Kefil, kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçları ile kredi borçlusunun borcundan sorumlu olduğu- Davacı banka, davalı hakkında rehin açığı belgesine dayalı olarak icra takibi başlatmış ise de, rehin açığı belgesinin alacak miktarının tamamını göstermeyeceği- Mahkemece davalı hakkında başlatılan icra takibinin başladığı icra takip tarihi itibariyle bankanın kredi alacağı konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması gerektiği- İtirazın iptaline karar verilmesi halinde, hangi icra dosyasına yapılan itirazın iptal edildiğinin açıkça dosya numarası belirtilerek yazılması gerektiği-
Dava konusu senetlere ciro yoluyla hamil olan davalıya karşı şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesi için hamilin senetleri kötüniyetle iktisap ettiğinin kanıtlanması gerekeceği-
İtirazın kaldırılması ve tahliye istemi-
Alacaklının haciz talebinde bulunarak gerekli masrafı da yatırmış olmasının, haciz isteme hakkını kullandığının kabulü için yeterli olduğu- İcra müdürünün, borçluya gönderilen tebligatın dönmediğinden bahisle haciz talebinin reddine yönelik kararının sonuca etkisinin bulunmadığı ve bu durumda, alacaklının yeniden haciz isteyebilmesi için, İİK. mad. 78/5 gereğince, borçluya yenileme emrinin tebliğine ve dolayısıyla yenileme harcı alınmasına gerek olmadığı-
Davalı 03.01.2010 tarihinde kullandığı kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle yapılan takip sırasında adına kayıtlı taşınmazın 06.07.2015 tarihinde davalıya tapuda 77.000,00 TL bedel ile devrettiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından taşınmazın 180.00,00TL'ye satın alındığının bildirildiği ve diğer davalı tarafından bu bedelin elden alındığına dair adi yazılı belge ibraz edilmiş ise de taşınmazın satış tarihindeki temlik bedelinin 216.430,00 TL olduğu, tapu devir bedeli ile mislini aşan fark olduğu, doğalgaz, su ve elketrik abonelerinin 31.10.2007 tarihinde o zamanki malik olan ... adına kayıtlı olmasının uzun süren kiracılıkları nedeniyle sonuca etkili olmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından tasarrufun iptali koşullarının oluştuğu kanaatiyle 'davanın kabulüne' karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu-
Hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı arasındaki çelişki, yanında hükmün kendi içerisinde dahi çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulmasının gerektiği-
Dosyaya sunulan banka havalelerinde herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin kural olarak mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerektiği, ihtiyati haciz isteyen tarafın "aleyhine ihtiyati haciz istenen taraftan alacaklı olduğunu" yaklaşık olarak ispat edemediğinden ve İİK'nun 257. maddesindeki şartlar da oluşmadığından, "ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmesi gerekeceği-
Projede geçen ve alacaklılar tarafından toplantıda oylanarak, kabul edilen ‘adi alacaklıların anapara kısmı hariç, faiz ve diğer bütün fer’ilerinden feragat etmiş sayılmalarına’ durumunun bir tenzilat konkordatosu örneği olduğu, bu halde eşitlik ilkesine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.