Davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemleri- 6769 s. Sınai Mülkiyet Kanununun, özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirdiği- Marka koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olduğu- Somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabete dair kısmı yönünden reddi gerektiği- Davalının iflasına karar verildiği ve tasfiyeye başlandığı anlaşıldığından, müflis şirket yönünden hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların 'iflas masasına kayıt ve kabulüne' şeklinde hüküm kurulması gerektiği- "Tasfiyesine başlanılmışsa da iflas kararı ile ilgili basit tasfiye kararı verilmiş olup 2. alacaklılar toplantısının yapılmadığı, davacı şirketin iflas masasına alacak kaydı talebi bulunmadığı anlaşıldığından, kayıt kabul davası olamayacağı" şeklindeki karşı görüşe itibar edilmediği-
Müşterek mülkiyette hakkını kullanamayan paydaşın, buna izin vermeyen diğer paydaşın müdahalesinin önlenmesini isteyebileceği-
Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir....
Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK. mad. 72 kapsamında bir dava olduğundan, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibinin durdurulabileceği- Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan davanın da kendiliğinden icra takibini durdurmayacağı ve bekletici mesele yapılamayacağı- Cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibinin durdurulabileceği- Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı, bu hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarda, senedin delil olarak kullanılamayacağını öngördüğü, icra takibine etkisinin olmadığı-
Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemi-
Adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın, sözleşmeyi imzalayan taraflar tarafından birlikte açılması zorunlu olduğu-
6570 sayılı yasanın 7/ç maddesine dayalı yeniden inşa nedeniyle tahliye istemi-
Gerek, taraflar arasındaki sözleşme çerçevesinde cezai şartın tahsili istemiyle davacı tarafından daha önce açılan davada ve gerekse görülmekte olan davada, davacının uğradığı ileri sürülen zarar miktarının sözleşme süresinin sonu esas almak suretiyle hesaplanmış ve bu doğrultuda tazminat talebinde bulunulmuş olmasına; cezai şart istemine ilişkin önceki davada Yerel Mahkemece hüküm altına alınan tutarların fahiş görülmesi nedeniyle, mahkeme kararlarının Özel Dairece birden çok kez bozulmuş ve aynı yöndeki direnme kararı üzerine, Hukuk Genel Kurulunca da Özel Daire bozma gerekçesi benimsenmek suretiyle bozma kararı verilmiş bulunmasına; Yerel Mahkemenin, Hukuk Genel Kurulu kararına uyarak verdiği 20.4.2005 gün ve 2005/760-205 sayılı kararın, 9. Hukuk Dairesince 12.7.2005 gün ve 2005/19298-24821 sayılı ilamla onanmak suretiyle kesinleşmiş olmasına; bu durumda, davacının cezai şartı aşan bir zararı bulunmadığı-
Davanın terekenin tespiti ve koruma önlemlerinin alınması istemine ilişkin olduğu - Davacının terekenin tamamı üzerine tedbir konulması talebi üzerine mahkemece terekenin tamamı üzerine evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının kesinleşmesine kadar tedbir konulmasına karar verildiği - Davacı tarafça murisin mirasçısı aleyhine evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının açıldığı bildirildiğine ve söz konusu dava halen derdest olduğuna göre, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının başarıya ulaşması halinde davacının yasal mirasçı konumunu alacağı göz önünde bulundurulduğunda yerel mahkemece terekenin korunmasına ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararları ve bu kararlara itiraz neticesinde verilen itirazın reddi kararının isabetli olduğu -
Davaya konu taşınmazların iştirak halindeki mülkiyete konu olması karşısında, davalı tarafça davacı hakkında açılan «paydaşlıktan çıkarılma» davasının eldeki davanın sonucunu etkilemeyeceği ve bekletici sorun olarak ele alınmasının mümkün olmadığı–

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.