Taraflar duruşmaya çağrılmadan, bir başka deyişle taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesinin, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen "iddia ve savunma hakkının kullanmasına imkan tanınması ilkesi"nin doğal bir sonucu olduğu, gerçekten de savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası’nın 36. maddesi ile HMK.nun 27. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesinin mümkün bulunmadığı, aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağının, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edildiği-
Meskeniyet şikayeti sırasında, İİK. mad. 22 gereğince verilmiş icranın durdurulması kararı bulunmadığından, taşınmazın ihaleye çıkartılabilmesi için, meskeniyet şikayetine konu ilamın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmediği gibi bu hususun İİK'nun 134. maddesinde düzenlenen ihalenin feshi nedenleri arasında da yer almadığı-
Satış ilanı tebligatının usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshini isteme hakkı, sadece kendisine usulüne uygun tebligat yapılmayan ilgilisine ait olup, ihalenin feshini isteyen şikayetçinin, kendisine ya da vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu da, ayrıca ve açıkça ileri sürmediği sürece, bu hususun kamu düzeninden olmadığından, mahkemece re'sen fesih nedeni olarak incelenemeyeceği-
Her ne kadar İİK'nun 18/3.maddesi gereğince aksine hüküm bulunmayan hallerde duruşma yapılmasına gerek olup olmadığı icra mahkemesinin takdirine bırakılmış ise de, anılan takdir yetkisi mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre işin duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği durumlarda mahkeme takdir yetkisini duruşma yapmaktan yana kullanmasının gerekeceği-
İcra Hukuk Mahkemesi'nde takdiri kıymete itiraz etmiş olan avukatın icra dosyasına ayrıca vekaletname ibraz etmesine gerek olmadığı-
Davalıya ait arsadan kablolarını geçiren, kendisine inşaat yapılacağı ihbar edilerek deplase istenmesinden sonra deplasenin ne zaman yapılacağı konusunda davalıyı bilgilendirmeyen, 4 ay geçmesine rağmen deplaseyi bitirmeyen davacı kendi kusuru ile hasarın meydana gelmesine neden olduğundan, haksız eylem nedeni ile açılan tazminat istemli davanın reddi gerekeceği-
İİK’nun 133. maddesinde ihale alıcısının ihale bedelini ödememesi durumunda taşınmazın “hemen” satılacağı belirtilmiş olup, her ne kadar burada süre belirtilmemiş ise de tamamlama ihalesindeki amaç daha evvelki satışa hazırlık işlemlerinin yeniden tekrarı engellenerek taşınmazın hızla satılmasını sağlamak olduğu, somut olayda bu zorunluluğa riayet edilmeyerek yaklaşık 7 ay sonra tamamlama ihalesinin yapılmasının sağlanmak istenen amaçla mütenasip olmadığı, ihaleye yeterli katılımın olmadığı, Kanun gereğince taraflara bile satış ilanının tebliğinin zorunlu olmaması nedeni ile aradan uzunca zaman geçmesi de göz önüne alındığında talep ve talibin artmadığı, ihaleye sadece 1 kişinin katıldığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, ihalenin feshine karar verilmesi gerekeceği-
Zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten ve eğer alacağın muaccel olması bir ihbar yapılmasını gerektiriyorsa bu ihbarın yapılacağı tarihten itibaren işlemeye başlayacağından, davacı tarafın her bir kalem istemine ilişkin olarak iddia ettiği alacaklarının muacceliyet tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi zamanaşımı süresinin belirlenecek tarihlerden başlatılması gerektiği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.