Miras bırakanın «saklı payı zedeleme kasdı»nın bulunmadığı yo-lunda sübjektif deliller varken sadece «değer farkı»na dayanılarak (objektif delil) tenkis kararı verilmeyeceği -
Miras bırakanın sağlığında mal varlığının tamamını veya bir kısmını, mirasçıları arasında hoşgörü ile karşılanabilecek makul ölçüler içerisinde paylaştırmışsa, mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz etme olanağı olmadığından; 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İ.ları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı-
Muvazaalı satışın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkin davada, evlilik birliği içinde ortak kazanç ile edinilen dava konusu taşınmazların üçüncü kişiye muvazaalı olarak satıldığı iddiasının 01.01.2002 tarihinden sonra edilen mallara uygulanacağı, taşınmazların 01.01.2002 tarihinden önce edinildiği, davacının açtığı boşanma davasında davacının tahsili gereken bir alacağının bulunduğunun ispat edilmediğinin anlaşıldığı, taşınmazların dava dışı eş tarafından edinme tarihine göre 743 s. MTK'nun 170. maddesinin uygulanması gerektiği, buna göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın BK'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiği, taşınmazların satış değerinin gerçek değerinden düşük olmakla birlikte, taşınmazlarını satış yolu ile geçtiği mal kaçırma kastı ile yapıldığı veya davacının katkısı ile alındığının ispatlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanununun 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 237 (818 s. Borçlar Kanunun 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği-
Tasarrufun iptali davalarında, üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve icra dosyasındaki asıl alacak ve ferileriyle sınırlı olarak nakden tazminle sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu edilen taşınmazın dava dışı 4. şahısa devir tarihi itibariyle gerçek değerinin tespiti gerektiği- Tasarrufun iptali davalarında müddeabih ve dolayısıyla harcı belirleyecek değerin, borç miktarı ve tasarrufa konu taşınmazın değeri dikkate alınarak belirleneceği ve hangisi az ise harç alınacağı-
Miras bırakanları ,adına kayıtlı 405 parsel numaralı taşınmazını kendisinden ve kardeşlerinden mal kaçırmak amacıyla,bedel karşılığı olmaksızın muvazaalı olarak davalı adına devredildiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı olan 405 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının iptali ile mirasbırakanları ya da kendisi ve kardeşleri adına tesciline-
İİK'nın 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılacağı, oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçladığı- Bu tür davaların dinlenebilmesi için de davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği- Muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davalarında, davacı alacaklı İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde yer alan karinelerden de ispat kolaylıklarından faydalanamayacağı, bu nedenle muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davalarında, uyuşmazlığın doğru şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için davalılar arasında yapılan temlikin gerçek amacının ve gizlenen iradenin duraksamaya yer bırakılmayacak şekilde aydınlığa kavuşturulması, bunun için de borçluyla işlemde bulunan diğer kişi veya kişilerin böyle bir temiliki tasarrufunda bulunmalarının hayatın doğal akışına göre haklı ve makul bir nedeni olup olmadığı, davalı yanın alım gücünün bulunup bulunmadığı, satış bedeliyle sözleşme tarihindeki gerçek değer arasında fark ve tarafların birbirleriyle olan ilişkileri gibi olgulardan yararlanılması gerektiği- Davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun kardeşi olduğu, İİK'nın 280/3. maddesi gereğince borçlunun içinde bulunduğu malî durumu ve zarar verme kastını bildiğinin kabul edildiği, taşınmazın miras taksimi nedeniyle devrediliği savunulmuş ise de, tapuda resmi işlemin satış şeklinde yapıldığı, taşınmazın satış bedeli ile gerçek bedeli arasında misli fark bulunduğu, açıklanan nedenlerle dava konusu tasarrufun alacaklıya zarar verme kastı ile yapıldığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerinde bulunduğu-
Üzerinde ipotek bulunan hisseli bir taşınmazın, payı üzerinde ipotek bulunan paydaşlardan birisine ihalesinde; satış bedeline, ipotek bedelinin eklenip eklenemeyeceği-
Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücretinin takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden nisbi olarak belirlenmesi gerekeceği-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir...

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.