1086 sayılı HUMK zamanında açılan bir davada iddianın yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile ispat edilememesi halinde delil listesindeki açıklamaya bakılması gerekeceği, buna göre delillerinde "her türlü yasal delil" şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise ilgilinin yemin deliline dayandığının kabul edileceği ve yemin teklif etme hakkının hatırlatılacağı-
Menfi tespit davası 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde açılıp davalılar vekili cevap dilekçesinde "... her türlü yasal delil" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan, davalılara yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacı dava dilekçesinde “sair her türlü hukuki delail” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış sayılacağından, akdî ilişkinin ispatı açısından davacıya davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmesinin gerekeceği-
Davacı-davalı koca tanığı H.'nin beyanında geçen hakaret olayından sonra, davacı-davalı kocanın eşine ihtar kararı gönderip eve davet etmekle önceki olayları hoşgörüyle karşıladığının anlaşılmasına göre davacı-davalı kocanın temyiz itirazlarının yersiz olduğu-
Ziynet alacağı davası- Davanın konusuz kalması- Davacının asli talebi ziynet eşyalarının aynen iadesine yönelik olup ıslah dilekçesi ile somut olarak tespit edilen ziynet eşyaları yanında, paketli olması ve keseye atılması nedeniyle tespit edilemeyen 87 adet hediyenin takdiri mahkemeye bırakılarak dava değerini belirlediği- İlk derece mahkemesince "somut olarak tespit edilen 118.046,06 TL değerinde ziynet eşyaları yanında 87 adet hediyenin çeyrek altın olduğu kabul edilerek 24.795 TL olmak üzere toplamda 142.841 TL alacağın faiziyle birlikte ödenmesine" şeklinde karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından 87 adet hediyenin tamamının çeyrek altın olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı belirtilerek istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince "hükmün usul bakımından kaldırılması" nedeniyle bu itirazın incelenmediği anlaşılmakla, taraflar arasında ihtilafsız bir alacaktan söz edilemeyeceği- Kaldırma kararı sonrasında davacı vekilinin beyanına bakıldığında "davalı tarafından yapılan ödemelerin Mahkemenin ilk kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği" anlaşıldığından ,"ilk kararda hüküm altına alınan ziynet eşyalarının bir kısmının aynen bir kısmının ise nakden iade edildiği ve bu şekilde borcun ödendiği" gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği- Yargılamanın yürütülerek taleplerin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesinin istenmesinde davacının hukuki yararının bulunduğu-
İhtilafın teslim edilen malların sipariş edilen mallar olup olmadığı noktasında olduğu, bu hale göre, mallar uhdesinde olan davalının siparişine aykırı mal gönderildiğini ispat yükü altında olduğu-
İ. sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteği-
Önalım hakkına konu edilen payın, 208 parsel sayılı taşınmazın paydaşı C.T. tarafından davalıya 11.05.2007 tarihinde 30.000.-TL bedelle satıldığı; davacının ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 2193,75.-TL olduğunu iddia ettiği; davacının bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerektiği; satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği-
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu-
Kayıt maliki olan davalının, ceza davası sırasında savcılık, mahkeme ve müfettişlere verdiği ifadelerde taşınmazın davacı tarafından gönderilen paralarla alındığını, kendisine ait olmadığını, üzerindeki konutların davacıya ait olduğunu açıkça beyan ettiği anlaşıldığından davalının bu ikrarının bağlayıcı nitelikte olacağı ve açılan tapu iptali ve tescil davasının kabul edilmesi gerekeceği–
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
