerektirmediği-
Belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği-Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açmış, bilirkişi raporuyla maddi tazminat miktarının belirlenmesi üzerine dava ile talep ettiği tazminat miktarını arttırmış olduğundan davacının belirsiz alacak davası açtığının kabulü gerektiği- "Dava konusu olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, maddi tazminatın, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak kısmi dava olarak talep edildiği, zamanaşımı süresi dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihinde kesilerek, bakiye alacak miktarı yönünden işlemeye devam edeceği" şeklindeki Özel Daire Bozma kararının hatalı olduğu-
Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından mahkemece ıslah dilekçesinde talep olunan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Borçlunun icra mahkemesinden talebi, ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü nedeniyle tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin olup, HMK'nın 26. maddesi gereğince hakimin tarafların talebi ile bağlı olduğu, buna rağmen talep aşılarak ödeme emrinin iptaline karar verilmesinin anılan yasa hükmüne aykırı olduğu-
Hakimin iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlaya karar veremeyeceği-
HMK'nun 26/1. maddesinde "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir". hükmünün yer alıdı; mahkemece, bu madde hükmüne aykırı olarak davacının talebine uygun olarak sadece asıl alacak yönünden karar verilmesi gerekirken talebi aşılarak faize de hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tazmini istemi-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
