Tapuda kayıtlı taşınmazların, Medeni Yasa'nın 713. maddesi hükmüne göre zilyetlik nedenine dayalı olarak tescili mümkün olmadığı gibi, davacı şirketin 1984 yılında çekişmeli yere şantiye binası ve müştemilatını yapması, keşif günü itibariyle terk edilmiş olsa da halen bu tesislerin zeminde bulunması, taşınmaza toprak çekip dolgu yapma faaliyeti imar ve ihya faaliyeti, üzerine depo, yatakhane ve yemekhane gibi binalar yapmak suretiyle kullanılması ise taşınmazın ekonomik amacına uygun zilyetlik olarak kabul edilemeyeceği; parselin dava konusu edilen bölümünün Hazine'den; satın alınması için davacı şirket yetkilisinin yaptığı başvuru, davacı şirket tarafından taşınmaz mülkiyetinin Hazine'ye ait olduğu ve taşınmazın malik sıfatıyla zilyet edilmediğinin kabulü anlamına geleceğinden davanın reddine karar verilmesinin isa­betli olduğu-
Çekişmeli taşınmazın evvelinin çalılık vasfı taşıdığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17 nci maddesi gereğince iktisap edilebilen yerlerden olduğunun anlaşıldığı- Dosya arasında yer alan, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman bilirkişi raporlarının içeriğinden ve raporlara ekli fotoğraflardan, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde ekim-dikim yapılmadığı ve ekonomik amaca uygun herhangi bir tasarrufun da bulunmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıkça gözlemlendiği gibi, 1981 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı, sabit sınırların bulunmadığı, taşınmazların doğal görünümünde oldukları tetkik edilmiş, yine raporlara ek fotoğraflardan, dava konusu taşınmazın kullanılmayan vaziyette olan komşu parseller ile toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzerlik ve bütünlük gösterdikleri, aralarında herhangi bir ayırıcı unsurun da bulunmadığı anlaşılmış; 2004 ve 2009 tarihli hava fotoğraflarında ise taşınmazın üzerinde yapı gözüktüğü belirtilmişse de öncesi imar ihyaya muhtaç olan yerlerin ev bahçesi, avlusu, arsası gibi amaçlarla kullanımının ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılamacağı hususu karşısında, çekişmeli taşınmaz bölümünde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı-
Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil istemi- Öncelikle mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişilerle, taraf tanıkları ve fen bilirkişi huzuru ile yeniden keşif yapılması, keşif sırasında davacıya talep ettiği kısmın sınırlarını göstermesi imkanının tanınması, bu kısmın fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide işaretlenmesi, mahalli bilirkişiler ve tanıklardan müşterek sınır olarak bahsedilen "kaş" yükseltisinin ve meyve ağaçlarının zeminde gösterilmesinin istenilmesi, bu kısımların fotoğrafları ile fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokinin çakıştırılması, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimler tarafından ne kadar süreyle ve hangi sınırlarla kullanıldığı, taraflara ait taşınmazların ortak sınırının neresi olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir biçimde kroki düzenlettirilmesi, bu krokinin ölçeklendirilerek büyütülmesinin istenilmesi, ziraat mühendisi bilirkişiden zeminde ortak sınır olarak kabul edilebilecek ayırıcı bir unsur olup olmadığı hususunda değerlendirmeyi içeren ve çekişmeli taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir rapor alınması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve el atmanın önlenmesi ile yıkım istekleri yönünden davanın tefrik edildiği gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği-
Bataklık ve sazlık niteliğinde bulunan taşınmazlar TMK.’nun 715, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup bu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya ile kazanılamazlar. TMK.’nun 999.maddesi gereğince de bu gibi yerlerin özel mülkiyet niteliğinde tapuya tescilleri mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın niteliği bataklık olduğuna ve bu gibi yerlerin özel mülkiyet niteliğinde tapuya tescilleri mümkün bulunmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine karşın kendisini vekille temsil ettiren Orman Yönetimi ve Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının hatalı olduğu-
Tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilmesi gerekeceği, fakat tapu kaydı, tedavül kayıtlar, tapulama tutanağındaki açıklamalara göre davalı kayıt malikleri H. anası F., H. oğlu D., H. oğlu A., H. oğlu İ., H. oğlu S. ve A. karısı H. tanınan ve bilinen kişiler olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğinin kabule olanak bulunmayacağı-
Usulüne uygun ve yeterli hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığı, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, 1 fen bilirkişi, 1 orman mühendisi bilirkişi ve 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi refakatinde yeniden keşif yapılması gerektiği-
Hukuki sebepli olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada, kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması, mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlarda o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceği, yine, tapu sicili ekindeki kadastro tutanağı, tedavül (el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması durumunda da bilinmeyen kişi olarak kabul edilemeyeceği- Tapulama tutanağında aynen "...adlarına tahdit ve tespit yapıldı." yazılmış olduğuna göre, tapu malikinin kim olduğu belli olup TMK'nın 713/2 koşulları oluşmadığından bu sebeplerle davanın reddinin gerektiği-
Ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, bu gibi yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı, o halde geniş bir alanı kapsayan taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespit edilmesi gerekeceği-
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.